Erzurum Kürtleri

Erzurum Kürtleri

Rahmet Yelken

10 Eylül 2015, 20:51
 Hinishaber.net adlı internet sitesi Nisan 2015 de Mesut Fırat'ın " Erzurum'da Kürt Olmak " başlıklı kısa bir köşe yazısını yayınlandı. Yazar söz konusu yazısında Erzurum'da Kürt olmanın zorluklarından yakınırken, birde bunların giderilebilmesi için siyasi bazı olanakların gerekliliğine vurgu yapmaktadır. Biraz gecikmelide olsa sayın Fırat'ın düşüncelerine naçizane birkaç şey ilave etmek istiyorum.

Öncelikle şunu belirtmek gerekir, Erzurumlu Kürtler ile Türkiye ve Kuzey Kürdistan'da yaşayan Kürtler aynı sorunlarla boğuşurken, özelikle 7 Haziran seçimleri öncesi ve sonrasında gelişen bazı olaylar Erzurum'da bir etnik geriliminin olma ihtimalini artırdı. Sokak ortasında darp edilen insanlar yakılan araçlar ve dahası sosyal medya üzerinden savrulan tehditler, adeta “Quo vadis, Erzurum“ dedirtirken, aklı selim her Erzurumlu için de utanç kaynağı oldu.

Erzurum tıpkı diğer Serhat illeri gibi etnik dokusu itibariyle deyim yerinde ise çok renkli çok sesli bir il. Kars ve Ardahan'da azda olsa ortak bir kamuoyu ve biz duygusunun varlığı sözkonusu iken, Erzurum'da cumhuriyet döneminde devlet eliyle kaleleştirme politikasına gidildiği için, birbirinden kopuk gelişen iki farklı grup var: Kürtler (Kurmanc, Zaza ve Şeyhbızın) ve Türkler yada Dadaşlar. Bugün yaşanan sorunların temelinde yatanda Erzurum'un „Doğu“'da Kürtlere karşı kaleleştirilme kimlik politikasıdır. Kürtlerin son dönemdeki yerelde kabul görme çabaları ise bu anlayışta geliştirilen refleksler yoluyla halka „alan çatışması“ olarak yanlış yansıtılıyor. Özelikle yerel basın ve sanal ağlarda HDP'nin başarısından rahatsız olan anakronik bazı fırıldaklar, halkı Kürtlere karşı kışkırtırılırken, kullandıkları üslup ve dil itibariyle mevcut duruma gereken hassasiyetin gösterilmiyeceğini alenen beyan etmiş bulunuyorlar. Ne yazıkı Erzurum'da zamanın gerisinde topallayanlar asparagas haberlerle ve folklorik Kürt tasarımlarıyla sanal ağlarda fikir üretiyor ve tansiyonu artırıyor. Oysa 7 Haziran seçimlerinden sonra oluşan yeni tabloyu artık her kesimin kabul etmesi gerekir. Erzurum'un eski Erzurum olmayacağı ortada, Kürtlerin hor görüldüğü, dışlandığı, ezildiği, talan ve tehdide mahruz kaldıkları Erzurum artık tarih olma yolunda. Buda yerelde yeni bir dili ve yeni bir söylevi kaçınılmaz kılıyor. Bu doğrultuda dezanformasyonu önlemek adına Erzurumlu Kürtlere geniş bir açıdan bakalım.

