Ahmed Arif'in anısına...

02 Haziran 2015 Salı 13:00

Yaşadığı coğrafyanın duyarlılığı ve halk kaynağındaki sesini hiç yitirmeden, lirik, epik ve koçaklama tarzını kusursuz bir kurguyla kullanarak, özgün, tutkulu, müthiş ezgili çağdaş şiirler yazdı.

Ahmed Arif'in anısına...
Hasretinden Prangalar Eskittim adlı tek şiir kitabıyla çok geniş bir okur kitlesine ulaşan Ahmed Arif 21 Nisan 1927'de Diyarbakır'da doğdu, aynı kentte yaptığı ortaöğreniminden sonra Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Felsefe Bölümü'ne girdi. 

1950'den sonra siyasi görüşleri nedeniyle sık sık tutuklanıp uzun süreler cezaevinde yattığı için öğrenimi yarım kaldı. Ankara gazetelerinde teknik sekreterlik, düzeltmenlik gibi işlerde çalıştı. 1948-1954 arasında Yeryüzü, Beraber, Seçilmiş Hikayeler, Yeni Ufuklar, Kaynak dergilerinde yayımlandığı şiirlerden sonra uzun bir suskunluk dönemine girdi. İçinde 19 şiir bulunan Hasretinden Prangalar Eskittim 1968'de yayımlandı ve şiir kitaplarından görülmedik bir baskı sayısına ulaştı. 

Ahmed Arif ilk şiirini Garip şiirinin baskın olduğu dönemde yayımladığı halde bu akımdan etkilenmedi. Nazım Hikmet'in aksine kendisine açtığı yolda kendine özgü bir şiir oluşturdu.


Ahmed Arif, Ankara'daki evinde 2 Haziran 1991 tarihinde geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. 

 


Belinde Diyarbekir kuşağı 
Zulasında kimbilir hangi hınç, hangi mısra 
Yürür namus bildiği yolda... 
Yürür yine de yalınayak ve 
ayakları yanarak. 
 

 

Seni,  anlatabilmek seni



Ahmed Arif'ten bir anı:

Arif,hapishaneye götürülmek üzere elleri kelepçeli iki yanında iki jandarma trene biner. Kompartımana oturular; derken yanlarına diğer yolcularda gelir oturur. Yolculardan biri döner elleri kelepceli Arif'e bakarak sorar.

- Suçun ne, neden gidiyorsun hapishaneye?

Arif cevap verir,

- Sevdadandır der.

Esmer sanat dergisinden:

"Dünyanın en inatçı adamıydı. Polis sorgusunda: "bir şiirini oku" demişler, okumamış. Arif'i dövmüşler.

Arif, "Beni öyle dövdüler ki!...Sonra istasyonun oradaki stadyum var ya, o stada attılar. Orda kaç gün öyle, ölü durumda kaldım, çöpçüler gelip beni oradan kaldırdılar" der.


Cemal Süreyya, "Şapkam dolu çiçeklerle" adlı kitabında Ahmed Arif hakkında şunları söylüyor:

"...Ahmed Arif'in şiiri bir bakıma Nazım Hikmet çizgisinde, daha doğrusu Nazım Hikmet'in de bulunduğu çizgide gelişmiştir. Ama iki şair arasında büyük ayrılıklar var . Nazım Hikmet, şehirlerin şairidir. Ovadan seslenir insanlara, büyük düzlüklerden. Ovadan akan "büyük ve bereketli bir ırmak" gibidir. Uygardır. Ahmed arif ise dağları söylüyor. Uyrukluk tanımayan, yaşsız dağları, "âsı" dağları. Uzun ve tek ağıt gibidir onun şiiri. "Daha deniz görmemiş" çocuklara adanmıştır. Kurdun kuşun arasında, yaban çiçekleri arasında söylenmiştir, bir hançer kabzasına işlenmiştir. Ama o ağıtta bir yerde, birdenbire bir zafer şarkısına dönüşecekmiş gibi bir umut (bir sanrı, daha doğrusu bir hırs), keskin bir parıltı vardır... Karşı koymaktan çok boyun eğmeyen bir doğa içinde. Büyük zenginliği ilkel bir katkısızlık olan atıcı, avcı bir doğa içinde..."

Cesareti söylüyor Ahmed Arif. Yiğitliği.

bir pınar gibi, bir yeraltı suyu gibi, bir tipi gibi.

"dostuna yarasını gösterir gibi."


ADİLOŞ BEBENİN NİNNİSİ

Doğdun,
Üç gün aç tuttuk
Üç gün meme vermedik sana
Adiloş Bebem,
Hasta düşmeyesin diye,
Töremiz böyle diye,
Saldır şimdi memeye,
Saldır da büyü...

Bunlar,
Engerekler ve çıyanlardır,
Bunlar,
Aşımıza, ekmeğimize
Göz koyanlardır,
Tanı bunları,
Tanı da büyü...

Bu, namustur
Künyemize kazınmış,
Bu da sabır,
Ağulardan süzülmüş.
Sarıl bunlara
Sarıl da büyü.

Ahmet Arif


Yurdum Benim, Şahdamarım

Engereğin dişlerine işledim,
Ağu dişlerine
Oluklu, çentik...
Ve vurgun,
Gözleri bir çift cehennem
Burnuna kan tütmüş
Pars bıyığına...
Dağın pulat yüreğine işledim,
Şimşeğin masmavi usturasına
Sevdanı usul-usul
Sevdanı mısra-mısra
Lo ben seni hapislerde sevmişim,
Ben seni sürgünlerde.
Yurdum benim şahdamarım...

Yücende buzul
Ve kar,
Maviş dağ tavşanları
Gün vuranda alaran
Zemheri yılanları
Ve yahut bir hışımla
Öyle çakılan
Sonsuzluğun yakışığı kartallar.
...........
Başım gözüm üstünesin
Suskum, avazım üstüne...
Adından başka silah
Yazgından başka günah
Daha yazmamış
Hiçbir gizli dosyada
Hiçbir açık kitapta.

Peşinde azgınları
Kanlı paranın
Yani doların itleri,
Altın, sterlin kurtları
Ve petrol Nemrutları
Ve kurşun Yezitleri...
...........
Kaçgunda, kaçakta
Can havlindesin...
Ve çocuk ölüleri
Parçalanmışlar
Daha süt kokuyorlar
Ve anne ölüleri
İncecikten, gencecikten
Açık hepsinin gözleri.
Halkım benim
Askıda çığ...

Ahmed Arif

Büyük ozan Ahmed Arifi ölümünün 24.yılında saygıyla anıyoruz...Nur içinde yat...





Ahmet Arif - Uy Havar | izlesene.com

Yorum Gönder

Toplam Yorum Sayısı 1

Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

Vatandaş 4 yıl önce yorumlandı

Deeey, dağları un eder Ferhadın gürzü! Benim de boş yanım hançer yalımı Ve zulamda kan - ter içinde asi, He desem, koparacak dizginlerini Yediveren gül kardeşi bir arzu Oy sevmişem ben seni...

0 Kişi beğendi.