ABD'de Kötülük Kaynağı ve Sembolü: Wall Street

09 Ekim 2011 Pazar 01:31

Uruguay’da yayın yapan CX 36 Radio Centenario isimli radyo istasyonundan Efraín Chury Iribarne’nin James Petras ile 3 Ekim 2011 tarihinde yaptığı haftalık söyleşi:

ABD'de Kötülük Kaynağı ve Sembolü: Wall Street

Wall Street’e karşı yapılan bu protestolar, finans sektörü dışında toplumun tüm kesimlerini çekiyor. Finans sektörünün, yerleşim, konut, ilaç politikası gibi devletin tüm siyasi faaliyetlerinin içinde olması yüzünden hiç kimse bankaları istemiyor. Bu nedenle protestolar, ABD’de olup bitenlere karşı kızgın olan tüm halk için bir çekim merkezi. Tüm kötü niyetliler finans sektörlerine bağlı

Uruguay’da yayın yapan CX 36 Radio Centenario isimli radyo istasyonundan Efraín Chury Iribarne’nin James Petras ile 3 Ekim 2011 tarihinde yaptığı haftalık söyleşi:

İyi günler Petras. Nasılsın?

Çok iyiyim… Tartışacak birçok konumuz var ve tabii ki ilk konumuz, Wall Street sokağında ve mücadelenin devam etmesi için gruplar halinde karavanların hazırlanmakta olduğu, burada bizim özgürlük parkı diye adlandırdığımız yerde gerçekleştirilmekte olan büyük protestolar olacak.

Petras, neyse ki tüm bunları anlatmak için sen varsın, çünkü biliyorsun büyük kanallar bu olanları görmezlikten geliyorlar. Yaşananları ya da yaşanmakta olan her şeyin yorumunu sana bırakıyoruz.

Çok iyi. Biz önemli olanla başlayalım zira büyük gruplar ve bireyler iki haftadır kamp kurmuş durumdalar. Fakat zaman geçtikçe katılımlar büyüyor geometrik olarak. Birkaç yüz kişi ile başladılar ama şu anda binlere vardılar ve belki pek çok sebepten dolayı bunun da ötesindeler. Öncelikle, Wall Street’e karşı başlatılan sivil eylemleri, yürüyüşleri, bu protesto patlamalarını nasıl açıklayacağız? Ben, radyo Centenario’nun birçok programlarında belirttiğimiz, ABD’de çoğunluklar arasında hoşnutsuzluğun büyüdüğüne dair söylemimizi düşünmemiz gerektiğine inanıyorum. Bir hafta öncesine ait son anketler, halkın yüzde 80’inin ekonomik koşullardan çok hoşnutsuz olduğunu, yaklaşık yüzde 90’ının da finans sektörlerine ve Wall Street’e karşı olduğunu gösteriyor. Şimdiye kadar sessiz olan büyük çoğunluk sadece büyük hayal kırıklığına uğramışlar, bir anda bazı insanlar –bunu söylüyorum çünkü bu protestoları üstelenen hiçbir organizasyon yok, tersine ancak kişilerden oluşan küçük gruplar mevcut- Wall Street’in üç blok ötesinde bu protesto kampını kurmaya başladılar.

Başlangıçta birileri, spekülatörlere karşı koymak için Wall Street’e yürümeye çalıştı. Özgürlük Parkı'ndan çıktıkları anda polis onları engellemek için dövmeye ve tutuklamaya başladı. Ve bu New York’ta birçok vatandaşın öfkesini tetikledi ve bu ilgi çekti. Bir buçuk hafta sonra katılımcılar çoğalmaya başladı.

