Doğrularda Derinleşmek İsteyen Bir Adam: Garaudy

19 Haziran 2012 Salı 03:27

''İslam, çağları arkasından sürükleyen bir dindir. Diğer dinler ise, çağların arkasında sürüklendi. Yani, İslam dışındaki bütün dinler zamana uyduruldu. Reforma tabi tutuldu. Mukaddes kitaplar zamana göre tahrif edildi, değiştirildi. Kur’an-ı Kerim ise indirildiği günden beri her zamana hükmetti.'' Geçen hafta vefat eden Roger Garaudy üzerine biyografik çalışma.

Doğrularda Derinleşmek İsteyen Bir Adam: Garaudy

Ölüm haberi ve Vasiyeti Şok etti:

1982'de Müslüman olan Roger Garaudy'nin cenazesinin İslami usullere uygun yapılmaması, Türkiye'de Diyanet İşleri Başkanlığı'nı da harekete geçirdi. Cenaze törenine katılması beklenen Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez'in törenin krematoryumda yapılacağını öğrenmesi üzerine Paris'e gitmekten vazgeçtiği belirtiliyor. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın cenazenin İslami usullere uygun yapılması için ailesini ikna etmeye çalıştığı da kaydedildi.

Ailesi, Garaudy'nin hayatının sonuna kadar Müslüman yaşadığını ve Müslüman olarak öldüğünü belirtiyor. Ancak cesedinin yakılmasıyla ilgili vasiyetine saygı duyulmasını talep ediyor.

Öte yandan, Garaudy'nin ölümü Fransız basınında da geniş yankı buldu. 1996'da Yahudi soykırımının yaşanmadığı yönündeki tezlere yer veren kitapları nedeniyle "soykırım inkârcılığı" ile suçlanan Garaudy hakkında Le Monde gazetesinde çıkan haberde "Soykırım inkârcısı Garaudy öldü" başlığı kullanıldı. Le Monde, "Roger Garaudy 1996'da inkârcı tezleri kabul etmesinin ardından Fransız fikir sahnesinde tamamen kayboldu. Ancak bu tercih ona Arap-Müslüman dünyasında muazzam ve endişe verici bir popülarite kazandırdı." ifadelerine yer verdi. (Ajanslar)


''Bugün bizler öyle bir mecraya girdik ki, sistemimlzin bütün gidişatı intihara doğru.., Faustçu" olarak adlandırabileceğimiz bir kültür modeline bağlı olarak büyüyor, gelişiyoruz. Faustçu kültür ise, ferdiyetçiliği ve kuru bir akıl anlayışını insanlar ve tabiat üzerine hakim kılmak esasına dayanıyor, işte bu perspektif içinde her geçen gün felakete doğru ilerliyoruz. Çünkü bu büyüme modeli insan île tabiat arasındaki ilişkileri asıl mecrasından uzaklaştırmaktadır. Cemiyetlerimiz, orman insanı ferdiyetçiliği ile totalitarizm arasında gidip gelmektedir. Fakat asla bir cemaat düşüncesine sahip olamadık. İnsandaki ulvî duygu varlığını ilahî yönü hep ihmal ettik, bu hislerin gücüne inanmadık.”

Roger Garaudy Kimdir?

Roger Garaudy, Fransız filozof, yazar ve eski katolik komünisttir. 1981 yılında Müslüman olmuş, bunu da tüm dünyaya şu sözleriyle ilan etmiştir:

“İslam, çağları arkasından sürükleyen bir dindir. Diğer dinler ise, çağların arkasında sürüklendi. Yani, İslam dışındaki bütün dinler zamana uyduruldu. Reforma tabi tutuldu. Mukaddes kitaplar zamana göre tahrif edildi, değiştirildi. Kur’an-ı Kerim ise indirildiği günden beri her zamana hükmetti. O zamanı değil, zaman onu izledi. Zaman yaşlandıkça O gençleşti. Bu, çağlar üstü bir olaydır. Bugüne kadar bunca savaşların bıraktığı korkunç, sosyal, siyasi ve ekonomik sarsıntılardan daha büyük bir olaydır. İslam, materyalizme de, pozitivistlerin görüşüne de, egzistansiyalistlere de hâkimdir. Fakat bunlardan hiçbiri, İslam’a hâkim değildir.”

