Said Nursi'ye Atatürk İmzalı Sürgün

25 Kasım 2013 Pazartesi 15:00

İşte resmi belge... Cumhurbaşkanı ve bakanların imzalarıyla...

Said Nursi'ye Atatürk İmzalı Sürgün
Ömrünün büyük bir kısmı hapis ve sürgünlerde geçen Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri ile ilgili yeni bir belge daha ortaya çıktı. Prof. Dr. Ahmet Akgündüz'ün yayınladığı belgeye göre Bediüzzaman Hazretleri, bizzat Cumhurbaşkanı M. Kemal Atatürk ve bakanlar kurulu kararı ile Kastamonu'ya sürgün edildi.

Mustafa Kemal’in imzasını taşıyan Bediüzzaman’ın Kastamonu’ya sürgün edilmesi ile alakalı 25.4.1935 tarihli Bakanlar Kurulu kararını yorumlayan Prof. Akgündüz, şöyle konuştu:

Bediüzzaman, Eskişehir mahkemesi ve hapsinin ardından, Kastamonu’ya bir sene polis gözetimi altında tutulmak üzere gönderilir ve 1936 Nisanında Kastamonu’ya vâsıl olur. Nüfus kaydı da buraya alınır. Artık Üstad Kastamonu’ludur. Bizim bildiğimiz budur. Ancak arşiv belgelerinden çıkan netice farklı bir manzarayı karşımıza çıkarıyor. Bediüzzaman 25.4.1935 tarihli Bakanlar Kurulu Kararnamesiyle Kastamonu’ya sürgün edilme kararı alınıyor. Ancak hızını alamayan rejim, daha sonra bundan vazgeçerek ve daha doğrusu bunu erteleyerek Eskişehir Mahkemesinde yargılamayı tercih ediyor.

Bakanlar Kurulu Kararının altında Cumhurbaşkanı olarak Mustafa Kemal’in ve Başbakan İsmet İnönü’nün imzaları var. Elbetteki diğer bakanların da.

Gerekçe belli:
Eski Dar’ül-Hikmet’il-İslamiye üyesi olan Bediüzzaman,  Şeyh Said isyanı ile ilişkili olduğu iddia edildikten sonra Isparta’da rahat durmayarak dinî ve irticâ’î hareketlerde bulunduğundan daha fazla buralarda kalması zararlı olduğu belirtilmiş;

Bu ibret belgesini sizlerle paylaşmak istedim. Daha yüzlerce bilinmeyen belge için Arşiv Belgeleri Işığında Bediüzzaman Sadi Nursi ve İlmî Şahsiyeti adlı eserimizin II. Cildini bekleyiniz.

“Bir zaman ihtiyarlık vaktinde, Eskişehir hapsinden -bir sene cezayı çekip- çıktım. Beni Kastamonu'ya nefyettiler. Polis karakolunda iki-üç ay misafir ettiler. Benim gibi sadık dostlarıyla görüşmekten sıkılan bir münzevi ve kıyafetinin tebdiline tahammül etmeyen bir adam, böyle yerlerde ne kadar azab çeker anlaşılır. İşte ben bu me'yusiyette iken, birden inayet-i İlahiye ihtiyarlığımın imdadına geldi. O karakoldaki komiser, polislerle beraber sadık dost hükmüne geçtiler. Hiçbir vakit şapkayı başıma koymayı ihtar etmedikleri gibi; benim hizmetçilerim misillü, istediğim zaman beni şehrin etrafında gezdiriyordular. Sonra o karakolun karşısında Kastamonu'nun Medrese-i Nuriyesine girdim, Nurların te'lifine başladım.” Lem'alar ( 263 )




AHMET BİLGİLİ / RİSALEHABER

Yorum Gönder