Kürdistan Dağları Yanmaya Devam Ediyor...

11 Ağustos 2015 Salı 23:33

Kürdistan’ın dört bir yanı, ormanları, dağları, köyleri haftalardır yanıyor. Şırnak, Mardin, Dersim, Hakkari ve Diyarbakır’da Temmuz ayının ortalarından itibaren şüpheli bir şekilde eş zamanlı olarak birçok noktada çıkan yangınlara her gün bir yenisi ekleniyor.

Kürdistan Dağları Yanmaya Devam Ediyor...
 Temmuz ayının ortalarından itibaren özellikle özel güvenlik bölgeleri olarak ilan edilen bölgelerde çıkan yangınlara her gün bir yenisi ekleniyor. Söndürüldükçe yenisi çıkan bu yangınlar, maddi ve manevi olarak birçok insanın yaşamını olumsuz etkilerken, Kürdistan’ın ekolojik dengesine ve yaban hayatına da büyük zararlar veriyor. Kürdistan ormanlarından şu ana kadar yüzde 10’un üzerinde bir alan küle dönerken, bölge seçilmişleri, yangınların tamamen insansızlaştırmayı hedeflediğini belirtiyor. 

Kürdistan’ın dört bir yanı, ormanları, dağları, köyleri haftalardır yanıyor. Şırnak, Mardin, Dersim, Hakkari ve Diyarbakır’da Temmuz ayının ortalarından itibaren şüpheli bir şekilde eş zamanlı olarak birçok noktada çıkan yangınlara her gün bir yenisi ekleniyor. Bölge halkı kendi çabaları ve kıt imkanları ile yangınları söndürmeye çalışsa da, devlet tarafından helikopter itfaiye ile söndürülmediğinden ve soğutma işlemi yapılmadığından yangınlar tamamen sönmüyor ve insanların gidemedikleri sığ alanlar yanmaya devam ediyor. Günlerdir devam eden yangılara her gün bir yenisi ekleniyor. Halkın kendi çabaları ve kazma kürek ile yürüttükleri söndürme çalışmalarına ise orman bölge ve il müdürlüklerin, valilikler ve kaymakamlıklardan da şu ana kadar bir destek gelişmiş değil. Yangınların çıktığı bölgelerin büyük bir kısmının Çözüm Süreci’nde son yaşananlarla birlikte özel güvenlik alanı olarak ilan edilen bölgeler de meydana gelmesi ve eş zamanlı olarak çok sayıda farklı noktada çıkması bölgenin insansızlaştırılmaya çalışıldığı endişelerini güçlendiriyor. 

Peş peşe Şırnak’ın Cudi, Küpeli, Çırav, Besta, Kilise Dağı, Dersim’de Karakoç ve Ambar köyleri ile Mardin’in Midyat ve Nusaybin ilçelerindeki Bagok Dağı’nda çıkan orman yangınları, özel güvenlik bölgeleri olmaları nedeniyle söndürme çalışmaları yapılamıyor. Bölge insanı çıkan yangınları söndürmek için büyük bir çaba sarf etse de itfaiye helikopterler olmadığı için yangınları tamamen söndürmek imkansız hale geliyor. Birçok yerde çıkan yangınlar, köylere kadar yayılarak evlerin ve ekinlerin kül olması ile sonuçlanıyor. Son birkaç hafta içinde Diyarbakır’ın Lice, Kulp, Silvan, Dersim’in Ovacık, Hozat ve Pülümür, Şırnak’ın Silopi, Cizre, Uludere, Beytüşşebap, Hakkari’nin Şemdinli, Mardin’in Nusaybin ve Midyat ilçelerinde yangınlar çıktı. Sadece Lice’de dört gün yaşanan orman yangınında yüzde 10’luk bir alanın yandığı, Dersim’de ise 70 dekarlık bir alanın kül olduğu kaydediliyor. 90’lı yıllarda köyleri yakılanların tekrar köylerine dönerek evlerini yapmaya ve tarlalarını ekmeye başlamasıyla verdikleri bu emek de çıkan yangınlar sonucu kül oldu. 


