Sabri Ok: ''Tepemizde hâlâ savaş uçakları var''

PKK’nın liderlerinden Sabri Ok, çekilme öncesi Kandil’de INDEPENDENT gazetesinin sorularını cevapladı. Sabri Ok “Tepemizdeki uçaklar bombalarsa çekilme ânında sona erer ve gerilla karşılık verir” dedi.

Sabri Ok: ''Tepemizde hâlâ savaş uçakları var''
Çarşamba günü yaklaşık 2 bin Kürt gerillası, Türkiye’den ayrılarak Kuzey Irak’taki sığınak sağı Kandil’e çekilmeyi başlıyor. PKK liderinin dediği gibi Türk ordusunun anlaşmaya sadık kaldığı sürece, militanların küçük gruplar halinde olacak çekilmesi bir kaç ayı alacak. Çekilme, 40 bin insanın hayatını kaybettiği 29 yıllık gerilla savaşının ardından Türk devleti ile Kürt azınlığı arasında barışın tesis edilmesinde ilk adımı oluşturuyor.


Türkiye’yi terk eden PKK gerillaları, Irak’ın kuzeyindeki Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nde yer alan ve dünyanın en büyük doğal kalesi olan Kandil Dağı’na doğru yol alıyor. Gerillalar şimdi, Türkiye’nin bu hamlelerine karşılık olarak, çoğunluğu güneydoğuda bulunan 14 milyon Kürt azınlıkla güç paylaşımına gitmesini bekleyecek. Bu beklemeyi de silahları yanlarında, derin vadilerde bulunan gizli kamplarında yapacaklar. 

Barışa muhalefet olmadı

PKK’nın önde gelen liderlerinden biri olan Sabri Ok, The Independent gazetesine Kandil’de verdiği röportajda, bazı gerillaların silahlı mücadeleye sürdürmeleri halinde sonuç elde edebileceklerini düşündüğünü aktardı. Ok, “Ancak barış fikrine ciddi anlamda bir muhalefet olmadı” dedi. 1999 yılından beri İmralı adasında tutulan PKK lideri Abdullah Öcalan ile gerçekleştirilen müzakerelerin ardından barış koşullarının ise tam olarak ne olduğu bilinmiyor. Ancak Öcalan’ın mektubunun, 21 martta Kürt nüfusunun en fazla olduğu Diyarbakır’da toplanan yaklaşık bir milyon Kürt vatandaşına okunmasının ardından, PKK tarafından gereği yerine getirildi. Ok’un da aktardığı gibi Türk ordusunun da bağlı kaldığı ateşkes hemen ilan edildi. Sabri Ok, “Hala üzerimizde uçan insansız hava araçları ve savaş uçakları var, ancak önceden olduğu gibi değil ve şu an hiçbir saldırı yok” dedi. Bu seferki, 1999 yılında PKK militanlarının Türk ordusu tarafından çok ağır bir şekilde hezimete uğraması ve çok kayıpların verilmesi üzerine, Öcalan tarafından tek taraflı olarak verilen çekilme emrinden çok farklı.

22 yılını Türk hapishanelerinde geçirmiş orta yaşlarında olan Sabri Ok, “Birçok şey yanlış gidebilirdi” itirafında bulundu. Türk ordusunun çekilen gerillalara saldırması halinde ne olacağı sorusuna ise Sabri Ok, “Herhangi bir bombalama olursa, çekilme hemen sona erer ve gerillalar karşılık verir” dedi. Böyle bir durumda PKK, dünyanın, “Türkiye’nin savaş istediği” sonucuna varmasını arzu edecektir.

Hepsinden öte, PKK militanları ve Kürtler arasında, Orta Doğu’nun genel olarak siyasi yapısının kendi çıkarları doğrultusunda değiştiğine dair büyük bir beklenti var. 20. yüzyıl Kürtlere çok kötü davrandı. 1. Dünya Savaşı sonrası oluşan yapıda Kürtlerin varlığı inkar edildi. Kürtler, Türkiye, İran, Irak ve Suriye gibi ülkelere dağıtılmış, kimliği inkar edilen bir azınlık topluluğuna dönüştü. Ancak 21. yüzyıl, bölgede bulunan 30 milyon Kürdü tanımasıyla şu ana kadar çok daha dostane bir tavır sergiledi. PKK askeri komutanlarının, Kürtlerin siyasi olarak daha güçlü olduğu, artık ötekileştirilmeyecekleri ve ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmeye-ceklerini söylemini yineleyen Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin başkenti Erbil’de yer alan Kürt asıllı Iraklı siyasetçiler, süreç ile ilgili hem ihtiyatlı hem de coşkulu kelimeler telaffuz ediyor. Sabri Ok, “Tüm bölgede büyük bir Kürt uyanışı var. Türk devleti ve ordu bizi bitirmeye çalıştı ve bunu başaramadı” dedi.

