Halebçe Soykırımı; Baas Ve Suç Ortakları!

16 Mart 2012 Cuma 01:43

Doğru tanımlanmayan bir suçun sorumluları, hakettikleri cezaya hiçbir zaman gerektiği gibi çarptırılamazlar. Hakeza, cezalandırılıp mahkûm edilmeyen suçlar da her an tekrarlanma riski taşırlar. Bu nedenle suçları, özellikle de insanlığa karşı işlenen suçları doğru tanımlayarak mahkûm etmek, hem söz konusu suçlara hedef olanların vicdan rahatlığı ve hem de bu suçların bir daha tekrarlanmaması açısından, çok önemlidir.

Halebçe Soykırımı; Baas Ve Suç Ortakları!

24 yıl önce Halepçe'de savunmasız çoluk-çocuk, ihtiyar ve kadınlardan oluşan kürtlere karşı barbar baas diktatörlüğü tarafından soykırım uygulandı. 16 Mart 1988 tarihinde Dünya, kendi kirli maarifeti olan bir savaşın en kahpe ve alçak yüzüne şahit oldu ve suça ortak olmanın verdiği psikolojik rahatsızlık nedeniyle kaskatı ve dilsiz kesildi. (Hınıs Haber)

Her hangi bir olayın, ortak bir mutabakat ile tanımlanmış bir suçun kapsamına girip girmediğini tespit etmenin en sağlıklı yolu, olay ile tanım arasında örtüşme olup olmadığına bakmaktan geçiyor.
Halepçe’de yaşananlar anılırken genel olarak “katliam” tanımı kullanılır. Katliam, insanlık suçu, barbarlık, trajedi ve benzeri birçok tanımı Halepçe için kullanmak mümkündür ve hepsi de belli bir doğruluğa sahiptir. Ancak Halepçe’de yaşananları en doğru tanımlayacak olan tanım Soykırımdır.
Birleşmiş Milletler “Soykırım Suçunun Önlenmesi Ve Cezalandırılması Sözleşmesi” de, hangi suçların soykırım kapsamına girdiğini zaten çok net olarak ortaya koymuştur.
Sözleşmenin 2. Maddesi, “ulusal, etnik, ırksal veya dinsel bir grubu, kısmen veya tamamen ortadan kaldırmak amacıyla işlenen aşağıdaki fiillerden her hangi biri, soykırım suçunu oluşturur.”
Bu fiiller;
 a) Gruba mensup olanların öldürülmesi;
 b) Grubun mensuplarına ciddi surette bedensel veya zihinsel zarar verilmesi;
 c) Grubun bütünüyle veya kısmen, fiziksel varlığını ortadan kaldıracağı hesaplanarak, yaşam şartlarını kasten değiştirmek;
 d) Grup içinde doğumları engellemek amacıyla tedbirler almak;
 e) Gruba mensup çocukları zorla bir başka gruba nakletmek;
olarak sıralanmıştır. 
 
Bu fiillerden her hangi biri bile soykırım suçunun oluşması için yeterliyken; a, b, ve c fıkralarında geçen fiillerin tamamen Halepçe’de işlendiği, tartışma gerektirmeyecek kadar açıktır.
Soykırım Sözleşmesinin 1.Maddesi, “Sözleşmeci Devletler, ister barış zamanında isterse savaş zamanında işlensin, önlemeyi ve cezalandırmayı taahhüt ettikleri soykırımın uluslararası hukuka göre bir suç olduğunu teyit eder.”
Bu madde elbette ki, Saddam ve ırkçı BAAS rejiminin suçuna işaret ediyor. Ancak, suçun oluşmasına engel olmayanlar, Saddam’a silah ve teknik malzeme satanlar ve işlenmiş olan bu suçun cezalandırılması için çaba sarf etmeyenler de, dolaylı da olsa, bu suçun ortağıdırlar.

Yalnız bu da değil! Unutmayacağımız suç ortakları arasında, Halepçe’de yaşananlara sessiz kalıp, “Emperyalist işgale hayır” sloganıyla Saddam’ın devrilmesini engellemeye çalışan, devletçi müteddeyinler ve solcular da var. (Nasname)

Bem Bir Sen'den Kınama Ve Açıklama

16 Mart 1988'de Irak'ın Halepçe kentinde yaşanan katliamının 24. yıldönümü nedeniyle Bem Bir Sen Diyarbakır İl Başkanı İbrahim Gökdemir basın açıklaması düzenledi. Halepçe kentinde savunmasız Müslüman Kürt halkına, Zalim, gaddar, acımasızlığı ile ün yapan Saddam'ın emriyle kimyasal hardal, siyanür gazlardan müteşekkil bombaların yağdırıldığını hatırlatan Gökdemir, bu katliamın Hiroşima ve Nagazaki'den sonra insanlık adına vahşet içerikli en büyük insanlık suçu olduğunu vurguladı. 