Bu süreç içinde, New York’taki tüm sendikalar, taşıyıcıların, öğretmenlerin, kamu çalışanlarının, tüm sendika yöneticilerinin protestoyu desteklemeye koyulduklarını ve bu andan itibaren Brooklyn Köprüsü üzerindeki yürüyüşe binlerin katıldığını söyleyebiliriz. Bu, Brooklyn ile Manhattan'ı birbirine bağlayan önemli bir köprüdür. Ama polis saldırdı ve 700’den fazla barışçı katılımcıyı tutukladı. Bütün büyük ulusal sendikalar Street’e karşı olanların lehinde pozisyon almaya başladı ve şimdi yazarlar, Hollywood sanatçıları, entelektüeller ve İşçi Sendikaları Konfederasyonu'nun başlıca üst düzey yöneticileri gibi pek çok kişi lehte görüş bildirdi. Çünkü bir yangın etkisi yaratmıştı. Bu iki olayın diğer bir etkisi de, özellikle finans sermayesine karşı kendi protestolarını yaratan San Francisco, Los Angeles ve Boston gibi diğer şehirlere yayılması oldu. Elbette bütün şehirlerde bir Wall Street yok ama bu protestoların hedefi olan ona bağlı finans merkezleri var.

Şimdi, bütün bu yaşananları nasıl yorumlamalıyız? Ben, Wall Street isminin, ABD’de tüm kötülüklerin kaynağı ve sembolü olduğunu düşünüyorum. Örneğin Wall Street, ekonominin finansallaşmasının bir temsilidir, ki burada yatırımlar ve devlet kaynakları, çok üretken sektörleri zarar vererek ekonominin karakterini giderek değiştiren ve istihdamı, endüstriyi tahrip etmekte olan finansal sermaye tarafından kontrol edilir.

İkinci olarak, Wall Street, ülkedeki büyük eşitsizliklerin temsilidir. New York’ta, özellikle Manhattan’da, nüfusun yüzde 1'lik kesimi zenginliklerin yüzde 60’nı kontrol eder. Yani Manhattan’daki eşitsizlik Guatemala’daki eşitsizlikten daha kötü, Brezilya’dakinden daha kötü, kuzey ve güney tüm batılı ülkelerin hepsinden daha kötüdür. Bu aynı zamanda Wall Street’e karşı duyulan öfkenin diğer bir nedenidir. Ayrıca Wall Street, sahip olduğu etkisi ve seçim kampanyalarını finanse etmesi yüzünden yolsuzluğun kaynağıdır. Büyük imtiyazlar ve devlet teşvikleri elde ediyorlar. Hatta New York’taki finans şirketleri, vergi muafiyetlerini elde etmek için tehditkâr davranıyorlar. Eğer vergi muafiyeti yapılmazsa başka yere gideceklerini, şehrin ve devletin sınırlarının ötesine geçeceklerini söyleyerek şehri tehdit ediyorlar. Sonra yönetenler, Manhattan’da kalmaları için finans sektörüne tavizler verme konusunda yarışıyorlar ve sermayedarlar için yapılan bu vergi muafiyetleri ev, araba vb. sahipleri için geçerli olmuyor. Büyük sermayedarlara yapılan muafiyetler nedeniyle ortaya çıkan vergi kayıplarının telafi edilmesi için onlara aşırı yükleniliyor.

Başka şeyler de var. Örneğin finans sektörü çok etkili zira ilaç sektörünün hisselerini satın alıyorlar. Bugün aldığımız bir habere göre ilaç şirketleri, fiyatların kontrol altında tutulması ve kâr oranlarının sınırlandırılması nedeniyle çok ihtiyaç duyulan ilaçlar üretmiyorlar. Bu yüzden New York, Boston ve diğer şehirlerdeki büyük hastanelerde, talebe çözüm bulmak, arz eksikliğini gidermek için ilaçlar karneye bağlanmış durumda.

Eğer biri yüksek tansiyon şikayetiyle hastaneye giderse, önce tansiyonunun daha kötü veya daha az kötü olup olmadığına bakacaklar ve eğer daha az kötü ise ona ilaç vermeyecekler, çünkü ilaç yetersizliği olduğunu söylüyorlar. Peki, bunun Wall Street ile ne ilgisi var? Çünkü ana yatırımcılar Wall Street’teki finans şirketleri, fiyat ve yatırım politikalarını eleştirenler onlar. Şayet kâr oranının uygun olmadığını hesaplarlarsa ilaç yapımını durduruyorlar. Bu yüzden ABD’de birçok yerde, hastaların hayatta kalmaları için gerekli olan temel ilaçlar bulunmuyor, hastalar onları alamıyorlar. Ve bu da ipotek borçlarını ödeyememeleri nedeniyle evlerini kaybeden bütün insanlar dışında başka bir sebep. O halde Wall Street’e karşı yapılan bu protestolar, finans sektörü dışında toplumun tüm kesimlerini çekiyor. Finans sektörünün, yerleşim, konut, ilaç politikası gibi devletin tüm siyasi faaliyetlerinin içinde olması yüzünden hiç kimse bankaları istemiyor. Bu nedenle protestolar, ABD’de olup bitenlere karşı kızgın olan tüm halk için bir çekim merkezi. Tüm kötü niyetliler finans sektörlerine bağlı.

