Bediüzzaman'ın 5 talebesinden ortak açıklama

01 Ocak 2014 Çarşamba 01:25

Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin talebeleri son günlerdeki tartışmalar üzerine kamuoyuna ortak açıklamada bulundu.

Bediüzzaman'ın 5 talebesinden ortak açıklama

Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri'nin  talebeleri Abdullah YeğinHüsnü Bayramoğlu, Salih Özcan, Mehmet  Fırıncı , Abdülkadir Badıllı ağabeyler  son  günlerdeki  tartışmalar üzerine kamuoyuna   ortak   açıklamada  bulundular.

"İman  hizmetinin  töhmet  altında " kaldığının belirtildiği açıklamada , Risale-i Nur  talebelerinin   siyasete bakışına dair metinler  yer  aldı.

Açıklamada  şöyle denildi:

Risale-i Nur Külliyatının müellifi ve Risale-i Nur hizmetinin  müessisi Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin  hizmetinde  bulunmuş ve bu Kur'ân ve iman  hizmetinin  esaslarını  bizzat  ondan  ders  almış  talebeleri olarak, aşağıdaki hususları muhterem  kamuoyuna  duyurmak ihtiyacını  hissetmiş bulunuyoruz:

1. Risale-i Nur'un  hizmet  esasları içinde Bediüzzaman Hazretlerinin en fazla üzerinde durduğu ve  büyük  bir  hassasiyetle  riayet etmeyi  bize  ve bütün Nur  talebelerine   ders  verdiği husus, bu  hizmetin   sadece  ve  sadece  iman  hizmetinden  ibaret olduğudur. Pek  çok mektuplarda  tekrar   tekrar  zikredilen bu husus, bir Emirdağ mektubunda da şu  şekilde  ifade edilmiştir:

"Risale-i Nur hiçbir şeye âlet olamadığını ve rızâ-yı İlâhiyeden başka hiçbir maksada vesile olamadığını ve doğrudan doğruya herşeyden evvel iman hakikatlerini  ders vermek ve biçare zayıfların ve şüpheye düşenlerin imanlarını kurtarmak olduğunu elbette sizin gibi Nur'un has şakirtleri biliyorlar."

Bu hakikat muvacehesinde  kamuoyuna  şunu  arz  etmek isteriz ki,  insanlara  hiçbir tarafgirlik gözetmeksizin ve hiçbir menfaat gütmeksizin Risale-i Nur'la iman  hizmeti  vermek ve muhtaç olanların imanlarını her türlü tehlike, vehim, vesvese ve şüphelerden  korumaya   çalışmak  ve bu  hizmetin  mukabilinde ne maddî, ne de manevî hiçbir karşılık beklememek, Risale-i Nur mesleğinin olmazsa olmaz esasıdır. Bu esas feda edildiğinde,  ortada  Risale-i Nur hizmetide kalmaz.

2. Risale-i Nur  hizmetinin  gaye ve mahiyeti münhasıran iman  hizmetinden  ibaret olduğundan, onun dışındaki faaliyetler tarafgirlik mânâsına gelebilecek her türlü davranıştan şiddetle kaçınmak gerekeceği izahtan vareste olmakla beraber, Üstadımız bu hususu müteaddit mektup ve müdafaalarında  tekrar   tekrar  hatırlatmıştır. Bu mektuplardan birinde, "İman  dersi  için gelenlere tarafgirlik nazarıyla bakılmaz. Dost, düşman  derste   fark  etmez. Halbuki  siyaset  tarafgirliği bu mânâyı zedeler, ihlâs kırılır. Onun içindir ki, Nurcular emsalsiz işkencelere ve sıkıntılara tahammül edip Nur'u - Risale-i Nur'u - hiç bir şeye âlet etmediler, siyaset  topuzuna  el  atmadılar" denmektedir.

