Kavakçı: Devlet din üzerinden elini çekmeli

12 Kasım 2013 Salı 01:01

Merve Kavakçı, "Diyanet kapatılmalı, cemevlerine ibadethane statüsü verilmeli, Ruhban Okulu açılmalı ve devlet din üzerinden elini çekmeli" dedi.

Kavakçı: Devlet din üzerinden elini çekmeli
İstanbul 1. Bölge'den Fazilet Partisi milletvekili seçilmesinin ardından Meclis Genel Kurul Salonu'ndaki yemin törenine başörtüsüyle katılan ancak, protestolar nedeniyle yemin edemeden meclisten ayrılmak zorunda kalan Merve Kavakçı, geçen hafta meclise 5 başörtülü kadın milletvekilinin girmesini, Şafak Pavey'in konuşmasını ve din özgürlüğü konularını değerlendirdi. Kavakçı, diyanetin kapatılması gerektiğini belirtti. Kavakçı, ''Diyanet kapatılmalı. Diyanet, dini kontrol altında tutmak için oluşturulmuş bir yapıdır. 21. yüzyılda, özgürlüklerin hâkim olması gerektiği konusunda uzlaşma sağlanmış bir toplumda, devlet din işlerinden elini çekmeli. Diyanet gibi dini düzenleyen bir devlet kurumu ontolojik olarak başlı başına bir sorun teşkil ediyor.'' dedi.

Cemevlerine ibadethane statüsü verilmesi gerektiğini belirten Merve Kavakçı ''Alevilerin talebi bu yöndeyse onların talebi doğrultusunda hareket edilmeli'' şeklinde konuştu.
 
Habertürk'ten Kübra Par'ın Merve Kavakçı ile yaptığı (11 Kasım 2013) söyleşinin ilgili kısmı şöyle:
 
Geçtiğimiz hafta 5 kadın milletvekili Meclis'e başörtüleriyle girebildiler...
 
Başı örtülü milletvekillerinin Meclis'e hiçbir hukuki düzenleme yapılmadan girmesi bana yapılan hukuki hak gaspının ne kadar büyük boyutta olduğunu tekrar göstermiş oldu. Aynı anayasa, aynı kanunlar ve aynı iç tüzükler ama başörtülü milletvekilleri 14 yıl gecikmeli olarak Meclis'te kabul gördü.
 
'Meclis içtüzüğü değiştirilmeden aniden TBMM'ye girmeleri siyasi bir manevraydı' diyenler oldu.
 
"Sorun çıkmadan bu meseleyi halledelim" düşüncesiyle yapılmış, siyasi açıdan çok zekice bir manevraydı. AKP meseleyi muhalefeti minimalize edecek bir şekilde halletti.
 
CHP'nin tutumunu nasıl buldunuz?
 
CHP biraz yol kat ediyor, dinle uğraşmaması gerektiğini ağır aksak öğreniyor. CHP içinde yeni tartışma alanlarının oluşması Türkiye demokrasisi açısından çok sağlıklı.
 
Ya Şafak Pavey'in konuşması?
 
Konuşma yapmak üzere Şafak Hanım'ın çıkarılması CHP açısından doğru bir adımdı ancak, Beyaz Türklerin dindar insanlara bakış açısını yansıtan buyurgan tonunu yanlış buldum.
 
Pavey konuşmasında "Bundan böyle; mini etek giydiği için işten atılan, sol kulağı küpeli olduğu için dövülen, dekoltesi bakanın hoşuna gitmediği için linç edilen, oruç tutmadığı için öldürülen, Hristiyan olduğunu gizlemek için isimlerini değiştirenlerin güvenlikleri, herkesten çok bu türbanlı kadın vekillere emanettir" dedi ve onları başka hak ihlalleri konusunda duyarlı olmaya davet etti.
 
Niye, hiç anlayamadım! Yine aynı buyurgan tavır; yani 'size bu hakkı veriyoruz ama takipçisi de olacağız'. Bu tavır CHP'ye çok yakışıyor ama Şafak Pavey adına üzüldüm, ona uymadı.
 
'Dindar kesim 28 Şubat'la kadını gözden ırak tuttu'
 
"Başörtülü milletvekillerin geçmiş konuşmalarına baktım diğer özgürlükler konusunda söyledikleri herhangi bir şeye rastlamadım" dedi. Bu eleştirisinde haklı değil mi?
 
CHP'li milletvekilleri her konuda özgürlükleri savunmuşlar mı? Şafak Hanım "binary opposition" yapıyor. Başörtülü olmaları onlara fazladan bir yük yüklemez. Onları farklı standartlara tabi tutmamızı da gerektirmez. Şafak Hanım bu soruyu sormakla ataerkilliği kadınlar arası hiyerarşi içerisinde tekrar üretmiş oluyor.
 
"Demokrasi paketinde türbanlı kadın polise yasak gelmesine çok şaşırmıştım" dedi.
 
TSK, Emniyet ve Yargı alanında başörtü açılımının yapılmamış olması bir insan hakları ihlalidir. Bunun temelinde AKP'nin de mağduru olduğu oryantalist bakış açısı yatıyor. Bunun değişmesi gerekli.
 
