Bozyel: Yeni Anayasa mı Savaş mı?

20 Aralık 2011 Salı 21:57

Bayram Bozyel: Yeni bir anayasa yapımı, yeni bir ruh ve heyecanla işleyebilecek veya ilerleyecek bir süreçtir.

Bozyel: Yeni Anayasa mı Savaş mı?
Yeni bir anayasa yönünde oluşan beklentiler, Meclis’te bulunan dört partinin içinde yer aldığı Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nun oluşmasıyla TBMM zeminine taşındı. Komisyon adına Meclis Başkanı Sayın Cemil Çiçek, HAK-PAR dahil Parlamento dışı partilerden ve sayıları binleri bulan kurum ve örgütlerden yeni anayasaya ilişkin görüş almak için bir çalışma başlattıklarını duyurdu. Bu son derece olumlu bir gelişme. Evet, ilk bakışta öyle. Oysa daha yakından bakınca oldukça mekanik, heyecan vermekten uzak, resmi bir işlem türünden, soğuk bir durumla karşı karşıya olunduğu izlenimi edinmek zor değil.

Gerçekten yeni bir anayasa mı yapıyoruz

Bu duruma bakınca, insan, Türkiye gerçekten yeni bir anayasa mı yapıyor yoksa yeni bir anayasa yapımı adı altında siyasi partilerin bildik ayak kaydırma gösterilerinden bir yenisine mi sahne oluyor, diye sormadan edemiyor.

Yüzyıllık bir işkence ve ıstırabı geride bırakarak özgür ve demokratik bir topluma kapı aralayan yeni bir anayasa yapım süreci normal koşullarda bir şenlik havasında başlatılmaz mı? Toplumlarımızı yıllar yılı inletmiş, bütün çeşitlilik ve farklılıklarımızı, giderek kimlik ve benliklerimizi bir kalıpta eritmeye yemin etmiş, bu amaca ulaşmak için baskı, işkence, katliam, göç ettirme dahil başvurulmadık hiçbir yöntem bırakmamış, intikam duygularıyla kurduğu darağaçlarında bu toplumun öncü şahsiyetlerini sallandırmış, çocuk, genç, yaşlı ayırımı yapmadan insanları sığındıkları mağaralarda gaz bombalarıyla fareler gibi katletmiş, kendi formel hukukunu 10 yılda bir yaptığı askerî darbelerle çiğnemeyi kural haline getirmiş, Kürt, Alevi, solcu, dindar, gayrımüslim herkesi düşman bellemiş ve bu düşmanlığın hakkını vermekte tereddüt etmemiş yüz yıllık bir rejimden kurtulmak anlamına gelebilecek yeni bir anayasa yapım süreci, normalde bir ulusal bayram havası eşliğinde sürdürülmez mi? Yıllardır kanayan ve kanatan Kürt sorununun çözümüne giden yolu açan, toplumsal eşitlik ve barışı güvence altına alacak temel bir kanun yapmak gibi yüzyılda bir yapılacak bir iş bir karnaval havasına halaylar ve zılgıtlar eşliğinde kutlanmaz mı?

Şenlik değil savaş havası

Ne var ki ortada bu işe uygun bir şenlik havası yok. Tersine buz gibi, üstelik boğucu ve kasvetli bir atmosfer var. Kaşlar çatık, karşılıklı tehdit ve şantajlar gırla gidiyor. Yeni bir anayasa yapımının gerektirdiği toplumsal barış ve uzlaşıyı sağlama çabası bir yana, artarak yükselen bir gerilim, düpedüz bir savaş ortamı var. Tutuklama furyası bir cadı avına dönüşmüş neredeyse. Siyasal baskı ve operasyonlar iç karartıcı nitelikte. Basın ‘kontrol altında’. Ve en önemlisi gencecik insanlar -görece bir azalışa rağmenher gün çatışmalarda yaşamını yitiriyor. Böyle bir ortamda hangi şevk, hangi enerji ile anayasa tartışılabilir? Savaş ve silahların gölgesinde nasıl yeni anayasa yapılabilir? Ölümlerin yol açtığı acı ve öfke ortamında yeni bir anayasa tartışması için gerekli aklıselim ve uzlaşma olgunluğunu yakalamak kolay olmasa gerekir.

Yeni bir anayasa yapmanın en başta bir ciddiyet ve tutarlılık gerektirdiği açıktır. Yeni bir anayasa yapmadan önce, ya da yeni bir anayasa yapmak için yapılması gerekenleri yapmadan, yeni bir anayasa yapmaktan söz etmek inandırıcı olamaz. Bir anayasa değişikliği gerektirmeden yasal mevzuatta düzeltilecek bir dolu sorunlu alan var. Siyasal Partiler Kanunu, Seçim Kanunu, TMK, TCK vb. çağdışı engelleri temizlemeden arzulanan özgür ve katılımcı bir sürecin işletilemeyeceği açıktır. Öte yandan siyasal atmosfer kaba ve saldırgan söylemlerle katılaşmış durumda. Böyle bir ortamda siyasal aktörler arasında yeni bir anayasaya için gerekli tartışma ve müzakere zeminini yakalamak kolay görünmüyor. Dahası, savaşı durdurmamış, asgari bir konuşma ve diyalog zemini oluşturmamış bir toplum ya da toplumların, geleceğe ilişkin daha büyük projelerin inşasında anlaşmasını beklemek ne kadar gerçekçi?

