Van Mazlumder'den Açıklama: Barış'ı savunmak esastır

13 Ağustos 2013 Salı 07:56

Van MAZLUMDER Şubesi son günlerdeki gelişmelerle ilgili olarak bir basın açıklaması düzenledi.

Van Mazlumder'den Açıklama: Barış'ı savunmak esastır
Van MAZLUMDER Şubesi son günlerdeki gelişmelerle ilgili olarak bir basın açıklaması düzenledi. Mazlumder’ın bugüne kadar toplum içerisinde sergilediği ilkeli duruşundan kaynaklı saygınlığının, Türkiye’de barış süreciyle birlikte başlayan olumlu hava; barış ve huzurdan rahatsız olan -gerginlik üzerinden rant elde etme peşinde olan- bazı çevrelerin yeniden şiddeti topluma dayatmaya çalışması, Suriye iç savaşı ve Rojava meselesinin konuşulduğu basın açıklamasına geniş bir katılım sağlandı.

Dernek binasında yapılan basın açıklamasında, basın bildirisinin okunmasının ardından son günlerdeki gelişmelerle ilgili olarak basın mensuplarının sorularına şube başkanı Yakup Aslan cevap verdi.

Basın açıklamasının tam metni aşağıdadır:

Barış Hepimiz İçin Gereklidir

Basına ve kamuoyuna;

Bir takım sosyal ve politik atraksiyonlar, doğası gereği toplumsal faydayı söz konusu etmelidir. Toplumsal fayda söz konusu olduğunda da atraksiyonların ihtiyatla hareket etmesi, ihtiyatla hareket etmek için de tecrübelerin dikkate alınması, akla ve maşeri vicdana uygun olandır. Sosyal ve politik birimlerin, gerçekliği ve sağlayacağı yararı, kendinden menkul duygularla hareket etmesi, toplumsal acının ve mağduriyetin artmasına katkı sağlayacağı gibi yeni yaraların açılmasına da zemin hazırlar. Bu durum, aynı zamanda, en temel dini ve insani ilkelerin, çatışmalı ortama kurban verilerek onların istismar edilmesinin de öncü taşıyıcısı olur. Yapısal hale gelmesi bu topraklar için hiç de şaşırtıcı olmayacak yeni bir şiddet olgusunun öncü kolu olmak, klasikleşmiş şiddet sarmalından çıkmaya çalışan sosyal ve politik aktörlerin yapacağı değil, aksine kaçınacağı bir iş olmalıdır.

"Kürt Sorunu"nda tarafların vardığı ve toplumlara izah etmeye çalıştıkları ve adına çözüm süreci dedikleri şey, meselenin doğasına uygunluğun, onlarca yıllık savaş ve özellikle savaşın gayri meşru çocuğu olan şiddet ile daha fazla sürdürülebilir olmadığıdır. Tarafların bu temayülü, maşeri vicdana olduğu kadar savaştan vazgeçenlerle savaşmanın ahlaki olmadığı yönünde tecelli eden ilahi emre de uygundur. Öyleyse PKK ve Devlet arasında varılan çözüm süreci mutabakatının elverişli kılınması için çaba harcaması gereken tarafların ve bağımsız sosyal ve politik varlıkların ihtiyatla hareket etmesi gerekmektedir. Hassaten Suriye'de Rojava ve Muhalifler arasında yaşanan gelişmelerin de çözüm sürecini sabote edecek ve yeni bir şiddet olgusu inşa edecek tarzda ele alınmaması gerekmektedir. Suriye'de Rojava ve Muhalifler arasında yaşanan çatışmaları provokatif keskin açıklamalar ve molotofkokteyli saldırılarla çözüm sürecini yükseltmeye çalışan toplumsal zeminlere aktarmak ihtiyatla hareket etmesi gereken sorumlu sosyal ve politik unsurların kaçınması gereken bir yaklaşım biçimidir. Aksi davranış, akla uygun olan tecrübelerle değil de gerçekliği ve sağlayacağı yararı kendinden menkul duygularla hareket eden acemilerin veya kötücül unsurların işidir.

Türkiye'de yaşanan otuz yıllık sürecin sonunda, Kürtlerin istemlerinde haklı olduğu kabul edildiği gibi, aynı haklılığın benzer tecrübeleri yaşamaya gerek kalmadan Suriye'deki Kürtler için de geçerli olduğunu kabul etmek, zalim Suriye rejimine muhalefet eden unsurların yapması gereken akıllıca ve dolayısıyla iyi niyetli bir yaklaşım olacaktır.

Suriye'de rejime muhalefet eden ve muhalefetlerinde ilkesel olarak haklı olduklarında şüphe olmayan unsurlardan beklenen tavır, Kürtlerin irade ettiği şeyi anlamaya çalışmak ve aralarında doğan problemleri diyalog yoluyla çözmeye çalışmaktır; klasik devletler gibi tehditler savurmak değildir.

