Dilimizi Yasaklayan ,Bize Dinimizi Öğretemez

Dilimizi Yasaklayan ,Bize Dinimizi Öğretemez

Misafir Kalem

25 Mayıs 2015, 12:52
''En temel dini ve insanî haklarımızı, dini kullanarak örtmek, görünmez kılmak, en başta o dine karşı sahtekarlıktır''

Peygamber, bi'set ile görevlendirildikten sonra 13 yıl boyunca Mekke'de tebliğ faaliyetlerinde bulundu. Kendisine bulduğu ilk taraftarlar, toplumunun en dezavantajlı kesimleri idi(birkaç istisna hariç). Kendisine tabii olanların sayısı 200-300 arasında idi. Medine'ye Hicretten ve Bedir Savaşı'ndaki galibiyetten sonra, islâma bölükler halinde katılımlar olmaya başladı.

Mehmet Demir: "Önemli olan Mekke'de islamı seçmekti, çünkü Medine Döneminde herkes Müslümandı".

İranlılar, çok zayıf oldukları ve islama karşı duramadıkları için Müslüman oldular. İranlılar Müslüman olduktan sonra, islam içinde erimemek için, Şiilik altında Fars milliyetçiliğine saptılar.

Şiiliğin diğer islam anlayışları tarafından islam dışı veya sapkınlıkla suçlanması, onları kendilerine özgü bir islam anlayışı(aynı zamanda onları koruyan) ile Şii-Fars milliyetçiliği etrafında kemikleşmelerini sağladı.Türkler ise islamı, yayılmacı siyasetlerine hizmet eder düşüncesiyle, Talas Savaş'ı sonunda islama girdiler.

Sonrasındaki uygulamaları, Osmanlı'daki imparatorluk ile çok geniş bir coğrafyaya yayılmaları (kendileri bunu islamı bu coğrafyalara taşıma olarak mitelendirmektedirler) islamdan nasıl faydalandıklarına en büyük kanıttır.

Kürtler ise, uzun süre Müslümanlar'a karşı savaş içinde oldular. Büyük kayıplar verdiler, ancak yenilmediler. Sonra herhangi bir baskı olmaksızın kendileri islama girdiler.

İslama girdikten sonra, Kürtler'in islamdan nemalandıklarına dair hiçbir done bulamazsınız. Bilakis islama büyük hizmetlerde bulundular. Yüzyıllarca Osmanlı-Fars Savaşları'nda, Osmanlı'lar lehine "en sağlam set" oldular. İslam adına yüzyıllarca ilim ve medeniyet ürettiler. Tarihteki birçok meşhur ilim adamı aslen Kürttür.

Yabancı bir bilim tarihçisi:

"İslama ait bütün materyaller(kitap vb.) yok olsa, Kürt ulemanın hafızası, o ilmi yeniden yazmaya muktedirdir" diye yazmıştı.

Kürtçe'nin Kırmancki-Zazaki lehçesinde bir Atasözü şöyle der:

"İslomiyet, Kirdîr wasla, Tirkîr kınca"

Yani; "İslamiyet, Kürt için uzuv(organ), Türk için elbisedir".Elbise; eskiyebilen, kirlenebilen, beğenilmediğinde çıkarılıp atılabilen bir şeydir.Günümüze gelecek olursak, milliyyetçilikle harmanlanmış bir Fars-İslam, Arap-İslam ve Türk-İslam anlayışından rahatlıkla bahsedebiliriz, ancak bir Kürt-İslam anlayışından asla bahsedemeyiz.Yıllarca Kürtler'in kemiyetinden(asker/işçi/seçmen/vb) ve beyninden, yerüstü ve yeraltı kaynaklarından istifade eden Fars/Arap/Türk Üçlüsü, Kürtlerle tarihin hiçbir döneminde "İslam Kardeşliği" dahil aynileşmedi. Onlara her zaman "yolunacak kaz" ve üstencilikle baktı.

Aşağıda fotoğraflarını paylaşacağım bir broşür, yaşananları anlamamıza yardımcı olacaktır.


