Hale (Zapsu) ANTER*

Hale (Zapsu) ANTER*

Nevin Güngör Reşan

26 Mart 2014, 00:13

Kürt toplumu uzun tarihinden geriye çok az sayıda kaynak bırakmıştır. 19.yy. başlarındaki Kürt milli uyanışı dönemlerinde, Kürt aydınları kısmen daha üretken ve verimlidirler. Anı niteliğinde ürünler vermişlerdir. Kürtler için temel başvuru kaynağı sayılabilecek, bu az sayıdaki çalışmalar araştırmacılar için başvuru kaynağı niteliğindedir. “Hatıratım” Dr. Nuri Dersimi, “Doza Kürdistan” Zınar Silopi, “Muhtasar Hayatım” Ekrem Cemilpaşazade, “Görüş ve Anılarım” Hasan Hişyar Serdi, “Hatıralarım” Musa Anter… Bu çalışmalarda genel olarak erkekler öne çıkmışlardır, erkek dünyası anlatılmıştır. Kadınlar bir virgül kadar, bir nokta kadar bile yokturlar. Bu kitapları okuyan her hangi biri, Kürt toplumunun salt erkeklerden oluştuğunun kanısına varabilir. Bacıların, ablaların, annelerin, teyzelerin ve eşlerin anılmadığı, sadece erkeklerden oluşan bir toplum panoraması çizilmiştir. Biz burada bunun sebeplerinin üzerinde durmayacağız, sadece durumu tespit etmekle yetineceğiz.

Kürt tarih yazımı meşakkatli ve zorlu bir alandır. Her ayrıntı oldukça önemlidir. Ülkesi bölünüp parçalanan, devletleşme hakkı engellenen Kürdistan halkı egemen devletlerin sistematik politikalarıyla yok sayılırken bütün değerleri tahrip edilip, tarihsel zenginlikleri yağma edilmiştir. Bu nedenle de olsa bu alanda yol almaya çalışmak, araştırma yapmak mayın tarlasında yürümek gibidir. Söz konusu Kürt tarihine katkı yapmış kadınlar olunca, zorluk iki hatta üç katına çıkabilir. Tablo iç açıcı olmaktan uzaktır. Sömürgecilerin yasakladığı, çarpıttığı yok saydığı Kürt tarihi erkek egemen dünyasının bir türlü görmek istemediği Kürt kadınları.

Denilebilir ki;

Kürt kadınının adı var tarihi yok.

Bilinmeyen, Gölgede Kalmış Bir Hayat:

Hale (Zapsu) ANTER

 

Resim 040Kürt mücadelesinde uzun soluklu savaşımıyla her dem anılmayı hak eden, Kürtlerin “ru spi” si Musa Anter’in yaşamının bütün zor zamanlarında onunla olan ve bütün acı ve sıkıntıları onunla paylaşan, ona bel veren, destek olan hayat arkadaşı, eşi, dostu ve çocuklarının anası Hale Anter’in emek ve çabalarının atlanması, görülmemesi bu engin ve derin kişiliğin unutulması, hatırlanmaması Kürtlere özgü bir ironi olsa gerek diye düşünüyorum. Aklıma hemen şu soru geliyor. Hale Anter olamasaydı eğer, nasıl bir Musa Anter portresiyle karşılaşacaktık.

Hale Anter 1927 yılında doğdu. Babası Kürt-İslam düşünce ve fikir dünyasının önemli şahsiyetlerinden Abdurrahim Rahmi Zapsu’dur. Zapsu ilk dönem Kürt uyanışının hem önemli kadrosu hem de önderlerinden birisidir. Kürt Teali Cemiyetinin kurucusudur. Şex Sait ayaklanmasının idari yapısı içinde yerini alır. Bütün yaşamı boyunca Kürt mücadelesinin yakınında ve içinde olur. Saidi Kürdi’nin yakın arkadaşıdır.. Dönemin Kürt dergi ve gazetelerinde sıklıkla makale ve şiirlerine rastlayabiliriz.

Annesi Hidayet Hanım Aziz Bedirxan’ın kızıdır ve öğretmenlik yapmaktadır. Anne Hidayet Hanım ailesinden ötürü Kürtlüğe derin bağlarla bağlıydı. Bedirxaniler bilindiği gibi Kürt siyaseti, dili ve edebiyatı üzerinde oldukça etkin bir konumdadırlar.