Türkiye'deki sosyal ve politik örgütlerin hassaten Suriye Muhalefeti ve Kürtler arasındaki gelişmeleri irdelerken hem ilkesel olarak hem de çözüm sürecini düşünerek gerek basın açıklamalarında ve gerekse de başka çalışmalarında daha fazla ihtiyatlı olması doğru olandır. Bu minval üzere açıklamalarda sorunlu bir dilin tercih edilmesi ve sosyal medya üzerinden bu konun tartışılmasını müteakip Özgür-der'in Van Şubesine ve ardından Diyarbakır Özgür-der şubesine yapılan molotofkokteyli saldırıları şiddetin açık bir göstergesi ve hukuksal misyonumuz gereği olarak kınıyor ve benzeri ihtiyatsız açıklamaların ve saldırıların yaşanmaması konusunda tarafları dikkatli, itidalli olmaya, topraklarımızın ve halklarımızın huzuru ve barışı adına çağırıyoruz.

Şiddetin her yerde olduğu gibi bu topraklarda da insan yaşamına zarar vereceğine ve hiç bir soruna çözüm olmayacağına inandığımız gibi şiddetin gelmesi ihtimalini umursamayan ve toplumsal faydayı dikkate almayan ihtiyatsız açıklamaları da yanlış bulmaktayız. Çözüm sürecine zarar verecek ve yeni bir şiddet olgusunu inşa etmekten başka hiç bir şeye hizmet etmeyecek tutum ve davranışlardan kaçınmayı tüm sosyal ve politik unsurlara önerir ve son olarak şunu taraflara hatırlatırız:

En temel dini ve insani ilkelere ters davranarak işleri bozan sosyal ve politik unsurlar, tecrübenin verdiği faydayı kendisine haram eden ve dolayısıyla toplumun mağduriyetine ve dinin istismarına bulaşan unsurlardır.

Van MAZLUMDER Şubesi Başkanı

Yakup Aslan



Van MAZLUMDER şube başkanı Yakup Aslan basın açıklamasını okuduktan sonra, gazetecilerin sorularına cevap verdi. Genel değerlendirmenin ardından,11.08.2013 tarihinde medyaya yansıyan açıklamaların yanlış anlaşılmaya yol açtığını söyledi. Dün medyaya yansıyan haberlerle ilgili olarak da telefonla yapılan beyanatın yanlış algılama ve anlamalara yol açtığını vurguladı.

Yanlış algılara sebep olan konulardan biri Rojava meselesiydi. Rojava’ya karşı yapılan saldırılarda yer alan güçlerin istihbaratla ilişkilendirildiği haber tamamen yoruma dayalı bir bilgi olarak medyaya yansıdığının vurgulandığı açıklamaların ardından, Rojava konusundaki görüşlerinin sorulması üzerine Mazlumder Van Şube Başkanı Yakup ASLAN şöyle dedi: “Mazlumder’in Rojava ile ilgili açıklamaları ve basın bildirileri, ortak görüşümüzü yansıtmaktadır. Bu konuyla ilgili ilkesel duruşumuzu defalarca ifade ettik. Bütün insan hakları ihlallerine karşı duruşumuz ve ilkelerimiz nettir. Her zaman mazlumdan yana olma ve zalime karşı durma perspektifinde duyarlılık gösteriyor ve olayları değerlendiriyoruz.”

Bunun yanı sıra Van Özgür-Der’e yapılan molotofkokteyli saldırıyı kınamak amacıyla düzenlenen eylemin içinde bulunduğunu vurgulayan Mazlumder Şube Başkanı, temel insan haklarından olan “düşünceyi ifade etme ve örgütlenme özgürlüğü”ne karşı yapılan her türlü saldırıyı kınadığını, bu ilkelerden dolay meşrebi, ideolojisi, dini, dili ne olursa olsun yapılacak her türlü şiddet içeren saldırıları doğru bulmadıklarını ifade etti.

11.08.2013 tarihinde bir medya mensubunun telefonla sorduğu birkaç soruya Mazlumder Van Şube Başkanı Yakup Aslan’ın yaptığı açıklamaların medyaya yansıması esnasında yanlış anlaşılmaya yol açacak bazı ifadelere yer verilmesinin tamamen muhatabının yorumuna dayandığını ve bu maksadı aşan ifadelerin yanlış algılara sebep olduğunu ve Mazlumder’in ilkesel olarak herhangi bir STK’yı hedef olarak göstermeyeceği gibi herhangi bir STK’nın karşıtı konumunda bir tutum sergilemeyeceğini belirten Aslan, basının bu hassas zamanda daha ilkeli hareket etmesini tavsiye etti.

Yorum Gönder