       
  
       

Kürdistan'nın Türkiye parçasında yaşayan bir Kürt olarak, Türkiye Kürtlerinin içinde bulunduğu manzarayı resmetmeye çalışacağım:

Son iki yüzyıllık Kürt Mücadelesi, Kürtler'in var olma, varlığını kanıtlama Mücadelesi şeklinde cereyan etmiştir. Son 40 yıldan önceki mücadeleler, başarıya ulaşamamış, çok büyük kırılmalar ve katliamlarla sonuçlanmış, kısa bir dönem için sekteye uğramış olsa da son bulmamıştır. Son yüz-yüzelli yıllık, Kürtlere karşı oluşturulan Türk devlet politikası, çeşitli paradigmal dönüşümlere uğrasa da, Kürt inkârı ve Anti-Kürtlük özelliğinde bir değişime uğramamıştır. Yaklaşık yüz-yüzelli yıllık Mücadele'yi miras olarak devralan Kürt Özgürlük Hareketinin, Kürtler arasında bir uluslaşmaya evrildiğini gören "Türk Devlet Aklı", bunun önüne geçmek için, Kürdistan'da daha önceden deneyip başardığı yöntemlere dönüş yapmaya çalışmaktadır.

Bin yıllık bir "Kürt Yönetme Pratiği"ne ve Kürt sosyolojisine hakim olma özelliğe sahip bu akıl, Kürt uluslaşmasının önüne geçmek için, Kürdistan'a "Din Seferleri" düzenlemeye başladı. Koruculukla Kürt uluslaşmasının önüne geçemeyeceğini farkeden sistem, Hizbullah deneyimi ile, bir dönem Kürt Özgürlük Hareketini "Kontrol edilebilir" bir duruma getirmeyi başardı. İleride başedemeyebileceği öngörüsüyle, Kürdistan'da bir çok "ilişki" geliştirme ve kurumlar oluşturma yoluna gitti. Son yıllarda Kürdistan genelinde cemaatleşmelerin yanında, tarikatlar, vakıf ve dernekler yoluyla, "din kardeşliği" temelinde STK oluşumlarına başvurmaya başladı.

Her biri, birer paravan kuruluş işlevi gören bu kurumlar, devlet tarafından ciddi finanslar sağlanarak etkinleştirilmeye çalışılmaktadır. Kürtler'in ancak dini duygular üzerinden uluslaşmalarının önlenebileceğini farkeden sistem, Kürtler'in Hakları'nın önünde, bu paravan kurumlarla durmayı ve bu kurumlara bir "dalgakıran" işlevi gördürmeyi amaçlamaktadır. Kürdistan illerinin her sokak, cadde ve kuçesinde, bu paravan dernek, vakıf ve kurumların tabelalarıyla karşılaşabilirsiniz.

Mantar gibi biten ve Kürdistan'ı işgal için öncü birlikler görüntüsü veren bu kurumlar, önü alınıp, yapmakta oldukları deşifre edilmezse, ileride çok kötü sonuçlarla karşılaşılacağı aşikardır. Tarih boyunca Kürtler'in kendilerinden zülüm gördüğü bu üç milletin, Kürtlere asla öğretecekleri bir din yoktur. Kürtler'in Müslümanlığı da, bu üç milletin Müslümanlığı da apaçık ortadadır. Ve Türkler'e gelince, nüfusunuzun yoğun olduğu yerlerdeki dinsizlikle uğraşacağınıza, ve hem de birinci dini göreviniz akrabalarınızdan başlamanız olması gerekirken, Kürdistan'a "din seferleri" düzenlemeniz sadece sahtekar olduğunuzun kanıtıdır.

Kürtler sizi artık çok iyi tanıyor. Burada kurumlaşmalarınızı güçlendirmekteki amacınız, burayı terketme durumunda kalmanız halinde, Kürtler'in sizden sonra tekrardan aralarında kavgaya tutuşacaklarını ve idare edilmek için yeniden size muhtaç kalacakları konusundaki iğrenç hesaplarınızdır. Ancak Kürtlere ikinci bir

"BIYIKLI MEHMET PAŞA OLAYI" YAŞATAMAYACAKSINIZ!!!


"DİLİMİZİ YASAKLAYAN, BİZE DİNİMİZİ ÖĞRETEMEZ"

Kürt Özgürlük Hareketinin, sistemin bu politikasına karşı daha duyarlı olması, karşı argümanlar geliştirmesi, Kürdistan'daki dindar ve muhafazakar halkı bu iğrenç politikalardan korumaya yönelik adım atması veya barışmaya çalışması ve bu paravan kurumları deşifre ederek halkımız içerisinde farkındalık oluşturması gerekmektedir.

Melayê Kersî

Yorum Gönder

Toplam Yorum Sayısı 1

Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

Suat ÖZKAN 2 yıl önce yorumlandı

dilden dinden bahsediyorsunuz heryerde ama neden bir kez olsun kendi dilinizden yazınız yok soyleminiz yok kullanın kim size yasaklamış, neden müslümanlara degilde kemalistlere yaklasıyorsunuz yav bu kürtlerden hic bisey anlamadım her seye karşısınız be kardesim,

Kişi beğendi.