İman  hizmetinde  bulunanların hariç cereyanlardan niçin uzak durmaları gerektiği, Bediüzzaman Hazretleri'nin şu ifadelerinde de  çok   net  bir  şekilde   açıklanmıştır :

"Risale-i Nur şakirdlerinin, mümkün olduğu kadar,  siyasete  ve idare işine ve hükûmetin icraatına karışmamak bir düstur-u esasîleridir. Çünki hâlisane  hizmet -i Kur'aniye, onlara her şeye bedel kâfi geliyor. Hem  şimdi  hükmeden öyle kuvvetli cereyanlar içinde  siyasete  girenlerden hiçbir kimse, istiklaliyetini ve ihlâsını  muhafaza  edemez. Herhalde bir cereyan onun  hareketini  kendi hesabına alacak, dünyevî maksadına âlet edecek, o  hizmetin  kudsiyetini bozacak... Hem  dünya  için dinini bırakan veya âlet edenlerin nazarlarında, Kur'anın hiçbir şeye âlet olmayan kudsî hakikatleri bir propaganda-i  siyasette âlet olmuş tevehhüm edilecek. Hem milletin her  tabakası , muvafıkı ve muhalifi, memuru ve âmisinin o hakikatlarda  hisseleri  var ve onlara muhtaçtırlar. Risale-i Nur şakirdleri, tam bîtarafane kalmak için  siyaseti  ve maddî mübarezeyi tam bırakmak ve hiç karışmamak lâzım gelmiş."

Siyaset  yoluyla vatana, millete, İslâmiyete  hizmet  de elbette ki ihmal edilecek bir mesele değildir. Ancak herkese eşit  şekilde   hizmet   sunması  gereken bir iman cereyanının mahiyeti,  siyaset  yoluyla  hizmetten  bütün bütün  farklıdır . Onun içindir ki, cemaat adına siyasî faaliyette bulunmak, siyasî  partilerle   pazarlıklar  içine girmek, devlet içinde  kadrolaşmak , iktidara  ortak  olmaya  çalışmak  gibi faaliyetlerin tamamı Risale-i Nur'un iman ve Kur'ân  hizmetiyle  tam bir tezat teşkil etmektedir. Risale-i Nur talebeleri  böyle faaliyetlerde bulunmayı Üstadlarından miras aldıkları kudsî  hizmetin kudsiyetini bozmak olarak görürler ve bundan şiddetle kaçınırlar.  Aynı   şekilde , milletin reyiyle   başına gelen meşrû iktidarı  muhafaza  etmek ve memlekette asayişi ihlâl etme istidadı taşıyan  hareketlerden  şiddetle kaçınmak da Risale-i Nur  talebelerinin Üstadlarından  ders  aldığı en mühim esaslar ve düsturlardır; ancak onlar bunu hiçbir  zaman  bir menfaate âlet etmezler, bir tarafgirlik haline getirmezler.

Nitekim Umum Nur  talebelerine  Üstad Bediüzzaman'ın vefatından önce vermiş olduğu en son  derste :

"Aziz kardeşlerim, bizim vazifemiz müsbet hareket etmektir. Menfî hareket değildir. Rıza-yı İlâhîye göre sırf hizmet-i imaniyeyi yapmaktır, vazife-i İlâhiyeye karışmamaktır. Bizler âsâyişi muhafazayı netice veren müsbet İmân hizmeti içinde herbir sıkıntıya karşı sabırla, şükürle mükellefiz" denilerek, asıl yapmaları gereken şey ifade edilmiştir.

3. İman hizmetinin mahiyeti kadar metodları da menfi siyasetin icabı telâkki edilen âdet ve uygulamalardan uzaktır. İmanın esası olan doğruluk, iman hizmetinin de en mühim esasıdır; yalan, iftira, iki yüzlülük, hile gibi fiil ve metodlar hiçbir zaman iman hizmetine yanaşamaz. Üstadımız Bediüzzaman Hazretleri, yol, sıdk ve doğruluk üzere olmaktır, der:

Sual: Herşeyden evvel bize lâzım olan nedir?

Cevap: Doğruluk.

Sual: Daha?

Cevap: Yalan söylememek.

Sual: Sonra?

Cevap: Sıdk, ihlâs, sadâkat, sebat, tesanüd.

Sual: Yalnız...

Cevap: Evet...

Sual: Neden?

Cevap: Küfrün mahiyeti yalandır. İmanın mahiyeti sıdktır. Şu burhan kâfi değil midir ki, hayatımızın bekası, imanın ve sıdkın ve tesanüdün devamıyladır?

