Dersim, Kürtleri Türkleştirme, Alevileri Sünnileştirme projesidir

30 Kasım 2011 Çarşamba 13:22

AKP’nin Dersim doğumlu Milletvekili İbrahim Yiğit'ten dersim değerlendirmesi...

Dersim, Kürtleri Türkleştirme, Alevileri Sünnileştirme projesidir

AKP’nin Dersim doğumlu İstanbul Milletvekili İbrahim Yiğit, “Dersim, Alevileri sünnileştirme, Kürtleri Türkleştirme projesidir” dedi. Dönemin bakanlarından Mahmut Esat Bozkurt’un, kamu kurumlarını Alevi ve Kürtlere kapatan talimat verdiğine dikkat çeken Yiğit, “1936 yılındaki talimatında, ‘Kürtleri ve Alevileri kesinlikle kamu kurumlarına almayın. Çok mecbur kalırsanız ‘kapıcılık’ yaptırın’ dedi.”

Dersim geniş bir coğrafya

Yiğit, Dersim’in geniş bir coğrafyasına dikkat çekiyor. Elazığ, Bingöl, Malatya, Erzincan’ın bir bölümü Dersim bölgesine giriyor. Dersim’in Osmanlı İmparatorluğu’nda bir eyalet sistemi içinde yer aldığını anlatan Yiğit, bölgenin yoksul yapısına dikkat çekiyor.

‘Kürt devleti’, ‘Alevi devleti’ hareketleri yok’

“Sanayisi yok, tarıma elverişli arazisi yok. Yoksul bir halk.” Halkın, bu yoksulluğu yaşarken devletin koyduğu ağır vergilere maruz kaldığını anlatan Yiğit, “Dersim’de bir isyan yok. ‘Kürt Devleti’, ‘Alevi Devleti’ kuralım gibi bir hareket yok Düşünceleri yok. Ama, ağır vergilere karşı büyük bir tepki var. Çünkü, Dersimlinin zaten bir geliri yok. Dersimli vergi vermeye alışık değil. Daha önce böyle bir şey hiç yaşamamış.”

“Cumhuriyet döneminde en büyük olay buradaki Kürtleri Türkleştirmek, Alevileri Sünnileştirmek” diyen Yiğit, Seyit Rıza için, “İsyancı değil. Dersimde tanınan bir aşiretin ileri gelenlerinden birisi. İnsanlar ona saygı gösteriyor. Kim olsa, o günün koşullarında, asker ve jandarma baskısı karşısında öyle davranırdı. ”Seyit Rıza ve arkadaşlarının Atatürk’e yönelik bir suikasti durduklarını anlatan Yiğit, “Atatürk’ü güvenli biçimde Sivas sınırına ulaştırmışlardır.” 

Yiğit’in ailesi isyanda nerede

‘Dersim geniş bir coğrafya’ diyen Yiğit ve ailesi o sınırlar içinde yer alan Erzincan’ın Kemah nahiyesinden. İsyan ve sonrasında Kemah’a sığınanlara ve Munzur dağına kaçanlara yardım ediyorlar. Kemah, operasyonlardan doğrudan etkilenmiyor.

‘Kürtçeyi yasakladılar öğrenemedik’

“Kemah tarafına dokunmamışlar. Bizim oradan sürgüne giden yok” diyen Yiğit, ailesinin Kürtçe konuştuğunu ancak olaylar sonrasında yasaklanınca kendisinin öğrenemediğini söyledi.

‘Kayıp kızlar bulunabilir’

Yiğit, Dersim arşivlerinin açıklanmasında yana. “Dersim’in kayıp kız çocukları kimin yanına verildi, arşivler açıklandığında ortaya çıkacak. Çıkmalı.”

(T24)