Dersimliler köylerini boşaltmamakta kararlı 

Orman yangınlarının bölgede uygulanan savaş konseptinin içinde olduğunu ve hiçbirinin rastlantı olmadığını belirten Dersim Milletvekili Edibe Şahin, yangınların özellikle askeri operasyonlar sonrası veya askerlerin eğitimleri sonrasında eğitim alanlarında çıktığına işaret ederek, “Bu yangınların askerle ve operasyonlarla ilgili olduğu çok açık” dedi. Dersim’de daha önce böyle yangınlara tanık olmadıklarını aktaran Şahin, çıkan yangınlara can güvenliği ve araçlara verilen zarar gerekçesiyle orman işletme kurumlarının söndürme çalışmalarına katılmadıklarını sadece Dersimlilerin söndürmeye çalıştığını dile getirdi. Dersim’in 14 bölgesinin özel savaş bölgesi ilan edildiğine işarete eden Şahin, bu kadar küçük bir kentin baştan başa yasaklı ilan edildiğini söyledi. Dersim’deki bazı köylere Temmuz ayının 4-19 arasında tebligatlar gittiğini ve can güvenliği gerekçesiyle köylerinin boşaltılmasının istediğini kaydeden Şahin, şunları söyledi: “Bu can güvenliği meselesi değil. Burada yaşayanlar yasak bölgenin anlamını 38’den bu yana çok iyi biliyorlar. Her defasında katliam, sürgün köylerin boşaltılıp yakılması, olağanüstü haller ile insansızlaştırılan bir coğrafya meselesidir. Yerinden edilen insanlar var. Köylüler, ‘Biz burayı boşaltırsak üretim ve yaşam alanlarımızdan uzaklaşacağız ve zaten yine ölmüş olacağız diyerek’ topraklarını hiçbir şekilde terk etmeyeceklerini söylüyorlar. Pülümür ve Hozat’ın bazı köylerinin boşaltıldığına ilişkin bilgiler geliyor ama teyit edemedik. Valilik ve diğerleri bize can güvenliği nedeniyle alınmış tedbirler olduğunu söylüyor ama bunlar tersine insanları yerinden ederek bölgeyi insansızlaştıran, tekrar panik ve korku ile savaş psikolojini yaratıyor” dedi. 

‘Yangınlar, Kürdlere karşı topyekün savaşın bir parçasıdır’

Şırnak’ta çıkan yangınlara izli mermiler ve top atışlarının yol açtığını kaydeden HDP Şırnak Milletvekili Ferhat Encü de, “Bu bilinçli olarak Kürdistan doğasına zarar verme politikasıdır” dedi. Son 2-3 haftadır Kürdlere karşı yürütülen topyekün savaşın bir parçasıdır” dedi. Şırnak’ta bir hafta önce 9 bölgenin yasaklandığını kaydeden Encü, bu bölgelerin içinde onlarca köyün olduğunu kaydetti. Bu bölgenin tek geçim kaynağının hayvancılık ve arıcılık olduğunu kaydeden Encü, yangınların Şırnaklıları hem madden hem de manen çok olumsuz etkilediğini ve yaşam alanlarının yandığını söyledi. Encü şöyle devam etti: “Bugün yaşananları 90’larda yaşananların aynısıdır. İnsanlarımıza bu travma yıllardır yaşatılıyor. Amaç burayı insansızlaştırmak, insanlarımızı göçe zorlamaktır. Boşaldıktan sonra istedikleri gibi bu alanları kullanabileceklerini düşünüyorlar. Amaç baskı ile sindirmek, provokasyon zeminine çekmek, kaos yaratmaktır. Son iki haftadır bunu açıkça ortaya koyuyorlar. Valilikle yaptığımız görüşmede anızlar yakılıyor neden kimse ses çıkartmıyor da buna ses çıkartılıyor gibi cevaplar alıyoruz. Doğanın ve hayvanların tümünün yok edilmesini anızların yanmasıyla eşdeğer görüyorlar.” 