Hale Hanım’ın gerek annesinin ve gerekse babasının Kürtlüğe, Kürt mücadelesine olan yakınlıkları kişiliğinin oluşumunda önemli rol tutar. Ailesinin sosyal ve ekonomik olanakları iyi koşullarda büyümesine ve oldukça iyi eğitim almasına da fırsat sunar. Babasının mal müdürü olmasından dolayı çocukluğunun bir bölümü Manisa ve Foça’da geçer. Dört kardeştirler. Sırasıyla Jale, Pertev, Hale ve Metin aile çocuklarının eğitimi ve geleceği ile oldukça ilgilidir.

Baba İstanbul’a yerleşir. Hale dönemin en seçkin okullarından Avusturya Kız Lisesine başlar. II. Dünya Savaşıyla birlikte okulu kapanır. Hale eğitimine ara vermek zorunda kalır. Yetişip büyüdüğü çevre ve koşullar kişiliğine yeni özellikler katar. O dönem bir kadının yapması çok zor gibi görünün işlerle uğraşır. Ata biner, yüzer, iyi kürek çeker ve bisiklete biner.

Bedirxani kadınlarını ifade eden özellikler fazlasıyla Hale’de mevcuttur. Mağrur, gururlu, müşfik, özgüvenli ve sert…

Musa Anter ve Abdurrahim Rahmi Zapsu’nun yolları Kürt mücadelesinde kesişir. Bu esnada Musa Anter Dicle talebe yurdunda yöneticilik yapmaktadır. Dicle talebe yurdu Kürt mücadelesinde önemli bir yere sahiptir. Dicle yurdunda kalan öğrenciler daha sonra ki yıllarda Kürt mücadelesinde öne çıkan nitelikli ve önemli kadrolardır. Dicle talebe yurdu denilebilir ki bir okuldur, ekoldür. Bu yakınlaşma Musa Anter’in Zapsuların evine giriş-çıkışların da yolunu açmıştır. Bu vesileyle Hale hanımla tanışan Musa Anter’in yoluna önce aşk düşer sonra da evlilik. 1944 yılının son aylarında Musa Anter ve Hale Hanım evlenirler.

Bu evlilik Zapsular için Musa Anter gibi bir oğula sahip olmak anlamı taşırken, Musa Anter için de yeni, geniş ve yurtsever bir aileye sahip olma manasını taşır. Uygun, uyumlu, birbirine yakışan bir çift oluştururlar. Sırasıyla çiftin 1945’te Anter, 1948’de Rahşan, 1950’de Dicle isimli üç çocukları olur.

Resim 043Musa Anter Kürt mücadelesine katkı sunmak için geceler düzenler, gazeteler çıkarır, geniş bir Kürt çevresi oluşturur. Hale Hanım yetişme koşullarından ötürü ev kadınlığı gibi bir işi pek beceremez. Bu sorunu da biçki-dikiş, ev idaresi, yemek kurslarına giderek halleder. Anter çiftinin evine bir şekilde her kürdün yolu düşer. Konuk ederler, ağırlarlar. Zaten bu durum polis kayıtlarına Anterlerin evi Kürt konsolosluğu olarak çalışıyor ibaresiyle düşer. Bu evin bu düzeyde siyasal ilişkilere açılmasının bir ucunda nasıl ki Musa Anter varsa, öbür ucunda da doğal olarak Hale Hanım vardır.

Musa Anter’in Kürtlükle ilgili yoğunlaşan çabaları, devletin harekete geçmesine neden olur. Gözaltı, tutuklama ve sürgünlüklerin biri biter ötekisi başlar. Ailenin durumu yeni bir safhaya evrilir, ekonomik durumları ve aile düzenleri bozulur. Hale Hanım artık çocukları ve sorunlarıyla artık baş başadır. Yolu hapishane kapılarıdır, mahkemelerdir. Bu yollarda gide-gele olgunlaşır. Sorunlarının üstesinden gelmeye çalışır. Ailesinin maddi desteğini kabul etmeyerek Musa Anter’in rızasıyla üç no’lu itiraz komisyonunda raportör olarak işe başlar. Hayatının bu aşamasında çalışan kadın olmanın yanı sıra annelik ve tutuklu eşi olma zorluklarını da katar.