Yorum Gönder

Toplam Yorum Sayısı 1

Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

numag 6 yıl önce yorumlandı

Dersim ve Kötülüğün Sıradanlığı 30 Kasım Çarsamba, 2011 Yrd. Doç. Dr. Faruk Ekmekçi fekmekci@ktu.edu.tr “1938’de bizi Dersim isyanını önlemeye ve bastırmaya memur etmişlerdi. İsyan dedikleri şey de bazı dağ köyleri o yıl vergi vermemişti. Bize verilen emir ise tek kelime idi: ‘İmha’. Vergi vermedikleri için yok etmek. Bu düşünceyi, bu uygulamayı kim yapabilir? Zorbalar insanlık suçunu işleyenler. Elbette vergi işin bir yönü; gerçek neden Dersim’i Türkleştirmekti. Ben kıta komutanıydım, bize verilen emir ‘Canlı hiçbir şey bırakmayın’ şeklindeydi.” -Hulusi Yahyagil- “Dünyada her millet icraatına tahammül ettiği hükümetin mesuliyetine ortak sayılır.” -Mustafa Kemal Atatürk- “Medeniyet ve barbarlık aynı insan doğasının farklı koşullardaki tezahürleridir.” -Herbert Butterfield- Belki muhalif partiye karşı politik bir manevra, belki önceden planlanmamış fevri bir itiraf, belki de samimi bir “açılım”dı; ama hangisi olursa olsun, Başbakan Erdoğan’ın Dersim katliamı hakkındaki ifşaatları ve özrü -insanlık için küçük olsa da- Türkiye için çok büyük bir adımdı. Zira Dersim katliamını çalışmak çok önemlidir. Çünkü her ne kadar hükümet politik bir söylemle işi dönemin CHP yönetimine havale etmeye çalışsa da, katliamı yapan Türk devleti ve Türk askerleridir. İster Çayan Demirel’in Dersim harekâtına şahit olmuş Dersimli “survivor”lar ile yaptığı röportajlara dayanan belgeselini, isterse Özgür Fındık’ın harekâta katılan askerlerin anılarına da yer verdiği “Kara Vagon” belgesini izleyin, varılacak yer aynıdır: Dersim katliamı, 1913’ten beri Anadolu’da uygulanan bir politikanın -Hannah Arendt’i haklı çıkarırcasına- sıradan Türk askerleri eliyle Dersim’de icra edilmesidir. Dersim’i çalışmak bu yüzden çok önemlidir zaten. Harekâta katılan Türk subaylarından Hulusi Yahyagil’in özetlediği şekliyle, gerçek amacının “Dersim’i Türkleştirmek” ve verilen emrin yer yer “Canlı hiçbir şey bırakmayın!” olduğu bir harekâtı çalışan Türk halkı, zihinlerindeki (Başbakan Erdoğan’ın da “Müslüman soykırım yapmaz!” sloganıyla katkıda bulunduğu) “Masum Türk” ön-kabulünü sorgulayacak ve belki de “Türkler Müslüman Kürtlere bunları yapmışsa, kim bilir gayri-Müslim Ermenilere ve Rumlara neler yapmıştır?” şeklinde bir sorgulamaya kapı aralayacaktır. Bu vesileyle de Türkler yakın tarihleriyle daha kapsamlı bir şekilde yüzleşebilme imkânına kavuşacak ve siyasetçilerimizin gerçek amaçlarını 1930’da şöyle 2008’de de böyle itiraf ettikleri bir süreci daha doğru değerlendirebileceklerdir. Dersim harekâtının amacı, uygulanışı ve sonucu bugün kangren haline gelmiş Kürt meselesinin özünü de gösterir bize. Ama bu özü konuşmak hala bu memlekette mahkemelerce kovuşturulmaya sebep olabildiğinden, şu kısa notla geçeyim bu bahsi: Dersim katliamı için özür dileyen Başbakan Erdoğan, kendi hükümetleri döneminde yıllardır Tunceli belediyesi ve halkının karşı çıktığı Munzur baraj projelerini hayata geçirmekte direterek katı bir merkeziyetçi anlayışla Tuncelililerin yerinden yönetim haklarını tanımamaktadır. Böyle olunca da, Başbakan Erdoğan, amacı Dersim’i Türkleştirmek ve merkezi yönetime eklemlemek olan bir harekâtın sebeplerini ve uygulanışını eleştirmekle birlikte sonucuna sahip çıkmak gibi bir çelişkiye düşmektedir. Dersim’i çalışmak şu sıralar her Allah’ın günü çattığımız İsrail’i anlamak için de önemlidir. İsrail’in zulümlerini “Yahudilik müstesnalığı” ile açıklamaya alışmış Müslüman zihinleri, Dersim’i çalıştıkça Filistin’deki sorunun Yahudilik değil, insanlık olduğunu görecektir. Toprağı ve milleti kutsayan ideolojilerin savaşla kucaklaşmasıdır insanları terörist, devletleri İsrail, Dersimleri de “Tunç Eli” yapan. Her insan potansiyel bir terörist, her devlet potansiyel bir İsrail’dir bu yüzden. Evet, Dersim harekâtı bir katliam ve “insanlığa karşı suç”tur. Fakat Dersim’le yüzleşmek ve yapılanlardan dolayı pişman olmak biz Türkleri alçaltmaz, bilakis yüceltir. Önceki bir yazımda da belirttiğim üzere, “Dersim”i olmayan bir ulus-devlet yoktur zaten. Sadece adı değişir Dersimlerin; Çin’de Nanking, İspanya’da Guernica, Irak’ta Halepçe, Azerbaycan’da Hocalı olur. Bu yüzden Dersim’de yapılanlar Türkleri diğer milletlerin altına değil yanına koyar sadece ve bize şu hakikati tekrar hatırlatır: Türkler insandır; Yaratıcı’nın “cahil ve zalim” olarak tanımladığı insan. Ve “ahsen-i takvim” ile “esfel-i sâfilîn” arasında salınan bu insan, hele toprağı ve milleti kutsayan bir ideolojiyle de programlanmış ise, talihsiz koşullarda “esfel-i sâfilîn”e yuvarlanmıştır hep.

0 Kişi beğendi.