Bir müdafaasında da "Sair dünyevî ve siyasî ve entrikalı cemiyet ve komitelerle münasebetimiz yoktur ve tenezzül etmeyiz" demek suretiyle, Risale-i Nur hizmeti ile diğer faaliyetler arasındaki bu temel metod farkını ayrıca teyid ve tasrih etmiştir.

4. Siyasî tarafgirliğin en dehşetli neticesini, Bediüzzaman Hazretleri bir hatırasında şöyle anlatır:

"İslâmiyetin hayat-ı içtimaiyeye dair bir kanun-u esasîsi dahi, bu hadis-i şerifin, "(Mü'minin mü'mine bağlılığı, parçaları birbirini sımsıkı tutan bir bina gibidir)" hakikatidir. Yani, hariçteki düşmanların tecavüzlerine karşı, dahildeki adâveti unutmak ve tam tesanüd etmektir. Hattâ en bedevî tâifeler dahi bu kanun-u esasînin menfaatini anlamışlar ki, hariçte bir düşman çıktığı vakit, o taife birbirinin babasını, kardeşini öldürdükleri halde, o dahildeki düşmanlığı unutup, hariçteki düşman def oluncaya kadar tesanüd ettikleri halde; binler teessüflerle deriz ki, benlikten, hodfuruşluktan, gururdan ve gaddar siyasetten gelen dahildeki tarafgirane fikriyle, kendi tarafına şeytan yardım etse rahmet okutacak, muhalifine melek yardım etse lânet edecek gibi hâdisâtlar görünüyor. Hattâ, bir sâlih âlim, fikr-i siyasîsine muhalif bir büyük sâlih âlimi tekfir derecesinde gıybet ettiği; ve İslâmiyet aleyhinde bir zındığı, onun fikrine uygun ve taraftar olduğu için hararetle senâ ettiğini gördüm. Ve şeytandan kaçar gibi, otuz beş seneden beri siyaseti terk ettim."

İşte bu sebepten, tıpkı Bediüzzaman Said Nursî gibi, onun talebeleri de siyasî tarafgirliklerden uzak durmakta ve bu iman ve Kur'ân hizmetine hiçbir siyasî tarafgirlik gölgesi düşmemesi için azamî itina göstermektedirler.

5. Biz Risale-i Nur talebeleri, hizmetimizin prensiplerini kaynağı Kur'an ve Hadisten ibaret olan Risale-i Nur'dan ve onun müellifi olan Bediüzzaman Said Nursî'den alırız. Mevkii, maddî veya manevî makamı, şöhreti, ünvanı ne olursa olsun, hiç kimsenin indî tevilleri Risale-i Nur talebeleri için bir ölçü teşkil etmez. Risale-i Nur memleketimizin ve dünyanın en buhranlı dönemlerinden geçerek bugünkü muzaffer konumuna ulaşmışsa, Bediüzzaman Hazretlerinin büyük bir hassasiyetle muhafazasına çalıştığı "hizmet düsturları" sayesinde bu mümkün olabilmiştir. Yoksa, zamanın ve zeminin şartlarına göre hizmet tarzında birtakım değişiklik ve ayarlamalar yapılsaydı, şimdi Risale-i Nur hizmeti diye bir şey kalmazdı.

6. Son zamanlarda cereyan eden ve hepimizi üzen bazı gelişmeler, siyasî mahiyet taşıyan ve Nur'un safî hizmet telâkkisinden çok uzak düşen bazı hareketlerin Risale-i Nur ile karıştırılmasını ve bu menfî hareketler sebebiyle bu iman hizmetinin töhmet altında kalmasını netice verdiğinden, biz Risale-i Nur talebelerinin böyle hareket ve faaliyetlerle hiçbir surette alâkamızın bulunmadığını ve bu tür sakat anlayışların asla Risale-i Nur'dan kaynaklanmadığını açıklamak zorunda kalmış bulunuyoruz.

Aziz milletimize saygı ile duyurulur.

ABDULLAH YEĞİN, HÜSNÜ BAYRAMOĞLU, SALİH ÖZCAN, MEHMET FIRINCI, ABDÜLKADİR BADILLI

Kaynak: Haber7

Yorum Gönder