Cemaat-İktidar Krizi ve İki Yazı

16 Şubat 2012 Perşembe 12:54

MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın ifadeye çağırılması sonrasında yaşanan gerilimin ardından kamuoyunda sık sık dile getirilen ‘hükümet - cemaat krizi’ iddialarına ilişkin olarak dün basında iki ilginç yazı yer aldı.

Cemaat-İktidar Krizi ve İki Yazı

Hüseyin Gülerce Zaman gazetesinde, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın eski başdanışmanı ve Ak parti Ankara Milletvekili Yalçın Akdoğan da Yeni Şafak gazetesinde bu konuya ilişkin yazılar kaleme aldı.
Gülerce “Son tuzak: İktidar - cemaat” başlıklı yazısında özetle şu ifadeleri kullandı:
“Hepimizin anlamaya çalıştığı yeni bir durumla karşı karşıyayız. Başta MİT Müsteşarı Hakan Fidan olmak üzere bazı MİT yöneticilerinin ‘şüpheli’ sıfatıyla ifadeye çağrılması, daha önce yaşamadığımız ciddi bir probleme dönüştü. Hazır kıta bekleyenler, ‘Yargı-MİT çatışması’ yaftası ile başlatılan tartışmayı, ‘Cemaat-iktidar kavgası’, ‘asıl hedef Başbakan’ noktasına taşıdılar.

İlk dikkat çeken husus; Ergenekon davasını itibarsızlaştırma ve sulandırma-bulandırma ile vazifeli medya mensuplarının, sindikleri mevzilerden fırlamaları oldu... Alenen hükümete sesleniyor; ‘bitirin şu cemaatin işini’ diyorlar... Yargısı, istihbarat teşkilatı ve emniyet güçleri tartışmanın odağına oturmuş, hükümet ile yargısı karşı karşıya gelmiş görüntülü bir Türkiye’nin kime ne faydası var? Öfke ile kalkan zararla oturur. Hele bu öfke, yeni kanun düzenlemelerine alelacele yansırsa, Ergenekon davası üzerinden demokratikleşme sürecinin dinamitlenmesi bile söz konusu...
Adı cemaate çıkmış insanları yakından tanıyan biriyim. Siyasi beklentiyi 30 yıldır görmedim, hissetmedim... ‘Bu hareket, insanlığa Allah rızası için hizmet davasıdır. Asıl fetih, gönüllerin fethidir. Beklentisizlik kahramanı olmak lazım’ ikazını çok duydum... ‘Tamam da, o zaman referandumda, seçimlerde neden siyasi bir pozisyonda görünüyorlar? Bu cemaat ne istiyor’ deniyorsa, anladığımı söyleyeyim. İstenilen tek bir şey var: Temel hak ve hürriyetler, din ve vicdan özgürlüğü teminat altında olsun yeter... Halk seçtikten sonra, Türkiye’yi kim yönetirse yönetsin...”

‘Bu oyun bozulur’
Akdoğan da, yeni Şafak gazetesinde Yasin Doğan adıyla yazdığı “Bu oyun bozulur” başlıklı yazısında özetle şunları söyledi: “9 yıldır içimin daraldığı, kalbimin sıkıştığı onlarca olay yaşadım... Ama şu son günlerde yaşananlar hepsinden fazla içimi daraltıyor... Bugün bazılarının anlamadığı şudur: Başbakan Erdoğan’ı gönülden seven cemaat mensupları ile Hocaefendi’ye sevgi besleyen AK Partililer arasında bir çatışma ve çekişme olamaz, bunlar birbirinden ayrılamaz, çünkü bunlar aynı insanlardır...
AK Parti ile Gülen cemaati arasında hiçbir zaman bir çatışma ve çekişme yaşanmamıştır, bundan sonra da yaşanmayacaktır. Bu sadece gönül birlikteliği değil, büyük Türkiye idealinde temerküz eden bir amaç ve hedef birlikteliğidir. İki farklı kulvarda hareket eden bu yapılar arasında güç ve iktidar çekişmesi yaşanmasını murad edenler yine hayal kırıklığına uğrayacaktır... MİT’i temizleme ve yanlışların hesabını sorma arayışı ile bugünkü durum tamamen farklı eksene oturmuştur... Eğer üç günde gelinen noktada Ergenekoncuların, PKK’nın, İsrail’in, MİT içindeki karanlık yapıların, hükümet muarızlarının ve Türkiye düşmanlarının bayram ettiği bir noktaysa, kimse çıkıp bunu işi abartmakla ve alınganlıkla izah edemez...
Şunu herkesin bilmesi gerekir: Türkiye’nin zararına olan bir durum, ne AK Partinin ne herhangi bir grubun faydasına olabilir... Menfaat değil ideal birlikteliğiyle oluşan kardeşliğe kimse halel getiremez.”
(Haber Merkezi)

Yorum Gönder