Akit Mide Bulandırmaya Devam Ediyor

11 Şubat 2014 Salı 14:05

Akit gazetesi, Van'da 3 yaşındaki Muharrem'in ölümü ve çuvalla taşınmasıyla ilgili mide bulandıran bir habere imza attı.

Akit Mide Bulandırmaya Devam Ediyor
Akit gazetesi, Van'da 3 yaşındaki Muharrem'in ölümü ve çuvalla taşınmasıyla ilgili mide bulandıran bir habere imza attı. Gazete, Muharrem'in ölümünü değil, battaniye yerine çuvalla taşınmasını dikkate alarak yaşananlara "mizansen" demiş ve utanmadan acılı aileyi sorguya çekmiş.

Akit 3 yaşındaki Muharrem'e de düşman!

Akit gazetesi, Van'ın Gürpınar ilçesinde 3 yaşındaki Muharrem Taş'ın geçirdiği hastalık sonucunda yaşamını yitirmesi ve ailesi tarafından çuvalla taşınmasıyla ilgili korkunç bir manşete imza attı.

Bu haberde Muharrem'in ölümü yok

 "Çuval mizanseni" imzasını taşıyan haberde, özetle, Muharrem'in çuvalla taşınmasının ailenin kararı olduğu, battaniyeyle neden taşınmadığının bilinmediği, çuval fotoğraflarının bilinçli olarak servis edildiği ileri sürülüyor. Fakat haberde Muharrem'in ölümüne neden olan sağlık skandalı ve devletin ilgisizliğine ilişkin tek satır yok. Aslında Akit'in haberinde, neredeyse, Muharrem'in ölümü dahi yok... Akit, olayın"tamamen mizansen" olduğu şüphesiyle aileyi sorguya çekmiş ve gazetenin manşetinde utanç verici bir başlıkla yayınlamış.

Akit'in utandıran sorgusu

49917
 
 İşte Akit'le Muharrem'in ailesi arasında geçen konuşmalardan bir bölüm: 

-Siz kendiniz aradınız mı 112’yi, 156’yı?
 
Yo, bilmiyorduk o numaraları, aramadık. Köydeki akrabaları aradık sadece, siz arayın, haber edin dedik.
 
-Sonra?
 
Bekledik. Karakoldan komutan aradı, 112’ye bilgi verildiğini; yollar kapalı olduğu için nasıl bir çare bulunacağını hep birlikte bekleyip göreceklerini söyledi.
 
-Ve gelen olmadı?
 
Evet. Kimse gelmedi. Çocuğum kollarımda öldü. Devletin onca imkanı varken, bekledik gelen olmadı. Çocuk ölünce Van’daki abilerim geldi ertesi gün.
 
-Van merkezdeki kardeşlerinize neden haber vermediniz?
 
Bilemiyorum. Köy yakın, ordaki akrabaları aradık. Devletin imkanları var, gelir çocuğu alır diye.

-Mezrada ev telefonu yok değil mi?
 
Yok. Sadece cep telefonu.
 
-Cep telefonlarının çekmemesi oluyor mu? O gün rahat iletişim kurabildiniz mi?
 
Oluyor, bazı noktalarda çekmiyor ama evimizin orda çekiyor.
 
-Telefon da çekmese kimseye ulaşamayacaksınız?
 
Öyle.
 
-Elektrik var değil mi mezrada?
 
Var da, birkaç gündür kesikti. Nedenini bilmiyorum.
 
-Olay günü var mıydı?
 
Yoktu. 3-4 gündür yoktu.
 
-Allah’tan telefonunuzun bataryası doluymuş?
 
Yedek bataryam var.
 
(...)
 
-Cenazeyi çuvala koyarken, çuvaldan çıkarırken de kayda aldınız mı?
 
Yok hayır onları çekmedim.
 
-Neden?
 
Gerek görmedik. O bölüme ne gerek var.
 
-İnsanların aklındaki bazı soru işaretleri oluşmazdı belki?
 
Onu ben bilemem. Görüntüler ortada. Kardeşlerim falan şahit. Birlikte yaşadık olayı.
 
-Başka hiçbir şey olmadığı için çuvala kondu cenaze öyle mi?
 
Kolay taşınır diye çuvala koyduk. Sırtımızda taşıması kolay olur diye. Şartlar onu gerektiriyordu.
 
-Bu ilk fikir sizden mi çıktı?
 
Orda aramızda kararlaştırdık.
 
-Tek bir kişi mi taşıdı yol boyunca?
 
Yo hayır, yorulan diğerine verdi.
 
-Çuval ne oldu, duruyor mu halen?
 
Yalınca köyüne arabaya yaklaşınca cenazeyi çuvaldan çıkarıp, battaniyeye sardık. Çuvalı da orda bıraktık.
 
Akit'in yaptığı bu "sorgulama", iddia edildiği gibi olayın mizansen olduğuna yönelik hiçbir veri içermiyor. Yalnızca acılı bir ailenin içine düştüğü çaresizlik var. Yani Akit bir kez daha şaşırtmıyor.
(soL)

Yorum Gönder