'Diller Arasında Ayrım Irkçılıktır'

25 Nisan 2012 Çarşamba 13:59

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği öncülüğünde, Türkiye Yazarlar Birliği, Türk Dil Kurumu ve Ankara Büyükşehir Belediyesi'nce Ankara Sheraton Otel'de düzenlenen "Anayasanın Dili" konulu sempozyumda konuştu.

'Diller Arasında Ayrım Irkçılıktır'
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği öncülüğünde, Türkiye Yazarlar Birliği, Türk Dil Kurumu ve Ankara Büyükşehir Belediyesi'nce Ankara Sheraton Otel'de düzenlenen "Anayasanın Dili" konulu sempozyumda konuştu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Anayasa yapım sürecine ilişkin yaptığı konuşmada, "Gönlümüz TBMM'de grubu olan partilerle bu işi yapmak ama grubu olan partiler burada farklı engeller çıkarırsa azami müşterekte birleşeceğimiz parti veya partilerle de bu işi yapabiliriz" dedi. Erdoğan'ın, "Diller arasında bir ayrıma gitmek çok açık bir şekilde söylüyorum, ırkçılıktır" demesi dikkat çekti.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği öncülüğünde, Türkiye Yazarlar Birliği, Türk Dil Kurumu ve Ankara Büyükşehir Belediyesi'nce Ankara Sheraton Otel'de düzenlenen "Anayasanın Dili" konulu sempozyumda konuştu. Başbakan Erdoğan, Kürtçe üzerindeki baskıları görmezden gelerek, "Dünyadaki her dil aslında zengindir. Her dil edebi eser üretmeye, bilim dili kurmaya ve kanun dili oluşturmaya müsaittir ve bunu yapacak güce sahiptir. Diller arasında bir ayrıma gitmek çok açık bir şekilde söylüyorum, bir ırkçılıktır" dedi.

'Dile müdahale düşünceye müdahaledir'

Dünyadaki tüm dillerin başka dillerden ödünç kelimeler aldığını, bu ödünç kelimelerin çıkarılması için yapılan çalışmaların doğru olmadığını söyleyen Erdoğan, "Bu tabi olmayan ideolojik girişimler Türkçeyi ciddi manada kısırlaştırdı. Türkçe üzerinde yapılan operasyonlar kuşaklar arasındaki dil birliğini ortadan kaldırdı" diye konuştu. "Dil üzerindeki mühendislik faaliyetlerine dur denmesi gerektiğini söyleyen Erdoğan, dile müdahale etmenin aynı zamanda düşünceye müdahale etmek anlamına geldiğini ifade etti.

'Dil, mana konusunda açık değil'

Anayasa'nın dilinin asıl önemli yönünün mana yönü olduğunu ifade eden Erdoğan, "Anayasamızın dili mana noktasında açık olmadığı için Türkiye çok büyük sıkıntılar yaşadı ve yaşıyor. Örneğin 367 meselesinde Anayasanın dili istismar edildi. Manası son derece açıkken lafı farklı yerlere çekilmek suretiyle Türkiye'ye ağır bedeller ödetildi. 1982 Anayasası da 'ama', 'ancak' kelimelerinin sıkça kullanılmasıyla özgürlükleri daraltan bir anlam sergiledi" şeklinde konuştu.

'Biz çekilmeyeceğiz'

Yeni Anayasanın dilinin özgürlüklere sınır koymaması; kucaklayıcı, kuşatıcı ve herkesin anlayacağı bir Anayasa dili kurulması gerektiğini savunan Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: "Arkadaşlarımla konuştuğum ve görüştüğüm hep şu: Burada masadan kaçanlar olabilir ama siz asla masadan kaçmayacaksınız. Sürekli olarak kovalayan biz olacağız. Burada tabi bize kalkıp da örneğin 26 maddelik anayasa değişikliğini, milletimizin yüzde 58'le onayladığı değişikliği değiştirmek isterlerse böyle bir şey olursa buna asla yaklaşmayız. Çünkü bu milletten geçmiştir. Aslına ters düşmeden içini zenginleştirmek gibi bir yaklaşım olursa buna da olumlu bakarız. 'Kaldıralım' derlerse böyle bir şey içinde AKP olamaz. Bunu yapmak milletimizle ters düşmek olur. Böyle bir şey yapmak için ne ehliyetimiz ne de yetkimiz var. Yapay engellerle menfaatçi tavırlarla anayasa yapım sürecinde zorluk çıkarılmayacağını umuyoruz. Gönlümüz TBMM'de grubu olan partilerle bu işi yapmak ama grubu olan partiler burada farklı engeller çıkarırsa azami müşterekte birleşeceğimiz parti veya partilerle de bu işi yapabiliriz. Her halükarda biz masadan çekilen taraf olmayacağız."
DİHA

Yorum Gönder