Edip Yüksel: Keşke Kürt olmasaydım!

10 Temmuz 2012 Salı 02:42

''Filistinli olmadığım için Siyonistler beni Arap ırkçısı olmakla suçlayamadılar... Bosnalı olmadığım için Sırplar beni Boşnak ırkçısı olmakla suçlayamadılar, Kızılderili ve zenci olmadığım için buradaki beyazlar beni Kızılderili ve Zenci olmakla suçlayamadılar. Ama maalesef Kürtlerin insan haklarını savunurken, Kürt olduğum için Kürt milliyetçisi olmakla suçlanıyorum. Keşke Kürt olmasaydım diyorum bu iftiralara maruz kalırken…''

Edip Yüksel: Keşke Kürt olmasaydım!
Filistinli olmadığım için Siyonistler beni Arap ırkçısı olmakla suçlayamadılar... Bosnalı olmadığım için Sırplar beni Boşnak ırkçısı olmakla suçlayamadılar, Kızılderili ve zenci olmadığım için buradaki beyazlar beni Kızılderili ve Zenci olmakla suçlayamadılar.

 

Ama maalesef Kürtlerin insan haklarını savunurken, Kürt olduğum için Kürt milliyetçisi olmakla suçlanıyorum. Keşke Kürt olmasaydım diyorum bu iftiralara maruz kalırken… Keşke unuttuğum anadilim Kürtçe olmasaydı diyorum. Keşke kardeşimin katilleri Türk milliyetçileri olmasaydı diyorum. Hani o zaman belki beni dinler insafa gelirlerdi…

 

Kürtleri yüz yıl boyunca varlıklarını inkar etmekten dillerini yasaklamaya; katliamlarla öldürdükleri Kürtlerin çocuklarına babalarını "asiler" diye tanıtma şeytanlığından köylerin ve çocukların isimlerini değiştirmeye kadar; Kürtlerin bayramlarını yasaklamaktan yazar ve liderlerini faili meçhul cinayetlerle yok etmeye kadar; katliamlar ve tehcirlerle cezalandırmaktan cezaevlerinde en alçak işkencelere maruz bırakmaya kadar; bozkurtlar, Hizbullah, JİTEM gibi polis ve askeri örgütlerle Kürtleri öldürdükten sonra o cinayetleri yine Kürtlere yüklemekten Kürtleri birbirine kırdırmak için bazı ağaların aşiretlerine silah dağıtmaya kadar; Kürt köylerini ateşe vermekten ve derin devlet yoluyla işledikleri terörü Kürtlere yamamaya kadar… her türlü zulmü reva gören…  

 

Babalarının ve amcalarının cinayetler ve işkenceler altındaki zulmüne tanık olduktan sonra ve kendi ülkelerinde onurlu insanlar gibi yaşama hakları olmadığını görüp dağlara çıkan gençleri terörist diyerek Amerika ve İsrail'den aldığı tanklar, uçaklar, heronlar ile  katleden ve çaresizlikten dağlara çıkan on binlerce genci katletmeyi vatan kurtarma ve kahramanlık olarak halkına satan; görsel ve yazılı propaganda araçlarıyla halkın beynini kirletip çıkardığı iç savaş için kullanan faşist bir devlete karşı özgürlükleri ve  onurları için mücadele veren gençleri terörist diye niteleyen ve bu arada yüzlerce Kürt bebeğini ve çocuğunu katleden, ve katlettiği on binlerce Kürt çocuğunun ağlayan analarının ve babalarını da terörist olarak yaftalayan…

 

Son teknolojinin ürünü elli tonluk bir İsrail tankının karşısında hayatı, özgürlüğü ve onuru için elinde taşla karşı duran bir Filistinli çocuğunun resmini gördünüz mü? O çocuğu tüm dünya kahraman bir özgürlük savaşçısı olarak görür ve destekler. Hiçbir vicdan sahibi o işgalci ve ırkçı İsrail tankının karşısında onur ve özgürlük mücadelesi veren genci "terörist" diye suçlayıp öldürülmesini haklı görmez. Ama Siyonist propaganda ile beyinleri iğdiş edilmiş Amerikalılar ve İsrailliler o mazlum çocuğu terörist olarak görebiliyor ve onu katleden askeri kahraman olarak kutlayıp ona madalya verebiliyor. 

 

İşin ilginci ırkçı İsrail devletinin politikasına karşı varlıklarını devam ettirmek için silaha ve taşa sarılan o gençleri kahraman olarak görenler benzeri ırkçı ve faşist bir devletin propagandası ile beyinleri kirletildiği için benzeri bir tankın karşısında ellerinde taşlarla onur ve özgürlük mücadelesi veren Kürt çocuklarını terörist olarak görebiliyor ve onu katleden polis ve askeri kahraman olarak kutlayabiliyor! Şeytan işte bu çelişkide sırıtıyor… Zalimler, müşrikler, canavarlar elde ettikleri güçle sarhoş olurlar ve döktükleri her litre kan ile bu sarhoşlukları ve inkarları artar…  Tarih boyunca maalesef inkar ve istikbar ile hareket ederler… Biliçsel çelişki ile çelişkiler çamurunda boğulmak ve her zulmü işlemek mümkündür.

