Dersim için Özür, Metiner'e Uyarı...

24 Kasım 2011 Perşembe 00:32

''Dersim katliamını belgelerle açıklayan Başbakan Erdoğan: Dersim yakın tarihimizdeki en acı, en trajik olaylardan biridir. Devlet adına özür diliyorum.

Dersim için Özür, Metiner'e Uyarı...

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile sık sık polemiğe girdiği Dersim Katliamı ile ilgili tartışmalara belgelerle yanıt verdi. Katliamın ardında CHP’nin olduğunu ifade edip “Kendi tarihiyle, tarihinin karanlık noktalarıyla yüzleşemeyenler, yüzleşme cesaretini gösteremeyenler bir gelecek inşa edemez” diyen Erdoğan, “Ermeni diasporası ile Başbakan’ın zihin haritası aynı” diyen Kılıçdaroğlu’na “sana yazıklar olsun, alnını karışlarım” dedi.

Partisinin genişletilmiş il başkanları toplantısında konuşan Başbakan Erdoğan, Dersim Katliamı hakkındaki Başkanlık arşivlerinde yer alan ve o dönem yalnızca 100 adet bastırılarak “zata özel” notuyla ilgililere ulaştırılan Mülkiye Müfettişi Hamdi Bey’in harekât raporunu okudu. Erdoğan konuşmasında ayrıca, Necip Fazıl Kısakürek’in ilk baskısı 1969 yılında yapılan ve Dersim Katliamı’nın acı tanıklıklarına yer veren “Son Devrin Din Mazlumları” adlı kitabından da alıntılar yaptı. Erdoğan, özetle şunları söyledi:

Seyid Rıza’ya önce şeref verdiler...

“Dersim’e yapılan operasyonlar bir isyanın bastırılması olarak zihinlerde ve vicdanlarda meşrulaştırılmaya çalışılıyor. Bunu iddia edenlere karşı söyleyecek çok söz var. Ama, ilk Meclis’te Dersim Mebusu olarak bizzat Atatürk tarafından davet edilen Diyap Ağa’dan hiç kimse bahsetmiyor. Dersim operasyonları sonucunda tutuklanan ve asılan Seyid Rıza’nın 1915 olayları sırasında işgalci ordulara karşı savaştığından dönemin Valisi tarafından da “din ve namusuyla bize hizmet etti” denerek şereflendirildiğinden kimse bahsetmiyor.

Bahaneleri hazır bir operasyon

Dersim’de adım adım çerçevesi çizilmiş, bahaneleri hazırlanmış bir operasyon var. Çeşitli tarihlerde Dersim raporları hazırlanıyor. Bakın, şu rapor değerli kardeşlerim, sadece 100 adet bastırılarak gizli ve zata mahsus olarak bu notla belli yerlere gönderilmiş bir rapordur. Şimdi ne var bu raporda? Sadece birkaç cümleyi size aktarıyorum, sayfa 199, 1926 yılında Mülkiye Müfettişi Hamdi Bey’in raporuna atıf yapılıyor ve deniyor ki: ‘Dersim, Hükümeti Cumhuriyet için bir çıbandır. Bu çıban üzerinde kati bir ameliye yapmak ve ihtimalatı elimeyi önlemek, selameti memleket namına farzı ayndır. Hükmü görüyor musunuz, farzı ayn. Ve değerli kardeşlerim, 201. sayfasında şu ifade var: “Dersim, Türkiye için cehalet, maişet darlığı, dahili ve harici tesvilat ve Kürtlük temalüatı ile bulaşmış tehlikeli bir çıbandır. Kati bir ameliyeye -kesin bir ameliyeye, işleme- tabi tutulması lazımdır. Bunun için evvela silah toplamak, badehu, ardından ıslahat yapmak icap eder.” Yine 1935 yılında bir kanun çıkartılıyor. Kanunun adı, ‘Tunceli Vilayetinin İdaresi Hakkında Kanun.’ Tabii Tunceli dediğimiz zaman, o zaman sadece Tunceli’yi kapsamıyor, çevrede bugün il durumunda olanları da kapsıyor, öyle bir durumu var. Kanunun ilk maddesinde şu belirtiliyor, madde 1: ‘Tunceli vilayetine ordu ile irtibatı baki kalmak ve rütbesinin salahiyetini haiz bulunmak üzere korkomutan rütbesinde bir zat, vali ve kumandan olarak seçilir’ diyor, üst derece. Sonra bu vali ve kumandana yasada çok enteresan haklar tanınıyor. Mesela, vali ve kumandan gerek görürse aileleri bir yerden bir yere göç ettirebilir. Mesela, idam hükümlerinin vali ve kumadan tarafından teciline lüzum görülmezse hemen infaz yapılır. Sayın Kılıçdaroğlu, haberin var mı bunlardan?

İnönü, Kel Ali, Muhsin Batur...

