Demirtaş: Tutuklamaları Ankara yönetiyor

28 Aralık 2011 Çarşamba 01:22

Demirtaş:Yargılama Ankarada yürütülüyor. Anadilde savunma kararı çıkacaksa Ankaradan çıkacak. Ceza çıkacaksa Ankaradan çıkacak. Dolayısıyla buradaki duruşmalar göstermeliktir dedi.

Demirtaş: Tutuklamaları Ankara yönetiyor
BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Kürt siyasetçilerinin yargılandığı davanın duruşmalarından artık bir beklentilerinin olmadığını belirterek, "Yargılama Ankara'da yürütülüyor. Anadilde savunma kararı çıkacaksa Ankara'dan çıkacak. Ceza çıkacaksa Ankara'dan çıkacak. Dolayısıyla buradaki duruşmalar göstermeliktir" dedi.

"KCK" ana davası kapsamında 104'ü tutuklu 152 Kürt siyasetçisi hakkında Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde açılan davanın 30'ncu duruşması başladı. Duruşmayı izlemek üzere BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, DTK Eşbaşkanı ve Mardin Milletvekilli Ahmet Türk, DTK Eşbaşkanı ve Van Milletvekilli Aysel Tuğluk, BDP Muş Milletvekilli Sırrı Sakık ve BDP Diyarbakır İl Eşbaşkanı Zübeyde Zümrüt adliyeye geldi.

Duruşma öncesi açıklama yapan BDP Eş Genel Başkanı Demirtaş, konuşmasına özgür basın kuruluşlarına yönelik 20 Aralık'ta gerçekleştirilen operasyon ile tutuklanan gazetecilere ilişkin "tutuklamalardan bu kadar mı gazeteci kaldı" esprisiyle başlayarak, Kürt siyasetçileri hakkında açılan davanın 30. duruşmasının bugün görüleceğini belirtti. Yaklaşık 3 yıldır devam eden duruşmalardan tek bir tahliye dahi çıkmadığını söyleyen Demirtaş, "Bırakın tahliyeyi duruşmalarda tek bir ilerleme dahi kaydedilmedi. Şunu biz biliyoruz artık. Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay'da belirtti. Bu tutuklamalar Ankara'dan yönetiliyor. Bu duruşmalara ilişkin kararın buradan çıkma ihtimali yoktur. Tahliye kararı çıkacaksa Ankara'dan çıkacak. Anadilde savunma kararı çıkacaksa Ankara'dan çıkacak. Ceza çıkacaksa Ankara'dan çıkacak. Dolayısıyla buradaki duruşmalar göstermeliktir. Buradaki hakim ve savcılara da yazık oluyor. Bu kadar emek ve mesai sarf ediyorlar. Çaba veriyorlar, koşturuyorlar. Fakat hiçbir yetkileri yok. Yargılama bile yapamıyorlar. Yargı üzerinde bir vesayet var. Bakanlar talimatvari konuşuyorlar. Emniyet ve istihbarat, medya aracılığı ile yargıyı yönlendiriyor. AKP'nin emniyetteki örgütlenmesi, cemaatin örgütlenmesi yargıyı yönlendiriyor. Cemaatin yargıdaki yönlendirmesi, adaleti yönlendiriyor. Bunlar Ankara'da olup bitiyor. Milli Güvenlik Kurulu'nda Bakanlar Kurulu'nda tartışılıyor. Bu nedenle mahkeme binası olarak tanımladığımız bina aslında içi boş olan binadır" dedi.

BÜYÜK REZALET

Adil bir yargılama olmasını istediklerini kaydeden Demirtaş, "kim suçlu kim suçsuz" ortaya çıkmasını istediklerini, ancak 3 yıldır arkadaşlarının kendilerini dahi savunamadığını söyledi. Şu ana kadar iddianamenin okunması dışında hiçbir mesafenin kat edilmediğini belirten Demirtaş, şunları aktardı: "Bu hükümet operasyonları, sadece Türkiye'ye zarar veriyor. BDP'ye zarar falan vermiş değil. Mücadelemize de zerre kadar zarar vermiş değil. Bu operasyonları yürütenler de şunu iyi bilsinler bütün arkadaşlarımız morallidir. Tutuklanan arkadaşlarımızın on katı arkadaşımız da mücadele mevzilerini doldurmuştur. Mücadele alanlarının hiçbir boş değildir. Boşta kalmayacaktır. Bir halk hareketinin tutuklama ve engellemelerle engellenmesi mümkün değildir. Ve bu mahkeme salonlarından adalet çıkacağını da düşünmüyoruz. Keşke hakimler bu siyaset vesayetini kırabilecek bir tutum sergileyebilseler. Onlarında durumlarını anlayabiliyoruz. Ellerinde bir şey yok. Yargıçlarda göstermelik bir yargılamanın aleti haline getirilmek istenilmektedir. Başbakan, bakanların, MGK'nın baskısı var. Bu ortamda yargılama yapılması imkansızdır. Biz 3 yıl aradan geçmesine rağmen arkadaşlarımızın serbest bırakılmamasını büyük rezalet olarak tanımlıyoruz."