Atalarından kalma Hıristiyanlık dinine mensup olmalarına rağmen, dinsiz bir ailenin çocuğu olarak17 Temmuz 1913'te Marsilya'da dünyaya gelir. İlk, orta ve yüksek tahsilden sonra felsefe dalında öğretim görevlisi olur. Marksist fikirlerin etkisinde kalarak ateşli savunuculuğunu yapar.

1952 yılında Sorbonne Üniversitesi'nden edebiyat dalında, 1954 yılında da SSCB Bilimler Akademisi'nden bilim dalında doktor unvanını alır. Fransa Parlamentosu’nda milletvekili, meclis başkan yardımcılığı, milli eğitim komisyonu üyeliği ve senatör olarak görev yapar. Daha sonra profesör olarak görevini devam ettirir. 1956'da Komünist Partisi Siyasî Büro Şefi olur. Marksist Araştırma ve İncelemeler Enstitüsü'nün Müdürlüğünü yapar. Marksist felsefeyi çeşitli yönleriyle araştıran çok sayıda eserler yayımlar.

Dünyaca ünlü düşünür, yazar, akademisyen Roger Garaudy, emekliye ayrıldıktan sonra, tüm zamanını araştırmalarına ve yazmaya ayırır. Yarım kalan eserlerin tamamlanması, eksik kalan düşüncelerinin tamamlanması, yıllar yılı ‘gerçeğin’ özlemiyle hasret beynini ve yüreğini, doğruların güzelliğiyle doldurmak için mücadeleye girişir.

Komünizmden Yeniden Doğuşa

Marksist felsefe ve komünizm üzerine araştırmaları ve çalışmaları çok ses getirir. Artık dünyanın konuştuğu, bu alanda kendilerine rehber edindikleri bir hoca olmuştur.

Ancak 1968'de Rusya'nın Çekoslovakya'yı işgaline karşı çıkar. Hem Rusları, hem de Fransız Komünist Partisi'ni tenkit eden yayınlar yapar. Rus komünistlerine, Fransa’da kurmak istedikleri sosyalizm ile kendilerinin Çekoslovakya’da zorla kabul ettirmek istediklerinin aynı olmadığını haykırır.

Fakat bu çıkışı kendisinin Komünist Partisinden atılmasına neden olur. Oysaki o güne gelinceye kadar milyonları peşinde sürükleyen, selefler yetiştiren, fikir babalığı yapan bir akademisyendir.

Batı Medeniyetinin problemlerini, insanın geleceğin! ve Üçüncü dünyanın meselelerini araştırmaya koyulur. Bu araştırmalarını daha da geliştirmek amacıyla, Unesco'ya bağlı, ‘Medeniyetlerin Diyalogu için Milletlerarası Enstitü’yü kurar. Artık, Batı medeniyetlerinin dışında başka medeniyetleri, özellikle de İslam’ı tanıma ve araştırma fırsatı bulmuştur. Yaşamı boyunca, şaşırtıcı şekilde üç kez İslam’la karşılaştığını, ikisinin üzerinde durmasa da, beyninin bir taraflarında etkilerini hissettiğini, üçüncüsünün ise kendisinde ciddi bir değişim ve dönüşüm yarattığını ifade etmektedir.

İlk olay, 14 Eylül 1940 tarihinde, "gizil örgüt" kurmak suçundan Mareşal Petain rejimi tarafından tutuklanıp Cezayir'deki bir kampa yollanmasıyla başlar. Kampta bir gösterinin düzenleyicileri arasında olduğu için, Fransız komutan tarafından kurşuna dizilmek istenmiştir. Cezayirli askerin “Müslüman bir savaşçı için silahsız birine ateş etmek, askerlik şerefiyle bağdaşmaz” sözleriyle emre itaatsizliği ve hayatının kurtulmasıdır. 3 yıllık tutukluluktan sonra, serbest bırakıldığında Cezayir’e gidip 1 yıl kalır ve İslam’ı araştırmak ister. Ancak oranın kütüphanelerinde, İslam sanatı üzerine birkaç kitap dışında bir şey bulamaz

İkinci olay yine aynı yıl Cezayir’de kaldığı süre içinde gerçekleşiyor ve Cezayirli Müslüman Alimler Birliğinin başkanı Şeyh Beşir el-İbrahimî ile tanışıyor. Cezayirli Emir Abdülkadir hakkında bilgiler ediniyor ve İslam hakkında yeni şeyler öğreniyor.