Erzurum ili sınırları içinde yaşayan Kürtler, kültürel açıdan Malazgirt, Varto, Bulanık, Tutak ve Dersim eksenlidirler. Hem tarihleri örf ve adetleri dini genelenekleri hem de kullandıkları şiveler itibariyle bu yörelerde yaşayan insanlarlar çokça özelik paylaşırlar. İdari olarak ise öteden beri yönleri Erzuruma dönük. Bu yüzden olacak ki hiç bir şekilde Erzuruma yabancı değiller. Şarkı masal ve öykülerindeki kültürel yelpaze güneye doğru Diyarbakır'a, Cizre'ye ve Irak'a kadar varırken, kuzeyde ise çok bariz bir şekilde Erzurum Hasankale ve Horasanı da içine alır. Bahsi geçen kültürel yelpazenin teşekkülü yüzyıllara dayanmakta ve yine gerek yer isimleri gerekse bazı ailelerin menşei Kürtlerin Erzurum'da yüzyıllardır Ermenilerle Türklerle Azeriler vb. halklarla beraber yaşadığını gösteriyor. Bunun bundan sonra böyle olmaması için hiç bir gerekçe yok.

1920'lerde Azadi ile Kürt hareketinin örgütlenme merkezi iken Erzurum, 1925'de Şeyh Said kıyamı ve 1930'larda patlak veren Ağrı hareketinin ardından bölgede etkin mücadele sekte uğramış ve bütün yörede olduğu gibi Erzurum'daki Kürtlerde travmalar ve sürgünler yaşamıştır. Ondan sonraki zaman diliminde, özellikle 1990lara kadar içine dönük bir durgunluk söz konusu. Şüphesiz ki bunun farklı nedenleri var ve olacaktır, fakat yöredeki siyasi ve ekonomik elitlerin 1960lardan başlayarak Türk muhafazakar geleneğiyle hayli içli dışlı olmaları bu bağlamda dikkat geçici detaylardan biri. Menderes'ten Erbakan'a varan dönemde bu elitler Erzurumlu Kürtleri oy deposu olarak Adalet Anavatan Refah Partisi vb. siyasi partilere peşkeş çekmiş ve halka karşı sorumluluklarını hiçbir şekilde yerine getirmemişlerdir. Aksine politik duruşları ile 1980li yıllarda kıvılcımları yanıbaşımızda çakılan Kürt özgürlük ve aydınlama hareketinin Erzuruma geç yansımasına etkili olmuşlardır. Bunların kademeli olarak iknası ile ve lojistik bazı engellerin giderilmesi ile Erzurumlu Kürtlerde son 10 yıl içinde Türkiye ve Kuzey Kürdistan'daki Kürt topluma siyasi ve kültürel olarak uyum sağlayabilmişlerdir.

Bugün itibariyle baktığımızda yöresel kimlikler gittikçe önem kazanmakta. Erzurum'un dışa dönük yöresel kimliği hiç bir açıdan Kürtleri ve onların varlıklarını içermiyor. Hal böyle iken Erzurumlu Kürtlerin Erzurum'dan soğumalarından daha doğal birşey olabilirmi? Dadaş kavramı etrafında oluşturulan kimliğin içinde kendilerini bulmalarıda mümkün görünmüyor. Çünkü yıllardır bütün ahaliye sindirilmeye çalışılan bu suni Dadaş kimliğinin içeriğini dolduran en başta cehalet faşizan düşünce ve tekçiliğin kürtler tarafınden benimsenmesi imkansız ve işin doğasına ters. Bazı kimselerin hala bunda ısrar etmesi tamamiyle talihsizlik. 7. Haziran seçimlerinin öncesi ve sonrasında Kürtler takınacakları tutumu gösterdiler. Onları bundan sonra ülke çapında olduğu gibi yerelde de inkar etmek ve dışlamakla bu işin yürümüyeceği belli. Kaldıki Med ve Roj TV jenerasyonuna oynanabilecek oyunlar da bir çoğu geçerliliğini yitirmiş bulunuyor. Bütün ülkede olduğu gibi Erzurum'da da Kürtler artık eski Kürtler değil ve varlıklarında ve varoluşlarında ısrar edeceklerdir. Bunu yaparkende kendilerine dair utanacakları birşey yok, utanması gereken üsten dizayn edilen, cehaletin ve gericiliğin ta kendisi olanlardır...

Yorum Gönder