Kürt düşünce ve siyasal yaşamının önemli kadrolarıyla tanışıp yakınlaşan Hale Hanımın önemli kadın dostları da vardır. Bunların arasında Emin Ali Bedirxan’ın kızı Celadet ve Kamuran Bedirxan’ın kız kardeşi Meziyet Çınar. Xalil Xayali’nin kızı Naciye Hanım ve Behice Boran’ın kız kardeşi Fitnat Hanım.

49’lar davasında, 23’ler davasında derdi yalnız Musa Anter değildir. İçerde olan her tutuklu onun yakınıdır, dostudur. Yüksünmeden sorunlarıyla ilgilenir. Onun için de herkesin “Hale Abla” sıydı. Ev, çocuklar, çalışma hayatı, günlük sorunlar, hapishane hayatı bu ağır yükü hiç serzenişte bulunmadan ve çocuklarına durumunu hissettirmeden bu ağır yükü taşımak, beslendiği değerlerin bir sonucu olsa gerek diye düşünüyor insan.

Musa Anter yanı başındaki değerin farkındadır. Ona derin bir saygı duymanın yanı sıra özel bir muhabbet besler. Bir kitabını Hale Hanıma ithaf ederek duygularını açığa vurur. Özetle Musa Anter karizmasının oluşmasındaki gizli kahramandır. Işığı tutan, önünü aydınlatan, buna mukabil geride durmasını bilendir.

Gözünü Kürt mücadelesinin içinde açan Hale Hanım son nefesine kadar bu onurlu yürüyüşünü sürdürür. 1977 yılında Musa Anter’e yönelik saldırı ve gözaltılar yeniden yoğunlaşır. Musa Anter köyüne yerleşir. Hale Hanım ev baskınlarından gına gelir, sağlığının da bozulması üzerine İsveç’teki oğlu Dicle Anter’in yanına yerleşir. İsveç’te kendine yeni bir çevre edinir. Türkiye’den gelen Süryani ailelerle tanışıp yakınlaşır. Cezaevinden tanıdıklarıyla yeniden bir araya gelir.

Resim 05318 Aralık 1998 yılında İsveç’in Vesteras kentinde vefat eder. Vasiyeti üzerine şehir mezarlığına defnedilir. Hale Hanımın ülkesine gömülmemesinin nedenlerinin başında Musa Anter’in naşının yaşadıkları vardır. Çünkü apar-topar askerler tarafından istenmediği bir yere gömülmüştür. Yurtdışından gelen cenazelere uygulanan ağır bürokratik işlemler Hale Hanımın bunu vasiyet etmesinin nedenidir.

Oğlu Dicle Anter nitelikli bir Kürt aktivistidir. 1996 yılında ülkesi Kürdistan’a dönüyor. Anne, oğlunun hayatıyla ilgili kaygılıdır. Bir telefon görüşmesinde ona “sende hem babamı hem kocamı yaşıyorum kendine dikkat et” demesi bile ömrünün son günlerinde çocuklarının hayatıyla ilgili yaşadığı kaygı ve endişenin dışavurumundan gayrı nedir ki?

Çok iyi derecede Kürtçe, Türkçe, Almanca ve İsveççe bilen Hale Hanım, çocukluğunda düştüğü Kürtlük yolundaki yolculuğunu ömrünün son anına dek sürdürdü. Kürt, anne, kadın ve eş olarak payına düşen bütün acı, sıkıntı ve zorlukları birer-birer yaşadı. Ama eğilmedi, bükülmedi, pişmanlık duymadı. Kişiliği, anısı ve mücadelesi önünde saygıyla eğiliyorum.

*Bu yazının hazırlanmasında katkılarını esirgemeyen, sorularıma sabırla yanıt veren, bildiklerini ve arşivlerini benimle paylaşan Rahşan Anter ve Dicle Anter’e sonsuz Teşekkürler…

*NOT: Bu yazı, bir araştırma dergisi ve sitesi olan Kovarabir'de yayınlanmıştır.

Yorum Gönder