Fransa’ya dönmesinin üzerinden yıllar geçiyor. Yıl 1968. Avrupanın, özellikle de Fransa’nın politikalarında değişimin gözlenmeye başlandığı yıllar. Medeniyetlerin Diyalogu îçin Milletlerarası Enstitü adlı merkezinin amacı doğrultusunda, Batılı olmayan ülkelerin, dünya kültüründeki rolünü ortaya koymaya çalışır. Batı insanındaki üstünlük kompleksinden, daha doğrusu bir vehimden kaynaklanan monologun, hep kendisinin konuşmasının, böylece durdurulabileceğini düşünmektedir.

Böyle bir medeniyetin kendi kendisini tükettiğini, insanlığın ona muhtaç olmadığını ispatlayan birçok kitap yazar. Batı kültür ve medeniyetinde, Batılı olmayanların payları olmadığını iddiasını çürüten çeşitli kitapları yayınlanır. İslam olmadan, İslam’ı aramanın yollarında mücadelesini sürdürmektedir emin adımlarla.

Son olay ise, Katolik Kilisesinin, Filistin meselesindeki tutumunun içyüzüne vakıf olmasıyla, son kararını vermesiyle neticelenir. O artık Müslüman olmaya karar vermiştir.

İsrail'in Lübnan'a yaptığı son istilânın ilk günlerinde, "Le Monde" gazetesinde uzun bir makale yayınlayarak, Siyonizmi takbih(kınama) ettiğini açıklar. Bunun neticesinde hem kendisi, hem de "Le Monde" gazetesinin yazı işleri müdürü yahudi aleyhtarı olarak itham edilir.

“İsrail devletini temelden tenkit etme dikkat edilsin temelden kelimesini kullandım.Cinayet sayılabilecek şu veya bu, tek kalmış olaylar değil  yani Siyasi Siyonizm temeli üzerinde kurulmuş bir devletin iç mantığını incelemeye kalkışmak derhal “Nazilikle” suçlanmanın ve neticede ölümle tehdit edilmenin en emin yoludur.

Bugün Fransa'da Katolik inanç eleştirilebilir, Marksizm konuşulabilir, Allahsızlık tartışılabilir. Milliyetçilik ele alınabilir. Sovyetler birliği rejimi yere vurulabilir. Birleşik Amerika ve güney Afrika’nın yönetim biçimleri suçlanabilir. Yahut anarşi veya monarşi taraflısı görünülebilir. Bütün bunları yaparken insan, normal bir tartışma veya çekişmenin ötesinde hiçbir rizikoya katlanmak zorunda değildir. Ancak Siyonizm konusu ortaya çıktığında, dünya bir anda değişmektedir. Bu çizgiden sonra düşünen insan, edebiyatı geride bırakır ve ‘suç-ceza’ alanına girer." (Roger Garaudy, Siyonizm Dosyası – Pınar Yayıncılık. İstanbul)

İslami Düşünce ve Roger Garaudy

İslam ile hayatında cevabını bulamadığı en önemli üç sorunun cevabını bulduğunu ifade etmiştir:

- Hz. Muhammed (a.s.m.), hiçbir zaman yeni bir din ihdas etme iddiasında bulunmadı. Bize Hz. İbrahim’in temel inancını tebliğ etti. Kuran’da Hz. Musa ve İsa, İslam’ın peygamberleridir. Dünya, onun içinde Yahudi. Hıristiyan, Müslüman birliğini kurabilir.

