Beşir'i damatlıkla tabura gömdüler

21 Ocak 2012 Cumartesi 19:07

Şırnak’ta Jandarma taburunda yapılan kazıda üç Kürt'ün daha cesedine ulaşıldı. Üzerlerinde giysileri vardı. Beşir Başkök’ü, kardeşi damatlığından teşhis etti.

Beşir'i damatlıkla tabura gömdüler
Şırnak’ın Güçlükonak İlçesi’nde 17 yıl önce askerler tarafından gözaltına alınan dört köylüden üçünün kemikleri, yapılan kazı çalışmalarında Küpeli Dağı bölgesinde yer alan Jandarma Tabur Komutanlığı yakınlarında bulundu. Kemikleri bulunan Sait Şen, Beşir Başkök ve Abdullah Güler’i aileleri elbiselerinden teşhis etti. Öldürülmeden bir kaç gün önce evlenen Beşir Başkök’ün üzerinde ise hâlâ damatlığı vardı.

Diyarbakır Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı, 1994 yılında Güçlükonak’ta gözaltına alındıktan sonra kendilerinden bir daha haber alınamayan dört köylü için, Küpeli Dağı bölgesinde yer alan Jandarma Tabur Komutanlığı yakınlarında kazı çalışması başlattı.

Kazı çalışmasında, söz konusu bölgede elbiseleriyle birlikte yan yana gömülmüş üç ceset bulundu. Kazıları izleyen kayıp yakınları, cesetleri elbiselerden teşhis etti.

Jandarma Tabur Komutanlığı yakınlarında yapılan kazı sonucu bulunan cesetler, M. Sait Şen, Beşir Başkök ve Abdullah Güler’e aitti. Aynı köyden olan ve bir birilerinin akrabaları olan bu insanlar, 1994 yılında köyü basan askerler tarafından gözaltına alınmış ve bir daha kendilerinden haber alınamamıştı. Tüm köyün tanık olduğu bu trajedi, hâlâ köylülerin hafızalarından silinmiş değil.

Cesedi 17 yıl sonra bulunan Beşir Başkök’ün kardeşi Samet Başkök, ağabeyinin cesedini üzerinde bulunan damatlıktan tanıdı. Taraf ’a konuşan Başkök, inşaat işi ile uğraşan ağabeyinin ölüme gidişini şöyle anlattı: “Kazılarda üzerlerinde paramparça olmuş elbiseler olan üç kişiyi gördük. Yanyana yatıyorlardı. Ağabeyimin damatlığını gördüm. Evden alındığında üzerinde bu damatlığı vardı. Zaten üzerinden hiç çıkartmazdı, damatlığını çok severdi. Bizde gelenek gibidir, damatlıklar gençlerin en iyi ve neredeyse tek elbisesidir. Çıkarmayız bir süre. Ağabeyim de hep takım damatlığını giyerdi. O gün köye birden havadan ve karadan baskın oldu. Hepimizi köyün önünde topladılar. İki kişiyi burada öldürdüler. Ağabeyimin de aralarında bulunduğu üç kişiyi helikopterle alıp götürdüler. kendilerinden bir daha haber alamadık. Köyden gözaltına alındığında askerliğini yeni bitirmişti ağabeyim. 17 yıl sonra önceki gün gördüm damatlığını abimin. Parçalanmıştı, çürümüştü ama tanıdım. Hiç aklımdan çıkmamıştı ağabeyimin gidişi.”

Üzerinde şalvarı ve yeleği vardı

Cesedi bulunanlardan biri de Mehmet Sait Şen. Kazıları takip eden yeğeni Hayrettin Şen’de giysilerden tanıdı amcasını. Hayrettin Şen de şunları anlattı: “Amcam üç çocuğunun geçimini çiftçilik yaparak sağlıyordu. Kendi halinde biriydi. Bahçesinden başka hiçbir şeyle ilgilenmezdi. O gün götürüldüğünde üzerinde şalvarı ve yeleği vardı. Kazılarda kemikler toprak üstüne çıktığı zaman ilk önce yeleğini gördüm, hemen tanıdım. Kemikleri paramparçaydı ama elbiseleri üzerinde duruyordu.”

(TARAF)

Yorum Gönder