 

Evet işte böylesine zalim, böylesine inkarcı, böylesine ahlaksız bir siyaseti destekleyenler beni Kürt milliyetçisi olarak eleştirebilme yüzsüzlüğünü gösterebiliyorlar. Keşke Kürt olmasaydım. Keşke Kürtlerin haklarını Filistin halkının mücadelesini destekler gibi destekleyebilseydim... Hayatında bir kez bile "Ne mutlu Kürdüm diyene" dememiş birini… Hayatında bir kez bile bir Türk çocuğuna "Varlığım Kürt varlığına armağan olsun" dedirtmemiş birini… Dahası, "Kürtler için istediğimden daha fazlasını Türk kardeşlerim için istiyorum" diyen birini… Dahası, Amerika'da ilk kez bir kamu okulunda on yıl boyunca Türkçe dersleri vermiş bir Kürd'ü... "Genel bir affı ve eşit insanlar olarak barış ortamını gerçekleştirmek ve Türkiye'de birlik içinde yaşamak için gerekirse kardeşimin katillerini kucaklamaya hazırım" diyen birisini Kürt milliyetçisi olarak suçlayabiliyorlar.

 

Kürtler, kendilerine Allah tarafından verilen insan haklarını on binlerce çocuğunu kaybederek "zorla almak zorunda bırakılırken" bu hakları vermemek için illa direten, saçma sapan bahaneler ileri süren, paranoyakça davranan ve bu hakları vermek zorunda kalırken de her adımda Kürtleri suçlayan; evet, ülkemin her parkını, her okulunu; her devlet dairesini "Ne Mutlu Türküm Diyene", veya "Türkiye Türklerindir" sloganları ile donatarak; Kürt çocuklarına okullarda "varlığım Türk varlığına armağan olsun" dedirterek faşist ve ırkçı bir devlet politikasını dayatan ve bu zulme karşı hayatları; onurları ve Allah'ın ayetlerinden biri olan dilleri için isyan edenleri terörist olarak damgalayan; Filistinlileri savunurken Kürtlere karşı Siyonistler gibi davranan zalimleri Rabbime havale ediyorum.

 

Hiç kuşkum yok ki, bu zulüm devam etmeyecek. Kürtler insani haklarını tek tek alacaklar ve federal bir sistem ile otonomilerini kazanacaklar ve bugünkü Türk faşistlerinin torunları dedelerini lanetle anacaktır.

 

A.G.K: ‎Edip Yüksel'e sorarım; senin ne isin var PKK'nin haber kanalında söyleşi yapmada? Başka kanal mi kalmadı da oraya gittin? PKK iler arana mesafe koymadığın sürece seninle dostluğumu rafa kaldırmaya karar vermiş bulunmaktayım. Umarım devlet yanlışlıkla Uludere'de insanları vurduğunda konuştuğun gibi, simdi kasten yeniden başlamış olan kardeşlik ve birlik surecini baltalamak isteyen PKK'yi da eleştirebilirsin.

 

EDIP: Her şeyden önce Türk medyasına güvenimi çoktan kaybettim. Ben ODATV'de de yazdım, Taraf 'ta da.. O zamanlar ulusalcı, Türkçü, AKP'ci olmadım... TC'nin kurumlarıyla ilişki içine girsem, askerlerle hatıra resmi çeksem iyi olur, ama Kürtlerin işlettiği bir televizyon kanalına çıkmam hemen aforoz edilmem için neden oluyor. Üstelik o programda PKK'yi desteklemediğimi söylememe rağmen... Ne diyeyim size... Asil kanınıza sinmiş...

 

Ayrıca, "dostluğunu rafa kaldırma" tehdidine gelince... Kuşkusuz böyle bir şeyi istemem. Ben tüm insanların bu dünyada kardeşçe barış içinde yaşamalarını istiyorum. Hatta o programda şunu da ifade etmiştim: "Barış için kardeşimin katillerini kucaklamaya hazırım" diye...

 

Bilirsin ki ben en yakın akraba ve arkadaşlarımı memnun etmek için de bildiğim doğruyu çarpıtmadım, gizlemedim. Bu yüzden sen kendini rafa kaldırmak istersen buyur kaldır. Bu senin kaybın olacaktır. Zira haksız yere bu kararı vermiş olacaksın ve günün birinde bundan pişman olacaksın. Umarım o gün Din Günü olmaz...

EDİTÖR NOTU: Bu yazı, ABD'de yaşayan değerli üyemiz, Düşünür - Yazar Edip Yüksel'in facebook sayfasından alınmıştır. 


Yorum Gönder

Toplam Yorum Sayısı 2

Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

Diyadin Fırat 6 yıl önce yorumlandı

Şimdi ne olaçak bir kere,Sterk tv, nuçe tv, roj tv ye çıktın.Senin arkadaşların senin dostların çok üzülmüşler.Kimbilir sana nasil bir misyon yükledilerki hayal kırıklığına uğradılar.(Keşke hayal kırıklığına uğratmasaydın dostlarını) Ayrıca anadilinide unuttuğunu söylüyorsun acaba bu beyanınla seni maruz görebilirlermi kimbilir belkide seni afettiler.Çokta öemli kusur işlemedin.....Beşerdir şaşar ilk şaşıran sen değilsin.

0 Kişi beğendi.
Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

Muzaffer Kurdox 6 yıl önce yorumlandı

Sn. Edip Yüksel'i tanımıyorum. Ama ne kadar güzel örnekle dünya hegemonyacıları ve onların artıklarından beslenen Türk Devleti gibi zulüm makinasını az ve öz açıklamış. Kürdün içinde bulunduğu duruma kafirler bile ağlıyor. Herkes bilsin ki Kürd varlık haklarından bir milimetre dahi geri adım atmayacaktır. Bir kaddim millete bu kadar zulüm yapılamaz artık. İslam adına oy almış bir siyaset topluluğuna nasıl zulüm yapmasına seyirci kalınır. Nerde insan vicdanı denen olgu. Allah'a çağrımdır bu. Zalimlere karşı o yardım edendir. 90 senedir sabrediyoruz. Yeter artık.

0 Kişi beğendi.