- İslam, ilmi hikmetten, hikmeti de imandan ayırmaz. Müslüman ilim, Kurtuba Üniversitesi'nin en parlak döneminde. Sebeplerin araştırılmasıyla gayelerin araştırılmasını birbirinden ayırmıyordu. Bu da ilmin ve tekniğin, ilim ve teknik bürokrasisine; politikanın Makyevelizme dönüşmesini engeller. Sadece "nasıl" değil, "niçin" sorusunu da sormaya zorlar.

- İslam, inançla politika arasındaki (insanın iki boyutu) ilişkiler meselesinin ortaya atılmasını sağlar ve onları kilise ile devlet arasındaki ilişkilerle (iki kurum ilişkisi) karıştırmaz

Ona göre İslam, insanı yaratılmışların en olgunu ve en şereflisi olarak kabul ederken, onun sömürülemeyeceğini anlatmıştır. İsraf, gösteriş ve lüksü tamamen yasaklayan, kazancı, alın terindeki damlacıklarda arayan, biriken sermayeyi fakire ölçülü ve ahlak kaideleri içinde aktaran, faizi, tembelliğe ve fakiri ezmeye ittiği için yasaklayan ve gayr-ı meşru serveti bu kaideyle imha eden bir sistemler manzumesidir...

İslam ile diğer dinler arasındaki farkı, şu cümlelerle ifade etmiştir: Bana göre İslam, çağları arkasında sürükleyen bir dindir. Diğer dinler ise, çağların arkasında sürüklendi. Yani İslam dışındaki bütün dinler, zamana uyduruldu. Reforma tabi tutuldu. Mukaddes kitaplar. Çağlara göre tahrif edildi. Kur'an ise indirildiği günden beri hep zamana hükmetti O, zamanı değil, zaman onu takip etti. Zaman yaşlandıkça, O gençleşti… Bu, çağlar üstü bir olaydır. Bugüne kadar bunca savaşların bıraktığı korkunç sosyal, siyasî ve ekonomik sarsıntılardan daha büyük bir olaydır bu..."

Roger Garaudy, İslam’ı seçtikten sonra, yıllarca mücadelesini verdiği sistemi eleştirmekten, onu yerden yere vurmaktan hiçbir zaman imtina etmemiştir. Bilakis, doğruya ulaşabilmek için elinden geldiğince mücadelesini sürdüreceğini belirtmiştir.

"Benim yapım değişmekle varlığını devam ettirir, değişmezse ölür. Ancak, aranan doğru bulunmuşsa, o zaman değişme, başkalaşma, değil; bulunan doğruda derinleşme olu.r"

O Kapitalizm ve Marksizm’i, birini insanı devlete karşı esir eden diğerini ise, insanı sermayeye karşı esir eden olarak görmektedir. Yani Marksizm ile kapitalizmin ikisi de insanı sömüren sistemlerdir. İslam ise bunlara karşı, insana prestijini iade eden bir sistemdir demektedir.

Kendisini, ‘sonradan Müslüman olmuş biri olarak, eski Müslümanlara dinini öğretmeye çalışıyor’ şeklindeki eleştirilere karşı, “Benim kitabım Müslümanlar için değildir. Bunu Müslümanlara akıl vermek için değil, kendi vatandaşlarıma İslam’ı duyurmak için yazdım. Bu bakımdan da asıl, İslam bizim geleceğimizdir” diyerek olgunluğunu, mütevaziliğini ve erdemliliğini gözler önüne sermiştir.

Eserleri

Batı Terörizmi 2004

İsrail'in kuruluşundaki Mitler 1995

Tanrı gerekli mi?

Karl Marx 1972 ve 1977

Sosyalizmin bir Fransız modeli üzerine 1968

Lenine 1968

Hegelin düşüncesi 1966

20.yy Marksizmi 1961

Tanrı Öldü 1962

İnsanın Ufukları 1955

Materyalist Bilgi Teorisi

Bilimsel sosyalizmin Fransız kaynakları 1949

Siyonizm Dosyası

Sümeyye Demir 

Kaynak: Fıtrat.com

Yorum Gönder