Kürtler kimliğine kavuştu

Kürtlerin iyiye giden bu durumu ise Türkiye ile sınırlı değil. Irak’ta Kürtler diğer Birleşmiş Milletler üyelerinden daha fazla ulusal kimlikleri gösterebiliyor. Yabancı petrol şirketleri geldikçe ekonomi gelişiyor. Suriye’de devam eden sivil savaş, ülkenin kuzeyinde bulunan yüzde 10 Kürt nüfusuna, kendi şehirlerinin kontrol etme ve böylelikle kendi bağımsızlıklarını tesis etme adına geleceğe yatırım yapma imkanı tanıyor.

Bu ılık bahar havasında Kandil’in çayırları ve dağları, daha kısa bir zaman önceye kadar savaş alanıymış gibi görünmüyor. Kalın yeşil otlarla kaplı dik yokuşların ardından eriyen karlardan yeni uyanmış kayalıklar görünüyor. İneklerin çan sesleri eşliğinde siyah başlı koyun ve keçi sürüleri tarlalarda otlanıyor. Eski bir Irak askeri yolu, zigzaglar çizerek dağı tırmanıyor ta ki dar bir boğaza gelene kadar. Burası ise Kandil’e gidilen birkaç girişten biri. Keskin bir virajda, Türk hava kuvvetleri tarafından 2006 yılında öldürülen aileye ait araba enkazı ve hemen yanı başında aile için yapılan bir anıt bulunmasına rağmen tepe çok sakin görünüyor.

Kandil’in sivil yüzü

Hiçbir ordu, ağır kayıp vermeden Kandil’e girmeyi bekleyemez. Mağaraları, kanyonları ve yoğun şekilde bulunan ormanlar, militanlara Türk askeri uçaklarından korunma sağlıyor. PKK sözcüsü Roj Velat, savaş uçaklarından dolayı büyük kayıplar yaşandığını yalanladı. Bazı sivillere ait yapılar ise o kadar şanslı değildi. Velat, bu yıl vurulan Kandil Gençlik Merkezi’nin harabeye uğramış yapılarını gösterdi. Yıkılan duvarın parçaları, bahçede bulunan tüm futbol sahası boyunca uzanmıştı. Hemen biraz ilerisinde Mam Koha Kadir isimli birine ait olan bir evin enkaz molozları görünüyordu. Kandil’in altında bulunan ve daha güvenli olan düz alana taşınan Kadir, hava saldırılarının gerillaları öldürmekten çok burada yaşayan sivil nüfusu buradan uzaklaştırmak olduğunu söyledi. Türkiye yıllarca PKK’nın peşinden giderek Kuzey Irak’ta çok defa hava ve kara saldırıları düzenledi. Buradaki asıl amaç geride kalan kamuoyuna PKK’yı köşeye sıkıştırdıkları imajın vermekti. PKK ise asla Türkiye içerisinde bir kara operasyonunda başarılı olamazdı. Örgütün en büyük başarısı uç noktalara varan vahşet karşısında hayatta kalabilmek oldu. 1987’de Markist- Leninist görüşle Abdullah Öcalan tarafından kurulan örgütün amacı, Kürtleri ayrı bir millet olarak inkar eden Türk devletine karşı silahlı mücadele etmekti.1984 yılında düzenlediği silahlı saldırıdan bu yana devam eden mücadele bugüne kadar birkaç ateşkesin dışında devam ederek süregeldi. En başından Türk ordusu ve güvenlik güçleri, geniş çaplı tutuklama, infaz ve baskınlarla karşılık verdi.