Dersim olayları sırasında orada asker olan Muhsin Batur anılarında aynen şu ifadeyi kullanıyor: ‘Günlerden bir gün emir geldi, tren yoluyla Elazığ’a vardık. Oradan da ilk durak Pertek olmak üzere harekete geçtik. İki aya yakın Dersim’de görev yaptım. Okuyucularımdan özür diliyorum ve yaşantımın bu bölümünü anlatmaktan kaçınıyorum’ diyor. Babalarını arayan ve yanına gitmek istediklerini söyleyen iki masum çocuk Hozat Kaymakamı tarafından süngületilerek babalarının yanına gönderiliyor. Kendisinin öğretmen ve köy halkıyla alakasız bir şahıs olduğunu iddia ederek alevler içinden fırlamak isteyen bir genç, kalasla alevlerin içine itiliyor ve karşısında da sigara içiliyor. Bir köy halkı önce kurşunlanıyor, daha sonra buğday sapları üzerinde yakılıyor. İktidar, CHP iktidarı. Bütün sürgünlerin altında, bu öldürmelerin altında İnönü’nün imzaları var, havadan bombardımanların altında imzası var. Bir diğer isim ise Ali Çetinkaya.

Ayıptır, zulümdür, cinayettir...

Dönemin Malatya Emniyet Müdürü İhsan Sabri Çağlayangil bir röportajda bunu şöyle anlatıyor: Son sözünü sorduk, 40 liram var, oğluma verirsiniz” dedi, Seyid Rıza. Bu sırada, çok enteresan, Fındık Hafız asılıyordu. Asarken iki kez ip koptu. Seyid Rıza görmesin diye ben arabanın önünü kapattım diyor. Fındık Hafız’ın idamı bitti, Seyid Rıza’yı meydana çıkarttık, soğuktu ve etrafta kimseler yoktu, ama Seyid Rıza meydan insan doluymuş gibi sessizliğe ve boşluğa hitap etti; bu da çok önemli. Evladı Kerbela’yız, bihataydı, yani Kerbela’nın çocuklarıyız, biz hatasızız, bihataydı, ayıptır, zulümdür, cinayettir diyor. Devlet adına özür dilemek gerekiyorsa ve böyle bir literatür varsa ben özür dilerim ve diliyorum.”

KISAKÜREK’İN AĞZINDAN O KİTAP

Başbakan Erdoğan’ın konuşmasında sözünü ettiği ‘Son Devrin Din Mazlumları’ adlı kitabın yazarı Necip Fazıl Kısakürek, önsözünde şöyle diyor: Bu eser, İttihad ve Terakki ile başlayan, Cumhuriyet’le yerleştiğini gördüğümüz İslâm nefretinin zeminini çizer ve o zemin üzerinde en kuduz zulüm kılıcıyla düşürülen mazlum başların hikâyelerini anlatır. (Taraf)

Öte yandan Erdoğan'ın konuşmasında Metiner'i uyarması dikkat çekti!
 
Erdoğan partililere hitap ederken bir ara Metiner'e döndü, 'Mehmetciğim Sen artık karışma' dedi.

Partisinin genişletilmiş il başkanları toplantısındaki konuşmasında Dersim için 'devlet adına özür dileyen' Başbakan Erdoğan, Sabiha Gökçen'in adının havalimanından silinmesini isteyen AKP'li Mehmet Metiner'i "Sen bu işlere fazla girme" diyerek uyardı.

Başbakan Erdoğan, bugün yaptığı açıklamalarda Sabiha Gökçen'in adının havalimanından silinmesini isteyen Mehmet Metiner'i uyardı. Erdoğan konuşması sırasında AKP'li milletvekili Mehmet Metiner'e dönerek "Artık sen bu işe karışma Mehmetçiğim" dedi.

Geçtiğimiz günlerde ortam-telefon dinlemelerinin son kurbanı olan AKP Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner'in sözleri AKP içinde de oldukça tartışılmıştı. Konuşmasında "Ben Tayyip Erdoğan'la demokratik bir Türkiye inşa edilebileceği kanaatinde değilim. Çünkü icazet aldığı içerideki çevreler statükonun sahici sahipleri" ifadelerini kullanan Metiner daha sonra yaptığı açıklamada ''Ses bana ait ama ifadeler bana ait değil'' demiş sonrasında da ''Böyle bir şey söylemedim, muhabir haberi yanlış yazmış. Ses de ifade de bana ait'' diyerek kaydı sahiplenmişti.

Yorum Gönder

Toplam Yorum Sayısı 2

Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

yılmaz acar 6 yıl önce yorumlandı

Çapulcu ordusu,ihanetin mimarları,kan emiciler,yahudi çanakçıları ve cahiliye esirleri.hepsi artık çok brindar.Sen ne büyüksün Tayyip Usta,israilin de taşeronu PEKAKA nın da havlaması kesildi artık.Allah seni var etsin.

0 Kişi beğendi.
Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

brindar 6 yıl önce yorumlandı

görün sevgili halkım Tayip akp deki kürtlere adeta şunu demeye çalışıyor ben size kemiğinizi verdim daha da konuşturmam eğer konuşmak istiyorsanını gidin BDP ye. ordada sizi hapse atim ya kemik ya hapis...

0 Kişi beğendi.