Neymiş Bu Kürt Sorunu Yahu, Göremiyorum!

03 Mart 2012 Cumartesi 02:14

Kürt sorunu, küçücük çocukları 'taş atanlara' dönüştürmek, sonra taş attılar diye hapse tıkmak, hapse tıkıp cinsel ve ruhsal şiddet uygulamaktır. Radikal'den Ezgi Başaran'ın yazısı...

Neymiş Bu Kürt Sorunu Yahu, Göremiyorum!
Kürt sorunu, küçücük çocukları 'taş atanlara' dönüştürmek, sonra taş attılar diye hapse tıkmak, hapse tıkıp cinsel ve ruhsal şiddet uygulamaktır.

Ankara’nın 5 yıldızlı otellerinden birinde, 3.15 milyon Euro’luk bir projenin tanıtım toplantısı yapılmıştı. Bakan Sadullah Ergin, “Suça sürüklenerek ceza infaz sistemine dahil olan çocuklar, hem gelişim süreçlerinin erken aşamalarında bulunmaları hem de olumsuz yaşam deneyimlerinden kaynaklanan çeşitli etkenler nedeniyle fiziksel, zihinsel, sosyal ve psikolojik gelişme açısından özel bakıma, yardıma ve yasal korumalara ihtiyaç duymaktalar’ diye anlatıyordu projeyi. Çocuklar için Adalet Projesi. Ne ironik…

* * *

Bu şaşalı adalet tanıtımından ve tatlı sözlerden 2 gün sonra çocuklar için adalet neymiş anladık. 3 kuruş bile değil, ne ki 3.15 milyon Euro! Siyasi eylemlerden çoğunlukla rastgele toplanan Kürt çocuklarının Adana’daki Pozantı Cezaevi’nde yaşadıklarını duyduk.

Nasıl ellerine pimapen parçalarıyla vurulduğunu… Copla tehdit edildiklerini…
Bayrak öptürüldüklerini… İp geçirilen boğazlarındaki düğümün ‘gerektiğinde’ nasıl sıkıldıkça sıkıldığını… Adli suçlularla aynı koğuşta kalmaya zorlandıklarını…
O koğuştaki çeşitli ‘mümessiller’ tarafından pantolonlarının indirildiğini…
O mümessillerin zorla yataklarına sokulduklarını… Taciz ve tecavüze uğradıklarını…
Öğrendik. Utançla. Öfkeyle. Öğürmeyle.

* * *

Pozantı Cezaevi’nden bir süredir kötü kokular gelmekteydi de lağımın hacmini tam ölçememiştik. Gerçi memleket insanını alıştırdılar:

Taş atan çocukların hayatı kaydırılır. Cezaevlerinde kötü muamele mutattır.
Hastaysan ölürsün, değilsen delirtirler. Oraya bir düştüysen, hak talebin olamaz.
O nedenle açlık grevlerine, cezaevlerindeki siyasi tutukluların çığlıklarına alıştık. Alıştırdılar. Uzun süre aynı kötü kokuya maruz kalan burun, o kokuyu duymamak gibi bir mekanizma geliştirir biliyorsunuz.
Ama kokuyu duymayacak hale gelmek, sizin de koktuğunuzun bir alametidir aslında.

* * *

Yine duymamışsınızdır mesela. Rıdvan var bir de. Sporcunun zeki ve çevik olanından. Dicle Üniversitesi Beden Eğitimi üçüncü sınıfta okuyordu. 3 kez Türkiye birincisi, 2008’de de Balkan üçüncüsü olmuştu. Yani milli atletimizdi. Di diyorum çünkü Rıdvan Çelik yaklaşık 1 yıldır tutuklu.

Sebep? BDP’nin 1 Mayıs kutlamalarına katılmak, slogan atmak, marş ve şarkılara eşlik etmek, alkış tutmak... Ve dolayısıyla örgüt propangandası yapmak, örgüt adına suç işlemek... Kanıt? Rıdvan’ın yürüyüş sırasında çekilmiş fotoğrafında ağzının açık olması... Ve yine dolayısıyla 14 yıl 7 ay hapis cezası verilmesine karar verildi.

* * *

Özgür Gündem, Birgün ve DİHA haber ajansında çalışan gazeteciler KCK’den tutuklanır. Kürt meselesine kafa yoran, her zaman olduğu gibi karşı cins meslektaşlarından daha tutarlı ve dik konuşan kadınların sesi kısılır. Nuray Mert’in ve Ece Temelkuran’ın köşesi elinden alınır, Banu Güven’e sen kenarda dur denir, Aslı Aydıntaşbaş bir bakan tarafından canlı yayında ”Siz de BDP’nin sözcüsünüz bakıyorum da...” diye azarlanır. Ertesi hafta televizyon programı iptal edilir. Ki tüm bunlar ehvendir çünkü serde bir ihtimal olarak tutuklanma da asılı vaziyette. O bakımdan... ’En azından işsiz kaldık, çok şükür’ diye laf icat edildi.

* * *

Nedir bu Kürt sorunu, anlamıyorum yahu... Kürtçe yayın yapan bir kanal da açıldı, dizisi de var oh ne ala, daha ne istiyorlar, bakıyorum, bakıyorum göremiyorum diye çiğneyip tükürenler var ya... Onlara özel özet geçeyim: Kürt sorunu budur, kardeşim. Küçücük çocukları ’taş atanlara’ dönüştürmek, sonra taş attılar diye hapse tıkmak, hapse tıkıp cinsel ve ruhsal şiddet uygulamaktır. Milli bir atlet olan Kürt gencinin önünü açmak yerine, 1 Mayıs’a katıldığı ve alkış tuttuğu için 14 yıl ceza vermektir.

”Bir bebekten katil nasıl yaratılır” ile ”Kürt sorunu niye çözülemiyor, bu gençler niye hala dağa çıkıyor” sorularının cevabı bir bakıma aynıdır. Pozantı’ya bak, Rıdvan’a bak, tabular kalktı ne güzel herşeyi konuşuyoruz denen Kürt sorunu tartışmalarının nasıl devletin istediği sınırlara çekildiğini, ehlileştirilmeye çalışıldığına bak, gasp edilen örgütlenme haklarına bak. E zaten artık gör. Daha ne diyeyim.

(Radikal)

Yorum Gönder

Toplam Yorum Sayısı 1

Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

Abdullah Sakarya 5 yıl önce yorumlandı

EZGİ Hanım..... AKP nin İç işleri bakanı hani nerede Kürt sorunu bakıyorum bakıyorum göremiyorum demişti . Onlara göre bunlar bir sorun değil.Ezilen, haksızlığa uğrayan, ölen Kürt olunca bunların olaylara bakışı farklı oluyor.Aylar öncesinden dilekçeler şikayetler olmasına rağmen savcılık ve adalet bakanlığı hiç bir işlem yapmamıştır.Pardon yapmamıştır demek haksızlık olur! Ceza evi müd. Sincana,müd yard. Van'a terfi ettirmiştir. AKP adaleti bu olsa gerek.Önce eşeğini kaybettiriyor sonra eşeği bulup sevindiriyor.Böyle hasas bir konuyu kaleme alıp gündeme taşıdığınız için teşekkür ederim.Birkaç tane daha böyle yazı yazarsanuz korkarımki işinizden olabilirsiniz..Susmamak lazım SEN SUSARSAN BEN SUSARSAM NASIL AYDINLIĞA ÇIKAR YARINLAR...Saygılarımla.......

0 Kişi beğendi.