Türklük dayatması

1990’larda 3 binden fazla Kürt köyü Türk ordusu tarafından yıkıldı ve en az bir milyon Kürt vatandaşı evlerinden edildi. Hapishanelerde ölümüne dayak atmalar, mahkumları dışkı dolu fıçılara atma, köpeklerin saldırısına maruz bırakma ve diğer türlü işkenceler çok yaygındı. İşkence gördükten sonra aynı mahkumlara zorla “Türklüğümle gurur duyuyorum”, “Bir Türk dünyaya bedeldir” cümleleri söyletiliyordu. Türk güvenlik güçleri Öcalan’ın 1999’da yakalanmasının, PKK’nın çöküşüne yol açacağına inanıyordu. Bu akla uygundu; o hareketin acımasız ve otoriter lideri olarak tanınıyordu. Fakat Öcalan, hapishane hücresinde etkisiz kalacağına, artık ayrılık yerine özerklik arayan PKK’nın kontrolünü elinde tutmayı sürdürdü. Kürtlerin pek çoğunun gözünde hapsedilmesi ona, Kürtlerin çektiği acıların ve direnişinin sembolü olan bir şehidin cazibesini kazandırdı. PKK liderinin şablon ve resimleri, Kandil’deki kayalıkların ve uçurumların cephesinde beliriyor ve Türkiye’deki her Kürt gösterisinde taşınıyor. 12 yıl önce Öcalan’a Kenya’da ‘hukuka aykırı’ şekilde yakalanmasını 2011 yılında protesto etmesi sırasında kendini yakarak öldüren Kemal Aslan’ın da isminin bulunduğu güzel bir vadi üzerindeki PKK militanlarının mezarlarını ziyaret ettim.

PKK’nın sembolik anlamı

PKK, Türkiye Kürtlerinin kendi kimlikleri koruma ve eşit siyasi, sosyal haklar kazanması mücadelesinde bir kararlılık sembolü olarak varlığını sürdürdü. Türk devletinin Kürtlere yönelik toplu ceza uygulaması, muhalif görüşlü kimseleri terörist olarak cezalandırması örgütü, çok defa geri püskürttü. Seçilen Kürt yetkilileri, gazeteciler, insan hakları savunucular ve aktivistler hapsedildi. 10 yıl önce PKK bölgede yalnızlaştığı ve artık önemini yitirdiği düşünülüyordu, ancak meydana gelen olaylar örgütün Kürt desteğini ve organizasyon gücünü kaybetmediğini gösterdi. Sabri Ok, “PKK 30 yıllık savaşında en güçlü döneminin tadını çıkarıyor” dedi gururlu bir ifadeyle.

Yeni bir Türkiye için

Silahlı mücadele sona mı eriyor? Diyarbakır’da meydanda büyük bir kalabalığa okunan Öcalan’ın mektubunda şu ifade yer almıştı: “Yeni bir Türkiye doğuyor. Şimdi silahların susma, fikirlerin konuşma zamanı”. Bu gerçekleşebilir ama kesinlikle değil. Kendi çıkarlarının Türk devletini hem Türkiye’deki Kürtlerle, hem de Kürdistan Bölgesel Yönetimi’yle ve Kuzey Suriye’deki Kürtlerle uzlaşmaya sevk etmesi gerekiyor; fakat Türklerin söylemi hâlâ Kürtlerin hapisten salıverilmesi, tüm toplumu kapsayan terörle mücadele yasalarının kaldırılması ve anayasal değişiklikler gibi eylemlerle uyuşmalı.”

Kuzey Irak’ta bulunan bazı Kürt siyasetçiler, PKK’nın çekilmesinin ellerinde çok az bir koz bıraktığını düşündükleri için hata yaptığını düşünüyor. (Sabri) Ok, Türkiye’nin PKK çekilmesine rağmen baskıyı sürdürmesinin ‘onlar için ve hiç kimse için iyi olmayacağını’ söylüyor. Gerilla savaşı yeniden başlarsa kızışabilir çünkü PKK bölgede Türkiye’nin sayıları artan, İran ve Suriye gibi düşmanlarından destek arayabilir. Türkiye, Kürt azınlıkla bezdirici ve kazanılamaz çatışmasını sona erdirebilir ve erdirmeli ama bu, öyle yapacağı anlamına gelmiyor.”


ÇEVİRİ: SARE SELVİ ÖZTÜRK

Taraf

Yorum Gönder