Türkiye koşullarında yeni bir anayasa yapmak geçmişe ilişkin kırgınlıkları ve güvensizlikleri asgariye indirmeyi gerektirir. Korku, tehdit ve baskılardan arınmış, yasal açıdan demokratik bir ortam sağlanmadan gerçek anlamda özgür bir tartışmanın yaşanamayacağı açık. Daha işin başında uzlaşmayacakları apaçık olan partilerin ‘Anayasa uzlaşma Komisyonu’ adı biraraya gelmeleri eğer bir riyakârlık örneği değilse, bunun, toplumun umutlarını heder etmenin dışında bir izahatı olabilir mi? Yeni anayasa yapma yönünde oluşan beklentileri dar ve gündelik siyasal hesaplara heba etmek bu topluma yapılacak en büyük kötülüktür.

Öte yandan yeni bir anayasa yapımı yeni bir ruh ve heyecanla işletilebilecek ve ilerletilebilecek bir süreçtir. Bu ise bu aşmada tek başına sivil toplumun kotarabileceği bir iş değil. Yeni anayasa yapım sürecine dinamizm kazandıracak, onu motive edecek olan daha çok parlamentodaki siyasal aktörlerdir.

AKP’nin tutumu belirleyici

Anayasa yapım sürecinin kaderini açıktır ki AKP’nin tutumu belirleyecektir. Hakkını yemeyelim, Türkiye’de yeni bir anayasa beklentisini 12 Eylül 2010 referandumu ile siyasal alana taşıyan esas olarak AKP oldu. 12 Haziran 2011 seçimlerindeki seçim kampanyasında anayasa konusuna yaptığı vurguyla, AKP önemli bir rol oynadı. AKP istemeseydi anayasa konusunda şu kadarcık süreç bile işletilmeyebilirdi. O halde mevcut süreci canlandırmak ve onu Türkiye’nin yeniden yapılanması bakımından bir manivelaya çevirecek olan yine AKP’dir. Peki AKP böyle bir iradeye sahip mi? Şimdi AKP hiç olmadığı kadar güçlü. Arkasında güçlü bir halk desteği, kontrolünde kocaman devlet aygıtı var. Ancak bu durum tek başına AKP’nin bu konuda bir irade sahibi olduğu anlamına gelmez. Çünkü aşırı güç, aynı zamanda elde etmek istediği doyumu sağlayarak, AKP’nin değişim arzusunu zayıflatmış olabilir. Başka bir ifade ile AKP, iktidar olmanın verdiği bir durağanlık ve/ya yorgunluk içinde. Bu tablo içinde AKP’den umut bekleyişi aşırı iyimserlikten başka bir anlam ifade etmez.

Öte yandan pragmatist niteliği ve yeni gelişmelere karşı duyarlılık yeteneği, AKP bakımından bir avantaj oluşturuyor. Beklenmedik gelişmeler, özel olarak da Suriye’de yaşanan alt üst oluşun yol açacağı sonuçlar, AKP’nin pozisyonunda değişikliğe yol açması mümkün. Yeniden şekillenmesi olası bölgesel dengeler, başında AKP’nin bulunduğu Türkiye’yi Kürt sorununda olumlu yönde politika değişikliğine yöneltebilir. Böyle bir durumda yeni anayasa konusunun yeni ve farklı bir biçimde güncellik sağlaması ihtimal dışı değil.

Meclis’te oluşmuş Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nda yer almalarına rağmen CHP ve MHP’nin bu sürece katkı sunacaklarını beklemek saflık olur. Statükoyu temsil eden siyasi aktörlerle statükoya karşı nasıl bir uzlaşı sağlanacağı anlaşılabilmiş değildir. Bu konuda özellikle MHP ile uzlaşmaya kalkışmak eşyanın doğasına ters düşmez mi? Bir uzlaşı aranacaksa eğer, bu uzlaşı MHP ile değil onun dışında bir yerde aranmalıdır.

BDP’nin genelde ve özellikle son süreçteki edilgen tutumunda yadırganacak bir durum yok. Bu haliyle yeni anayasa yapım sürecinde geçmişten farklı bir rol oynayacağını beklememeli. Çünkü PKK, izlediği şiddet ve monolitik tutumuyla BDP başta olmak üzere legal demokratik Kürt hareketindeki dinamizmi önemli ölçüde köreltmiş, buradan kaynaklı olası bütün inisiyatifleri bloke etmiş durumda. 15 Temmuzdan bu yana sürdürülen silahlı çalışmalar ise sadece Kürt hareketi bakımından legal demokratik süreçleri bloke etmekle kalmadı. Aynı zamanda demokratikleşme ve Kürt sorununda ayak direten AKP ve ötekiler, gökte aradıkları bahanelere PKK sayesinde yerde kavuşmuş oldular.

Yeni bir anayasa talebinde somutlaşan toplumsal değişim ve özgürleşme arayışı Türkiye’nin nesnel bir gerçeğidir. Türkiye’nin demokrat, değişimci ve barışsever güçlerine düşen görev söz konusu bu arayışın doğal ve doğru bir mecrada seyretmesine yardımcı olmak, giderek katkıda bulunmaktır. PKK, yeniden başlattığı silahlı mücadele ile bu sürece çomak soktu. PKK’nin yanlıştan dönerek silahları kalıcı bir biçimde susturması, yeni anayasa yapımını önemli bir ayak bağından kurtararak sürecin daha dinamik bir biçimde işlemesine katkı sunabilir.

Açık olan bir şey var, toplum köklü bir değişim istiyor. Bu talep, dar ve bencil siyasal hesaplara heba edilmemeli. Türkiye’nin suç ve günahlarla kaplı tarihinden özgür ve demokratik bir geleceğe geçişi için yeni anayasa yapımı önemli bir fırsat sunuyor. Bu bakımdan daha yolun başında sayılırız.

Bayram Bozyel
Hak ve Özgürlükler Partisi Genel Başkanı
(hertaraf)

Yorum Gönder