Yine aynı konuşma içinde "AKP kimi vekillerin başörtülü eşlerini saklamaya çalışıp utanmalarından çok inciniyorum" dedi. Buna katılıyor musunuz?
 
Tabi, doğru söze ne denir! Dindar kesimde 28 Şubat baskısıyla kadınları gözden ırak tutma geleneği oluşmuştur.
 
Açtığınız "İadeyi itibar" davası sonuçlandı mı?
 
Zedelenen benim değil, Meclis'in itibarıdır. Dava açmadım. Sadece Meclis'e başvurdum ama başvurum cevapsız kaldı.
 
Yalnızca kadın hakları konusunda değil, genel anlamda kişisel özgürlükler konusunda sıkıntılar yaşıyoruz. Örneğin Alevilerin talepleri konusunda ne düşünüyorsunuz?
 
Osmanlı'nın hoşgörüsünü tekrar kazanmamız gerekiyor. İslam'ın da gereği olarak, insanlar kendi dinsel tercihlerine bırakılmalı. Devlet din üzerinden elini çekmeli.
  
'Cemevlerine ibadethane statüsü verilmeli'
  
Diyanet'in kapatılmasını mı kastediyorsunuz?
 
Elbette kapatılmalı. Diyanet, dini kontrol altında tutmak için oluşturulmuş bir yapıdır. 21. yüzyılda, özgürlüklerin hâkim olması gerektiği konusunda uzlaşma sağlanmış bir toplumda, devlet din işlerinden elini çekmeli.
 
Cemevlerine ibadethane statüsü verilmeli mi?
 
Alevilerin talebi bu yöndeyse onların talebi doğrultusunda hareket edilmeli. Şu gerçek de göz ardı edilmemeli: Hz. Ali, Peygamber Efendimizin taşıdığı mesajı ilk duyan ve iman edenlerdendi. Onunla beraber namaz kılanlardan, Cennet ile müjdelenenlerdendi. Cemevleri de cami gibi namaz kılınacak mekânlar olmalıdır. Kimisi camide kılar, kimisi cemevinde; bunların hepsi toplanılan yer manasına gelir. Bir de bu işin Diyanet'le ilgili boyutu var. Bu izni Diyanet'in vereceğini söylüyoruz. Oysa Diyanet gibi dini düzenleyen bir devlet kurumu ontolojik olarak başlı başına bir sorun teşkil ediyor.

'İSTİHDAMDA BAŞÖRTÜLÜLERE ÖZEL KOTA UYGULANMALI'
Kavakçı'nın diğer sorulara verdiği yanıtlar ise şöyle:
*AK Parti kendine muhafazakâr demokrat bir parti olarak tanımlıyor ve kadına yönelik bakışıyla ilgili ciddi eleştiriler var. Örneğin, kadın istihdamını artıracak adımlar atılmadan 3 çocuk çağrısında bulunmak kadını eve hapsetmeyi beraberinde getirmez mi? 

Üç çocuk konusunu ekonomistler en güzel şekilde açıklayabiliyor. Ancak kadın istihdamının artırılması elbette son derece gerekli. Özellikle başı örtülü kadınların istihdamının özel bir koruma altında gelişmesi gerektiğini düşünüyorum. 

* Bir kota sistemi mi öneriyorsunuz

Evet, kota sistemini savunuyorum. 80 küsur senedir aşağılanmış, dışlanmış başörtülü kesimin kamusal alana girmesi devlet tarafından desteklenmeli. Sadece kadınlara ait değil, başı örtülü kadınlara ait bir kota oluşturulmalı. Muhakkak devlet koruması altında bir istihdam imkânı sağlanmalı çünkü başı örtülü kadınları bünyesinden atan rejimin refleksleri hala içimizde yaşıyor. 

* Bu refleks muhafazakâr kesim için de geçerli değil mi? 
Bütün kesimler için geçerli. İşverenler kadın istihdam etmek zorunda bırakılsa bile başı açık kadınları tercih ediyor. Bu refleksi kırmak çok zaman alır, dolayısıyla devlet korumasına ihtiyaç var.

* Hükümete özel hayata ilişkin eleştiriler geliyor. 1+1 evler, ertesi gün haplarının reçetesiz satışının yasaklanması, kürtaj tartışmaları, içki satışına düzenleme yapılırken kullanılan kimi ifadeler... Tüm bunların kutuplaşmayı artırdığını düşünüyor musunuz? 

Türkiye 'de siyaset hep kutuplaştırıcıdır maalesef. Bu siyasi kültürümüzün bir parçası. Bu böyle mi olmalı? Amerika'da yaşıyorum, Batı dünyasını az çok tanıyorum, aslında olmamalı. Toplum olarak da bu tür şeyleri besliyoruz. Siyasetçiler siyasetlerini toplumdan aldıkları işaretler üzerinden kuruyorlar. Özel hayata müdahalenin İslami olması gerektiğini düşünüyorum. Bu benim görüşüm. Bir Müslüman Batı dünyasında çok daha fazla sınırlandırılıyor. (Radikal)

Yorum Gönder