İki seçim arası savaş konsepti

25 Ekim 2015 Pazar 00:53

7 Haziran seçimlerinin hemen öncesinden 1 Kasım seçimlerine kadar yaşanan gelişmeleri hukukçu ve Baro Başkanları değerlendirdi.

İki seçim arası savaş konsepti
HDP’nin Diyarbakır mitingine 5 Haziran’da yapılan bombalı saldırının ardından gelişen çatışma, katliam ve operasyonlarda 600’e yakın kişin hayatını kaybettiği, yüzlerce kişinin gözaltına alındığı, binlerce kişinin göçtüğü ve çok sayıda ev ile dükkanın yakılarak kullanılmaz hale getirildiği bildirildi. İki seçim arası meydana gelen çatışmalı sürecin, seçimlerin kaderi ile ilgili olduğunu, şiddet aracı ile tarafların seçimlerde üstünlük sağlamaya çalıştığını vurgulayan siyasi gözlemciler, bir an önce savaş konseptinden çıkılmaması halinde durumun daha da ağırlaşacağı uyarısında bulunuyor. 7 Haziran seçimlerinin hemen öncesinden bu yana yaşanan gelişmeleri hukukçu ve Baro Başkanları  değerlendirdi. 


Öztürk Türkdoğan: Suriye politikasından kaynaklı 

İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, 20 Temmuz’da Suruç’ta başlayan süreçten bugüne kadar devam eden gözaltların, katliamların ve çatışmaların nedeninin Türkiye’nin Kürd meselesine yaklaşımı ve Suriye politikası olduğunu söyledi. “Bu gelişmeler bize Sadabat Paktı’ını hatırlatıyor” diyen Türkdoğan, Sadabat Paktı’nın Kürd inkarı üzerine şekillendiğini ve o günden bugüne Irak, İran, Suriye ve Türkiye’nin Kürd politikasında hiçbir şeyin değişmediğini dile getirdi. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Bedeli ne olursa olsun güneyde bir devletin kurulmasına izin vermeyeceğiz” sözlerini hatırlatan Türkdoğan, “Bu politika böyle olunca, içeride ve dışarıda Kürd karşıtı bir politika sürdürürseniz bu hep başa bela olur. Türkiye, Kürd meselesinde demokratik yollarla siyasi çözümlü bir strateji haline getirmediği sürece başı beladan kurtulmayacaktır. Ağır yaşam hakkı ihlalleri işlenmeye devam edecektir” dedi. 


Nuşirevan Elçi: HDP-AKP kavgasına dönüştü 

7 Haziran seçimlerine kadar barış sürecinin ağır aksak işlese de var olduğunu belirten Şırnak Barosu Başkanı Nuşirevan Elçi, 7 Haziran seçimlerinde Kürdlerden oy almayan AKP’nin tek başına iktidarını kaybetmesinin sorumlusunun Kürdler olduğunu anladığını ve bu yüzden operasyonlar başlattığını söyledi. Elçi, ‘kamu güvenliği yok’ bahanesi adı altında birçok hak ihlali yapıldığını söyledi. 

Türkiye halklarının bu çatışmalı süreci başlatanın AKP olduğunu bildiğinin altını çizen Elçi, derhal barış sürecine geri dönülmesi çağrısı yaparak sözlerini şöyle sürdürdü: “Kamu güvenliği konusunda bir sıkıntı var diyorlar, eğer barış süreci ilerleseydi bu tür sıkıntılar müzakereyle çözülebilecekti. Bunun sebeplerinden biri de barış sürecinde hükümetin takındığı tutumdur. Yaşanan son süreçlerle birlikte ortaya çıkan tablo gösteriyor ki bir Kürd-AKP, ya da HDP-AKP kavgası göze çarpıyor.” 

Cizre’de, Silopi’de, Nusaybin’de, Silvan’da, Yüksekova’da ve daha birçok yerde ilan edilen sokağa çıkma yasaklarının AKP’nin politikalarının sonucu olduğunu belirten Elçi, “Özyönetim meselesinde de durum böyledir. Elbette özyönetimi, demokratik özerkliği savunacaklardır, hatta şiddet gösterisi olmadıkça bağımsızlığı da savunabilirler. İnsanlar ölüme terk edildi. Günlük yevmiye ile ev geçindiren insanlar perişan hale geldi. Cizre virane bir haldeydi. Yakılan, parçalanan arabalar. Bunların hukukla hiçbir şekilde alakası yok” şeklinde konuştu. 


Murat Timur: Yargı AKP’ye işliyor 

“Türkiye’nin en büyük sorunu Kürd sorunudur. Türkiye’de Kürd sorunu 100 yıllık bir sorundur. Türkiye’de demokratikleşme yolunda ciddi sorunlar var. Farklı inançlara sahip Türkiye içerisinde kendini ifade etme yönünde ciddi sıkıntıları var” diyen Van Barosu Başkanı Murat Timur, Suruç katliamından bu yana 500’den fazla insanın yaşamını yitirdiğini belirtti. Timur, “Bunların çok önemli bir kısmı sivil, sivillerin içerisinde de 30-40’a yakını çocuktu. 3 binden fazla insan gözaltına alındı, halkın seçtiği belediye başkanları tutuklandı. Son iki üç aylık tabloya baktığımızda ‘90’lı yıllarda dahi ortaya çıkmayan sonuçlarla karşı karşıya kaldık. Bu anlamda artık halkların birlikte yaşam arzusunu güçlendirecek insani, vicdani ve ahlaki yaklaşımlar göstermesi gerekiyor” dedi. 

KCK’nin ateşkes ilan etmesinin son derece önemli bir mesaj olduğunu belirten Timur, devletin de, hükümetin de savaş konseptinden vazgeçmesi gerektiğini söyledi. İç Güvenlik Paketi’nin ardından birçok sivil yurttaşın infaz edildiğini belirten Timur, AKP’nin yargıyı eline geçirmesiyle de son zamanlarda yargıda verilen kararların siyasi boyut taşıdığını dile getirdi. 


Tahir Elçi: Binlerce insan mağdur edildi

Sokağa çıkma yasaklarının yasal ve anayasal çerçevede hukuka uygun olmadığını ve bu nedenlerden ötürü hem idari mahkemeye, hem de Anayasa Mahkemesi’ne şikâyette bulunduklarını belirten Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi, sıkıyönetim uygulamalarından önce valilerin 100 bini aşkın nüfusu olan merkezlerde yasaları çiğneyerek sokağa çıkma yasaklarını uyguladığını dile getirdi. Sokağa çıkma yasaklarının insanları mağdur ettiğini söyleyen Elçi, “Örneğin Cizre ve Silvan’da 4 gün gibi, 8 gün gibi sokağa çıkma yasaklarının ilanı her açıdan toplumun sosyal yaşamlarını sıkıntıya düşürmüş, insanları mağdur etmiştir” şeklinde konuştu. 

Son zamanlardaki gelişmelerden dolayı sivil halkın ağır travmalar yaşadığını belirten Elçi, sivil ölümlerinin yaşanmasının, yürütülen operasyonların halk tarafından tepkiyle karşılandığını belirtti. Diyarbakır, Suruç ve Ankara katliamlarının farklı bir durum arz ettiğini dile getiren Elçi, Rojava’da Kürdlerin elde ettiği başarıyı buradaki sivil insanlara katliamla, vahşetle ve sistematik saldırılarla karşılık verdiklerini söyledi. 

BASNEWS

Yorum Gönder