Despot Zalimlerin Kara Lekesi 
Gökdemir, "Bu gün; tarihin unutulmaz sayfalarından biri olarak insanlığın yeni bir trajediye tanıklık ettiği bir gündür. Vahşete tanıklık edenlerin ifadesi ile 'yanmış et kokusundan başımız döndü' diye tarif ettiği katliamın ve soykırımın yıldönümüdür. Halepçe; henüz yeni doğmuş çocuğuna sarılı bir şekilde can veren baba ile çocuğunu bir fotoğraf karesinde buluşturan, hafızalara kazınmış tarihe despot zalimlerin kara bir lekesi olarak geçmiştir" dedi.

Büyük Bir İnsanlık Dramı Yaşandı 
16 Mart günü Halepçe adeta bir mahşer günü olduğunu ifade eden Gökdemir, insanların şaşkın, çaresiz ve mazlum olduğunu söyledi. Gökdemir, "Anneler yavrularını kurtarmak için korkunç bir mücadele verirken Baas'ın taşlaşmış kalpli askerleri uçaklarla onları bombardımana tabi tuttular. Anneler kan içinde cansız bebelerinin üzerine düşüyordu. Kadın, erkek, çocuk, ihtiyar ve her şey yok olmuştu. Ve katliamda ilk anda 5 bin Halepçeli Müslüman Kürt yaşamını yitirmiş ve yedi bini aşan insan yaralanmıştı. Bu saldırı sonrası büyük bir göç dalgası ve büyük bir insanlık dramı yaşanmıştı" diye konuştu.

Soykırımın Baş Ortakları: ABD, Fransa, Almanya 
Dünyasının bu katliama sessiz kaldıklarına dikkat çeken Yılmaz, çünkü ölen Müslümanlar olduğunu söyledi. Gökdemir sözlerini şöyle sürdürdü; "Her ne kadar bu katliamın baş sorumlularından biri olarak görünen Saddam olsa da, bu kimyasal silahların ABD, Fransa, Almanya patentli olması hesabiyle, bu ülkeler de katliam ve soykırımın baş ortağıdırlar. Halepçe'de yaşananlar, emperyalizmin dünya hegemonyasının tesisi için gerçekleştirdiği diğer katliamlardan farklı değildir. Hiroşima, Vietnam, Ruanda, Kamboçya, Çeçenistan, Bosna, Afganistan, Filistin, Libya, Yemen ve Suriye gibi ülkelerde bir yüzyıla sığamayacak kadar çok ve kanlı olan katliamların gerçek sorumluları olan emperyalistler bugün de "insan hakları ve özgürlüklerin hamisi" kisvesiyle yeni katliamlara imza atıyorlar. Ya da yeni katliamların işlenişini susarak destekliyorlar."

Baas Sosyalist Saddam'ın bütün dünyanın gözü önünde boynu kırılarak idam edildiğini hatırlatan Gökdemir, "Bin Alileri, Namübarekleri ve Esatların dayandıkları şeytanı güçler tarafından terk edilip kullanılmış peçete gibi tarihin çöplüğüne atıldıklarını bizlere göstermektedir" dedi.

Zalimleri Nefretle Lanetliyoruz 
Bem Bir Sen olarak; Mazlum halklara yönelik savaşlara, katliamlara, baskı ve zulümlere karşı olmaya devam edeceklerini belirten Gökdemir, "İslam ümmetinin yetimleri ve yüz akı olan Mazlum ve Mustazaf Müslüman Kürt halkı; hakkın egemenliğine sarılıp hakkı üstün tutma prensibine uygun hareket ettikleri takdirde; egemen güçlerin korkulu rüyası olacağına inanıyoruz. Vahşetin 24. Yıldönümünde Halepçeli mazlum Müslümanları rahmetle anıyor, bütün zalimlerin, katilleri ve diktatörlerin sonu Saddam'ın sonu gibi olması dileğiyle, tüm İnsanlık adına zalimleri nefretle lanetliyoruz" dedi.
 (Medya73)

Yorum Gönder

Toplam Yorum Sayısı 1

Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

Erkan Arslan 7 yıl önce yorumlandı

İlgili yazı nedense hep Müslümanlar katledildi gibi devam ediyor... Doğrudur,Kürtler Müslümandır. Fakat, Kürtlere zulüm eden de Araplar da Müslümandır,Türkler de Müslümandır ve Farslar da Müslümandır! Kısacası, Kürtler aynı dini paylaştıkları, dindaşlarının zulümü ve baskısı altındadırlar! Koçgiriden,Halepçe'ye,Halepçe den Fail-i Meçhul (malum) Cinayetler deki Kürt katliamlarına bakalım,hangi Yahudi yada Hristiyan devletin askerleri yada güvenlik güçleri yapmıştır? Kürtlere bu zulümü yapanlar Müslüman kardeşleridir! Türk- İslam Sentezi,Arap ve Fars ırkçılığının koalisyonu zulümüdür!Bunların hepsi de yaptıkları zulüme, İslami kılıf uydurmağa da çalışıyorlar! Saddam denilen alçak katil,elin de Ku'ran-ı Kerimle yargılandığı mahkemeye çıkıyordu! Batılı Kapitalist ülkelerin Saddam'a verdikleri askeri ve lojostik destekleri de gördük,bunların yanın da Sosyalist Sovyetler ve Çin de Saddam'a en ağır Kitle imha silahları satıyordu ve askeri danışmanlar gönderiyordu!

0 Kişi beğendi.