Ayşe Hür yazdı: Newroz ve Nevruz

19 Mart 2012 Pazartesi 01:19

1990’lı yıllardan beri Türk milliyetçiliği ile Türk milliyetçiliğinin “üvey evladı” olan Kürt milliyetçiliği arasındaki ideolojik (ve giderek fiziki) savaşın alanlarından biri Newroz/ Nevruz kutlamaları. Sözcüğün yazılış şekli bile ideolojik savaşın tezahürleri arasında... Tarihçi-Yazar Ayşe Hür'den günün yazısı...

Ayşe Hür yazdı: Newroz ve Nevruz
1990’lı yıllardan beri Türk milliyetçiliği ile Türk milliyetçiliğinin “üvey evladı” olan Kürt milliyetçiliği arasındaki ideolojik (ve giderek fiziki) savaşın alanlarından biri Newroz/ Nevruz kutlamaları. Sözcüğün yazılış şekli bile ideolojik savaşın tezahürleri arasında. (Benzer bir savaş “Pe Ka Ka” ve “Pe Ke Ke” söyleyişleri arasında sürüyor.) Kürt milliyetçiliği Newroz’un “aslında bir Kürt bayramı”, Türk milliyetçiliği ise “aslında bir Türk bayramı” olduğunu ispatlamaya çalışıyor. İş bununla kalmıyor. Bazı yıllarda olduğu gibi Newroz kutlamaları sırasında, yakıp yıkmalar, yaralanmalar, hatta ölümler oluyor. Bu yıl da zorlu geçeceğe benziyor. Çünkü ben bu yazıyı yazarken hükümet, BDP’lilerin Newroz’u 18 mart pazar günü kutlama taleplerini geri çevirmişti. Kürt tarafı da Newroz’u nasıl ve ne zaman kutlayacağını açıklamamıştı. Dilerim, siz bu yazıyı okurken Türkiye’nin dört bir yanından çatışma değil şenlik haberleri geliyordur.

*****

Şeref Han ve Şerefname

Halkına çok büyük hizmetler yapan Cemşid kendini tanrıyla karşılaştırmaya başlayınca her şey tersine döner. Tanrı Cemşid’in başına bela olarak Dahhâk’ı (Zahhak, Dehak, Dehaq diye de yazılır) gönderir. Zerdüşt inancının kutsal kitabı Avesta’da karşımıza çıkan şeytani varlık Azhi Dahaka’ın izdüşümü olduğu anlaşılan Dahhâk çok zalim biridir. Cemşîd’in koruduğu güneş, Newroz, cem âyinleri, inançları yerine, omzundan yılanlar sarkan, yılanlara tapan ve onlara küçük çocukları kurban vermeyi zorlayan kanlı bir kişiliktir. Adeta iblisin (şeytanın) vücuda gelmiş halidir. Aradan yıllar geçer. Halk Dahhâk’ın zalimliklerinden bezmiştir. Sonunda Gâve (Kave, Kava, Kawa diye de yazılır) adlı demirci Dahhâk’ı alt eder ve Tahran yakınlarındaki Demavend Dağı’na hapseder. Başa Cemşîd’in oğlu Ferîdun geçer. Feridun’un tahta geçmesi olayı Mihrigan (Mihrican) Bayramı ile kutlanır. Mihrigan Bayramı İran güneş takviminde yedinci ay olan ve 23 Eylül-22 Ekim arasını kapsayan “Mihr” ayının 16-21. günlerine denk gelir. Yani Newroz nasıl baharın başlangıcı ise, Mihrigan da sonbaharın başlangıcıdır. Dikkat edileceği gibi Şehname’de Newroz’la Demirci Kawa’nın veya Dahhak’ın ilişkisi yoktur. Yine Şehname’de Demirci Kawa’nın Kürt veya Türk asıllı olduğuna dair bir bilgi de yoktur.

Ehmedê Xani ve Mem-û Zîn

Kürt kültüründe Newroz’un izlerini ararsak, ilk ipucunu Şerefname adlı eserde buluruz. İran’da Şah Tahmasp’ın sarayında büyüyen ve Tahmasp tarafından “Kürtlerin Emiri” unvanı verilen Bitlisli Şeref Han, merkezî devletin Kürt topluluklarını yerleşik hayata geçmeye zorladığı yıl olan 1597’de kaleme aldığı Şerefname adlı eserinde Kürtlerden, Kürtlerin ülkesinden ve Dahhâk’tan söz edilir. Şeref Han şunları söyler: “Kürtlerin aslı ve çok olan toplulukları konusunda çeşitli sözler ve rivayetler vardır. Bu rivayetlerden biri, bazılarının öne sürdükleri gibi şudur: Kürtler, beyinlerinin alınıp Dahhâk (Bivrasb)’ın iki omuzu üzerinde meydana gelen kansere benzer bir çıbana sürülmesi için öldürülmekten, boğazlanmaktan, başları kesilmekten kaçarak dağlara ve engin yerlere dağılan insanların soyundan gelmişlerdir.” Şeref Han “bir başka hikâyeye göre de” “Kürtlerin şeytani ruhlardan oluşan bir topluluk olduğunu”, “aşırı derece cesur, korkusuz bir topluluk olduğunu” kaydeder. Sonra da ekler: “Hangi rivayet doğrudur, Allah bilir...” Not edelim, Şerefname’de Dahhâk’tan söz edildiği halde Demirci Kawa, Cemşid, Feridun, Newroz ya da Mihrigan’dan söz edilmez.

Kürt edebiyatının kurucusu sayılan Ehmedê Xani’nin (Türkçe Ahmede Hani) 1690 yılında kaleme aldığı ve 1450 yıllarında Cizre hükümdarlarından Emir Zeynuddin zamanında geçen olayları anlatan Mem û Zîn adlı eserinde ise şu dizeleri okuruz: “Feleğin dönüşü mavi talihten/ gösterince Newroz’u yeniden/ o kutlu geleneğe göre/ tüm kentliler varıncaya dek askerlere/ terk etti kenti, kaleleri, evleri/ andırarak avcıları ve talancıları/ saf saf tepelere ve ovalara yürüdüler/ .../ Yılbaşına katılan bakireler, delikanlılar/ yüz yaşına varmış erkek ve kocakarılar/ geleneksel yol ve yordamla yılbaşını/ kutladılar, göklere dek yükselterek/ seslerini...” Bu eserde, Newroz’dan söz edildiği halde Cemşid’den, Demirci Kawa’dan veya Dahhak’tan söz edilmez.

Yazının tümü için hemen alttaki LİNKİ TIKLAYINIZ:
 
http://www.hinishaber.net/gelenegin-icadi-newroz-ve-nevruz-makale,1088.html

Yorum Gönder