AKP ispatladı: Para insanı dinden, imandan çıkarır!

AKP ispatladı: Para insanı dinden, imandan çıkarır!

Ergun Babahan

T24
01 Ekim 2014, 16:20
 MİT’in durdurulan TIR’ları ve 17-25 Aralık yolsuzluk soruşturmalarına ait dinleme kayıtlarının yayınlanması, iktidarın dengesini bir daha bozdu ve Türkiye’nin hukuk devleti olmaktan tamamen çıkmak üzere olduğunu gösteren gelişmelere neden oldu.

AKP’nin Facebook sayfalarında Erdoğan ve partiye bağlılıklarını açıkça ilan eden hakimleri, özel yetkili Sulh Ceza Yargıcı olarak atadığı herkesin malumu. Parti komiseri gibi çalışan bu mahkemelerden çıkan kararlar, iktidarı memnun etmeye yönelik oluyor.

Bunun bir örneği daha dün yaşandı. İnternet üzerinden yayın yapan Karşı Gazete ve Grihat, İstanbul 3. Sulh Ceza Mahkemesi’nin verdiği kararla basıldı, polis söz konusu haberlerin sanal ortamdan çıkarılmasını istedi, gazeteciler red edince de hard disklere, evraklara el koydu.

Artık hızla lafta kalan Anayasa’nın koruduğu haber alma özgürlüğü bir kez daha açıkça ayaklar altına alındı.

İstanbul’da bu olurken Antalya’nın modern görünümlü Belediye Başkanı Menderes Türel’in oluşturduğu jüri, bir belgeseli Erdoğan’a hakaret ettiği gerekçesiyle yarışma dışı bıraktı. Sanatçılardan bir tepki geldi mi bilgim yok ama herkesin sessizliğe itildiği bu ortamda, böyle bir tepki beklemek belki de hayalcilik.

Her türlü Batılı ilke ve değere savaş açan, çoğulculuğu inkar eden, hukuku ayaklar atına alan AKP iktidarı, bir yandan da Avrupa Birliği üyeliği masalını sürdürüyor. Bu haliyle Şangay Beşlisi’ne girme umudu bile yok, çünkü her yanı oynuyor.

Ülkenin giderek insanı boğan, yaşayamaz hale getiren ortamının küçük iki örneği bunlar.

Bütün mesaisini yolsuzluklarını örtmek, Paralel Yapı diye bellediği insanlardan intikam almaya harcayan AKP iktidarı ekonomiyi de hızla duvara doğru götürüyor. Elektrik ve doğalgaza yapılan yüzde 9 zam ve Ağustos ayı cari açık rakamının 8 milyar dolar gelmesi bunun açık örneği. Doların 2.5 lira sınırına doğru hızla yol aldığı, zamlar sonucu enflasyon çift haneli rakamlara çıkmasının kaçınılmaz hale geleceği ülkede, inşaat sektörü ve yolsuzlukla çar çur edilen kaynakları, daha fazla yoksulluk olarak geri dönecek kaçınılmaz olarak.

Bunlara bir de yanlış, mezhebe dayalı Ortadoğu politikaları nedeniyle çıkacak yeni sorunları ekleyin. Erdoğan’a göre 4.5 milyar dolar, Bakanlar Kurulu Başkanı’na göre 3.5 milyar dolar harcadığımız mültecilerin geri dönme olasılığı her geçen gün daha azalacak.

Kobani nedeniyle daha fazla su yüzüne çıkacak Kürt karşıtı politikalar, sadece barış sürecine darbe vurmakla kalmayacak, bölgede halk hareketini artıracak. Suruç’ta, Nusaybin’de gördüğümüz protesto hareketlerine, bölgedeki gelişmelere bağlı olarak yenileri eklenecek, büyük kentler bile gerilime sürüklenecek.

Ekonomisi dikiş ipliğine bağlı, medyası susturulmuş, her türlü muhalefet hareketi sindirilmiş bir ülke bu kadar gerilimi nasıl kaldıracak?

Amerika ve Almanya’nın yurttaşlarına ‘‘Türkiye’ye gitmeyin’’ dediği bir dönemden geçiyoruz.

Suriye’de özerk bir Kürt varlığını engellemek için Obama’dan beklediği desteği bulamayan Erdoğan’ın Süleyman Şah Türbesi üzerinden bu ülkeye asker göndereceği dedikodularının doruğa çıktığı bir dönem aynı zamanda.

Yargının 12 Eylül döneminde bile örneğini görmediğimiz bir şekilde iktidara bağımlı hale getirildiği, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu seçimleri nedeniye, yargının baskıya alındığı bir dönem aynı zamanda.

Yaşadıklarımız aslında insana ilişkin…

İnancı veya inançsızlığı ne olursa olsun, gücü ve imkanı bulunca insanın Allah korkusunu bile unutacağının açık göstergesi.

Hukukun üstünlüğü fikrini demokrasiden önce geliştiremeyen orta gelir düzeyindeki her ülkeninin içine düşmesi muhtemel bir durum bu. Seçimle işbaşına gelen diktatörlük.

Sonuçta Almanya’da da böyle olmamış mıydı…

T24 HABER

Yorum Gönder