Diyarbakır'ın kaybolan halkları şehre döndü

15 Ocak 2012 Pazar 00:09

Diyarbakır'ın kaybolan halkları: Süryaniler, Keldaniler, Katolik ve Protestan Ermeniler, Ortodoks ve Katolik Rumlar, Yezidiler geri döndü…

Diyarbakır'ın kaybolan halkları şehre döndü
Diyarbakır'ın kaybolan halkları ‘Eski Diyarbakır'da Kültürel Çeşitlilik’ adlı sergiyle şehre döndü.

Diyarbakır’ın geçmişindeki çok kültürlü yapısını sergileyen sergi 14 Ocak’ta Diyarbakır Sümerpark Amed Sanat Galerisi’nde açıldı. 

Küratörlüğünü Birzamanlar Yayıncılık’tan Osman Köker’in yaptığı “Eski Diyarbakır’da Kültürel Çeşitlilik” başlıklı sergi çoğunluğu 20. yüzyıl başına ait 200’den fazla fotoğraf aracılığıyla, Diyarbakır’ın kaybolan halklarını şehrin yeni sakinleriyle buluşturuyor. Fotoğraflarda şehrin o zamanki mimari dokusunun yanı sıra gündelik hayatından da görüntüler yer alıyor.

Gezginlerin ve araştırmacıların sunduğu veriler 20. yüzyıl başında büyük ölçüde Suriçi’nden ibaret olan Diyarbakır şehrinin nüfusunun 35.000’e yakın olduğunu ve halkın yarısı kadarını gayrimüslim toplulukların oluşturduğunu gösteriyor. Çoğunluğu Ermenilerden oluşan bu grupların arasında Süryaniler, Keldaniler, Katolik ve Protestan Ermeniler, Ortodoks ve Katolik Rumlar, Yezidiler de bulunuyor. 

Ticari yıllıklar ise şehrin ekonomik hayatında gayrimüslim grupların büyük bir ağırlığı bulunduğunu gösteriyor. Annuaire Oriental adlı ticari yıllığın 1914 tarihli baskısında yer alan isimlerden, kuyumculukla uğraşan 12 firmanın tamamının, 11 duvar ve taş ustasının 10’unun, 9 bakır tüccarının ve ipekli kumaş üretimi yapan 10 firmanın tamamının, pamuk, ipek, tahıl, yün vb malların ticaretiyle uğraşan 38 tüccarın 29’unun Ermeni olduğu anlaşılıyor. Şehirde Ermeni ve Süryanilerin yanı sıra Katolik ve Protestanlar tarafından kurulmuş okullar da var. Ermenice yayınlanan gazeteler, tiyatro grupları, Ermeni ve Süryani bandoları şehrin hayatının çok renkli olduğunu gösteriyor.

Türkçe, Kürtçe ve İngilizce olarak hazırlanan sergi, 14 Ocak Cumartesi günü saat 16.00’da açıldı ve 7 Şubat’a kadar açık kalacak.

Büyükşehir Belediyesi Sümer Park Sergi Salonu’nda açılışı yapılan sergiye Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, Süryani Cemaati Lideri Can Şakarar, Diyarbakırlı Ermeni Yazar Mıgırdiç Margosyan ve çok sayıda davetli katıldı.

Açılışta konuşan Yazar Mıgırdiç Margosyan, "Büyük şeyleri kaybetmişiz. İşte onların resimleri ortada. Böyle bir tablo karşısında mutlu olmam mümkün değil. Ama illa bir şeylerden mutluluk çıkarmak istiyorsak, demek ki geçmişte böyle şeyler varmış. Bunlar sözde değilmiş. Bakın geçmişte buydu, bu değerleri kaybettik, bundan sonra akıllarımızı başımıza alalım ve bundan sonra bu değerlerin kaybolmaması için ne kaldıysa elimizde en azından onu kurtarmanın yoluna bakalım. Ben buradan bugün o dersi çıkardım." dedi.

Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir de bu serginin "geçmişle vicdan ile yüzleşme" çağrısında bulunduğunu söyledi.

Birzamanlar Yayıncılık, Anadolu Kültür ve Global Dialogue işbirliğiyle hazırlanan serginin Diyarbakır’daki gösterimi Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi tarafından da destekleniyor.


(Demokrathaber)

Yorum Gönder

Toplam Yorum Sayısı 1

Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

Erol SEVİNDİR 5 yıl önce yorumlandı

20. yy başlarında sadece bu şehir mi renk cümbüşü. Renk cümbüşü olmayan şehir mi var? Fakirliğe, tek renge gidişimizin kronolojisidir 20. yy. Ne olduysa yüz yıl önce oldu. Zamanı yeniden kurmak mı? Geri gelmez o demleri geri getirmek mi? O demler artık bir kaç siyah beyaz fotoğrafta ve sergi salonlarında... İstanbul hariç her yer tek rengin sözde zaferini yaşarken Diyarbakır, Sivas biraz daha direnmişler zamana. Solgun renkleri koynunda saklamışlar... Bende kalan bir anekdot: 1950 yılı nüfus sayımı ve Diyarbakır... Şehir merkezi nüfusu 60.000 çıkmış. Bu rakam içerisinde din hanesinde "Hristiyan " yazan kişi sayısı 8200... Hançepek mahallesi başlı başına farklı kültürü anlatıyor. Ermeni var bu rakamda; Suryani, Keldani ve henüz yeni kurulmuş İsrail'e göç etmemiş Yahudiler... Sanatkarlar çarşısında dört- beş dil birbirine karılırmış da biri diğerini bastırmaz, boğmazmış. Dört bir tarafı çevreleyen bedenler, surlar; dinleri, dilleri, mabetleri çevreliyormuş. Ve şehirlere büyük göç (!)..

0 Kişi beğendi.