Peki, neden sokağa çıkıyorlar? Finans sektörü her iki tarafa para veriyor: Cumhuriyetçiler ve Demokratlar. Her iki tarafı, demokrat başkan Obama veya cumhuriyetçileri satın alıyorlar. Öyleyse halkın sokağa çıkma dışında başka bir seçeneği yok ve bu sebeple sendikalar, üyeleri ve protestocular Wall Street’e karşı, yıllardır ilk kez, çarşamba günü büyük bir yürüyüşte bir araya gelecekler. Bu çarşamba Wall Street’e yürümek için çağrı yapıldı. Şimdilik radikal değil, barışçıl. Hiç kimse Wall Street’i ele geçirmekten bahsetmiyor, fakat bu Wall Street’i reddeden bir güç gösterisi ve çok önemli. Sadece bu da değil, medyanın başka yerlerde olduğu gibi burada da ilgiyi en aza indirmeye çalışmasına rağmen protestolar tüm ülkeyi etkilemekte. Bu konu hakkında çok tanıtım, çok röportaj yapmıyorlar. Bazı haberler, genellikle yaşanmakta olanlar ilgili hiçbir şey söylemiyorlar. Hatta ABD’nin ana istasyonu CNN, birkaç blok ötedeki protestocuları oradan görmesine rağmen, röportajların katılımcıları artırabileceği gerekçesiyle gazetecilere röportaj yapma izini vermiyor. Bütün medyada böyle değil çünkü konu üzerine haber yapma ihtiyacı duyan bazı gazeteciler polis tarafından darp ediliyor hatta gazeteciler üzerinde baskılar var.

Cumhuriyetçilerin, demokratların ve Obama’nın Wall Street’e karşı bir bağımlılıkları var.

Evet, Obama bir ay önce yeni seçim kampanyasına para toplamak için Wall Street'te idi. Cumhuriyetçilerin uzun yıllardır Wall Street ile iyi bağları var. Ama en önemli finansörler her iki tarafı da destekliyor ve seçimleri kazanacak olan partinin adayına para akışı sağlıyor. Onların kabullendikleri, her iki parti de Wall Street için elverişli. İşte bu yüzden halk kamp kurmak ve yürümek zorunda kaldı. Hatta sendika bürokrasisi tabanın baskısını hissediyor. Sendikalar Obama’ya verdikleri o kadar paradan ve sadece kıçlarına aldıkları tekmelerden sonra, sendika bürokrasisi bu yürüyüşlere destek verdiler. Bunu prensipleri gereği değil, aksine Obama’ya, temsil ettikleri gücü ve Wall Street ile cumhuriyetçileri ilişkilendirerek protestoların yönünü yalnızca onlara karşı yönlendirerek yararlı olabileceklerini göstermek için.

Ama biz bir önceki seçim kampanyası sırasında Obama’nın Wall Street’den cumhuriyetçilerden daha fazla para aldığını ve sendikalarda-sendika bürokrasisinde bir ikilem olduğunu biliyoruz. Bir yandan Wall Street’e karşı yapılan protestoları desteklemeleri için baskı hissediyorlar ve diğer yandan politik olarak demokratları desteklemeye devam ediyorlar. Bu ikili bir oyun fakat sendikaların tabanları tüm politikacılara karşı büyük bir öfke duyuyorlar.

Burada, ABD’de, yapılan anketlere göre politikacıların itibarı çok düşük. Yalnız finansçılar daha fazla prestij yitirmiş durumdalar. Ve bahsettiğim gibi, şu anda halkın yüzde 80’i kongrede temsil edildiğini hissetmiyor ve nüfusun yalnızca yüzde 10’u bankacıların davranışlarını onaylıyor.

James Petras
Çeviri:
Atiye Parılyıldız/ Sendika

Yorum Gönder