Bagok Dağı’ndaki Süryani köyleri tehlike altında 

Mardin’de çıkan yangınların özellikle 90’larda boşalan bölgelere tekrar geri dönen köylerin etrafında çıkarıldığını aktaran Mardin Belediye Eşbaşkanı Februniye Akyol, Bagok Dağı’nda çıkan yangınların köylere doğru yayılmaya başladığını ve köylerin yanmasından endişe duyduklarını söyledi. Bagok’taki yangın bölgesinde 10 Süryani ve bir de Kürd köyü olduğunu belirten Akyol, “Köylere dönüşlerin başlamasıyla birlikte çıkan orman yangınlarının asla tesadüf olduğuna inanmıyoruz. Ama nasıl bir yöntemle çıkarıldığını bilmiyoruz. 7 ayrı noktadan çıkarılan bu yangın Süryani köylerine doğru hızla ilerliyor. İki köyümüze zarar vermeye çok yaklaştı. Bir köyümüzü evler tam yanacakken halkla birlikte yangını söndürmeyi başardık. Bir diğer köyde ise bağlantı kuramadık. Köylerin yanması tehlikesi ile karşı karşıyayız” dedi. Belediyelerin itfaiyelerinin ve imkanlarının yeterli olmadığını altını çizen Akyol, söndürme için helikoptere ihtiyaç duyduklarını belirterek, “Bakanlıktan helikopter talebinde bulunduk fakat yanıt alamadık. Müdahale de edilmedi. Tamamen halkın duyarlılığıyla ve itfaiye araçlarımızın gide bildiği kadar söndürüldü. Söndürülen yangınlar her an başlayabilir. Çünkü soğutma işlemi yapılamadı” dedi. Bölgede sivillerin amatörce yangınları söndürmeye çalışmasının da büyük bir risk yarattığını ifade eden Akyol, şunları söyledi: “İnsanlar canlarını ortaya koyuyor. Devletin nezdinde buradaki insanların hiçbir değeri yok ki, bizim açıkçası devletten bir beklentimiz kalmadı. Vali telefonlarımıza çıkmıyor. Dış gezideymiş kimseyi bulamıyoruz polis keyfi müdahalelerle bulunuyor.” 

Yüzde 24’lük ormanlık alanların yüzde 10’u kül oldu 

Savaş kararıyla birlikte bölgede birçok alandaki ormanlık alanların yakıldığına işarete eden Mezopotamya Ekoloji Hareketi Yönetim Kurulu Üyesi Gültekin Aydeniz ise, özellikle güvenli bölge olarak ilan edilen tüm bölgelerde yangınları çıktığını söyledi. Bu alanlarda bazı köylerin boşaltıldığına ilişkin bilgi aldıklarını dile getiren Aydeniz, Lice’de 150 ayrı noktada başlayan yangınların dört helikopterden atılan sarı toz sonrası yayıldığını kaydetti. Geriye dönük yılların ortalamalarına göre bölgede yüzde 24’lük ormanlık alanların yüzde 10’unun yandığına dikkat çeken Aydeniz, “Bu çok büyük bir oran” dedi. Orman yangınları ile birlikte doğa katliamı yaşandığını aktaran Aydeniz, “Bu ormanların içinde büyük bir biyolojik çeşitlilik ve canlılık sistemi de yok oluyor. Yangınları çıktığı yerlerde insanlar hayvancılık, tarım, bağ ve bostancılıkla geçiniyor. Ormanların taban bitki örtüsü tamamen yok olduğu için de meşe ağaçları da yandığından dolayı hem yaban hayvanların hem de hayvancılıkla geçinen köylerin hayvanlarının beslenebileceği bütün olanaklar ortadan kalktı. İki yıla kadar yangınların çıktığı bölgelerdeki halkın nasıl yaşayacağı büyük bir soru işaretidir. Bu çok önemli bir sorun olarak önümüzde duruyor. Bu yangınlar çok ciddi bir yaban yaşamı da beraberinde yok etti. Orada tilki, yaban domuzu, tavşan, binlerce kuş türünden canlının yandığı gözlemledik. Özellikle Geliyê Godari’de çıkarılan yangın, hem tarihsel, hem kültürel, hem de biyoçeşitlilik açısından son derece önemli olduğu bir bölge. Dünyada endemik olarak yetişen 3-4 bitki türü sadece orada yetişiyor. Bunlar yok olmayla karşı karşıya” diye konuştu. 

Yangınlardan birinci derecede etkilenen insan sayısının binlerle ifade edilebileceğini belirten Aydeniz, yangınların dolaylı olarak bütün bölgeyi olumsuz etkilediğini söyledi. Yaptıkları incelemelerde Lice’de 4 gün süren yangınların 7 bölgeyi ve birçok köyü etkisi altına aldığını belirten Aydeniz, “Bağ evlerinin tamamı ortadan kalktı. 2740 Dönüm üzüm bağı, 20500 Meyve ağacı, 594 Ton saman, 180 Ton kuru ot (hayvancılık için ayrılmış kışlık yem), 10.000 Adet kavak ağacı, 5800 Metre sulama hortumu, 4 Ton buğday, 10 Dönüm ekili tütün alanı, 15 Dönüm sebze bahçesi, 6 Evin avlusu, 4 Köy evi, 9 Bağ evi ve 1000 lerce Dönüm ormanlık alan yok oldu. Ve bu sadece Lice’deki 4 günlük yangının bilançosudur” şeklinde konuştu. 

HINIS HABER


Yorum Gönder