ARINÇ İLE ATALAYA DEĞİL ŞAHİN’E BAKIN

Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay'ın demokratikleşme paketi ile ilgili konuşması ile Bülent Arınç'ın "Kürtlere haklarını vereceğiz" açıklamalarını hatırlatan basın mensuplarına Demirtaş, Bülent Arınç'ın Meclis'te yaptığı konuşma ile Sayın Beşir Atalay'ın demokratikleşme paketine ilişkin açıklamalar söz itibari ile pozitif mesajlar verdiğini, ancak kendilerini ilgilendiren kısmın Atalay ve Arınç'ın yaptığı açıklamalar olmadığını, kendilerini ilgilendiren kısmın İdris Naim Şahin'in yaptığı açıklamalar olduğunu ifade etti. "Şu anda İdris Naim Şahin ne yaptıysa, hükümetin de yaptığı odur" diyen Demirtaş, "Bizi bağlayan İçişleri Bakanı'nın yaptığı operasyonlardır. Biz ona göre bakarız. Ona göre konuşuruz. Şu anki tabloya baktığımızda diğer bakanların söyledikleri ile bizim partinin adını her ağzına aldığında, ağzını köpürterek konuşan, bize kan kusan İçişleri Bakanı'nın hangi kabinede olduğunu unutmayalım. Böyle bir zihniyet ya aynı projenin bir parçasıdır. Ya da haberleri yok. Bunlar ayrı kabinenin bakanları mı? Kusura bakmasınlar bunlar çocuk oyuncağı değil. Operasyonların durması, arkadaşlarımızın serbest bırakılması, bu siyasi soykırıma son verilmesi ve özgürlüklerin tanınması lazım. Bunlar yapılmadığı müddetçe kim ağzı ile kuş bile tutsa, demokratik açılım yapıyoruz. Paket açıyoruz dese, bizi inandıramaz. Biz demokrasiden yana desteğimizi her zaman sunduk, sunmaya devam ederiz. Zulme karşıda direniş ortaya koyduk. Direnişi ortaya koymaya da devam edeceğiz. Kim, özgürlükçü yaklaşıp, demokrasi ve insan haklarına saygıda bulunup parlamentoya paket getirirse elbette bunu olumlu değerlendiririz. Ama bize de karşı oyun oynanmaya çalışılıyor. Ve biz buna karşı direniş gösteriyoruz" diye konuştu.

‘ARTIK BU DURUŞMALARDAN PEK BİR BEKLENTİMİZ YOK’

Demirtaş'ın ardından konuşan DTK Eşbaşkanı Ahmet Türk, 5 bin Kürt siyasetçisinin cezaevinde olduğu bir dönemde Kürtlerin demokratik bir anayasadan pek bir beklentisinin olmayacağını belirtti. "Eğer gerçekten fikirlerin, düşüncelerin özgürce tartışılması isteniliyorsa ve demokratik bir anayasa isteniliyorsa Kürtlerin tüm haklarının güvence altına alınacağı bir anayasa düşünülüyorsa bakış bu ise bugün 5 bin Kürt siyasetçisinin içerde olmaması gerekir" diyen Türk, anayasa ile ilgili çalışmaların sağlıklı bir yürütülmesi için Kürtlerin düşüncelerini özgürce ortaya koyacağı bir alanın yaratılması gerektiğini dile getirdi. Türk, "Bugünkü işgal, bugünkü pratik gösteriyor ki Türkiye, Kürtleri susturmaya yönelik bir mantığın ve çalışmanın içerisindedir. Bu mantığın değiştirilmesi gerekir. Geçmişten bugüne Kürtler hep susturulmaya çalışıldı. Baskı, zulüm politikaları uygulandı. Ama Kürtler sinmedi ve ödün vermedi. Tek formülü var. Ortak aklı oluşturacak bir süreci başlatmaktır. Bugünkü duruşmadan da pek bir beklentimiz yok. Çünkü bize göre karar mercisi burası değil" diye konuştu.
( Arya)

Yorum Gönder