Hak-Par Onuncu Yılını Kutladı

12 Şubat 2012 Pazar 00:50

Hak ve Özgürlükler Partisi (HAK-PAR’ın ) 10 kuruluş yıldönümü 11.02.2012 tarihinde Diyarbakır’da kutlandı.

Hak-Par Onuncu Yılını Kutladı
HAK-PAR'IN 10. KURULUŞ YILDÖNÜMÜ İÇİN GÖRKEMLİ KUTLAMA

Hak ve Özgürlükler Partisi (HAK-PAR'ın ) 10 kuruluş yıldönümü 11.02.2012 tarihinde Diyarbakır'da görkemli bir kokteyl ile kutlandı. Gündoğan Plaza, Park Restoran'da gerçekleşen kokteyle Diyarbakır'da ki birçok siyasi parti, kurum yöneticileri, akademisyen, basın temsilcileri ile yüzlerce tanınmış şahsiyet katıldı. HAK-PAR yöneticileri ve üyelerinin yanı sıra, ÖSP, KADEP, TDŞK, TEVKURD, Dicle Fırat Grubu, GÜNSİAD, MÜSİAD, DİSİAD, DİSA, DİTAM, Nubihar, Mazlum Der, ÇIRA gibi kurum temsilcileri, yazar ve sanatçıların da içinde bulunduğu yaklaşık 500 kişinin katılımı ile gerçekleşen kokteyl yaklaşık iki saat sürdü.

Diyarbakır İl Sekreteri Murat Aba'nın yaptığı açılış konuşması ve saygı duruşundan sonra slayt halinde HAK-PAR'ın 10 yıllık sürecinden görüntüler sunuldu.

Slayt gösterimi ardından Genel Başkan Bayram Bozyel 10. kuruluş nedeniyle Kürtçe bir konuşma yaptı. Konuşmasına HAK-PAR'ın kurucu Genel Başkanı Abdulmelik Fırat ve diğer özgürlük şehitlerini anarak başlayan Bozyel, kuruluştan bugüne dek kurcu, yönetici ve üye sıfatı ile partinin yükünü paylaşan herkese teşekkür etti.

Partinin kurulduğu dönemdeki koşulları hatırlatan Genel Başkan, 21 yüzyılın dünya, bölge ve Kürdistan koşullarına yanıt olmak üzere değişik geleneklerden gelen farklı kadrolarla HAK-PAR'ı kurduklarını belirtti. Çoğulcu, özgürlükçü ve demokratik bir zihniyet ve vizyon ile günümüzün sorunlarına yanıt olunabileceğini, HAK-PAR'ın bu açıdan Kürt hareketinde derin bir iz ve güçlü bir kültür oluşturduğunu belirten Bozyel, konuşmasında Türkiye'de ve Ortadoğu'da Kürt halkının yeni fırsatlar ve risklerle karşı karşıya bulunduğunun altını çizerek bunun için Kürtlerin ulusal bir duruş, zamana uygun bir akılla yola devam edebileceklerini belirtti. 10 yılda çok şeyin değiştiğini, ancak daha gidilecek uzun bir yolun olduğunu belirten Bozyel Kürtlerin özgürlüğünün uzak olmadığını, bundan hiç kimsenin kuşku duymaması gerektiğini belirtti.

10. yıl kutlaması karşılıklı sohbetlerle son buldu.

HAK-PAR  Genel Başkanı Bozyel'in konuşma metni:

HAK-PAR ONURLU BİR MCADELEDE 10 YILI GERİDE BIRAKTI

Değerli basın mensupları,

 Saygıdeğer misafirler,

Sevgili arkadaşlarım,

Bugün Partimizin 10 kuruluş yıldönümünün gururunu yaşıyoruz. Bu gururu bizimle paylaştığınız için hepinize içtenlikle teşekkür etmek istiyorum.

Konuşmama başlamadan önce, Partimizin kurucu ve onursal Genel Başkanı merhum Abdulmelik Fırat başta olmak üzere, hakkın rahmetine kavuşan bütün arkadaşlarımızı saygı, minnet ve şükran duygusu ile anmak istiyorum.

Kuruluştan bugüne dek HAK-PAR'a kurucu, yönetici ve üye olarak emek veren bütün arkadaşlarımıza içten teşekkür ediyorum.

Maddi ve manevi destekleri ile oylarıyla Partimizin dünden bugüne yaşatılmasında katkısı olan bütün kadın ve erkeklere, siz dostlarımıza teşekkür etmeyi bir görev sayıyorum.

Değerli misafirler,

Kürt halkı, iki yüzyıldan bunu özgürlüğü için sürekli bir mücadele içindedir. Bu mücadeleyi bıkmadan, usanmadan, büyük fedakârlıklarla bu gün de sürdürüyor.

Bundan 10 yıl önce, özgürlük mücadelesinin farklı kulvarlarında yer alan bizler, Kürt hareketinde çoğulcu, özgürlükçü bir seçenek oluşturmak üzere yeni bir başlangıç yapmaya karar verdik. Ve bu iradenin sonucu olarak Hak ve Özgürlüler Partisi'ni kurduk.

Dünya 21. yüzyıla soğuk savaşı geride bırakarak ayak basıyordu. 21. yüzyılın dünyasında Türkiye, eski alışkanlıklarıyla yoluna devam edemezdi. AB süreci Türkiye'yi değişim yönünde zorluyordu. 20 yıla varan silahlı mücadele süreci miadını doldurmuş, Kürt toplumu yeni bir arayışa yönelmişti.

Böyle köklü bir değişim süreci ancak yeni bir anlayış ile kurulmuş bir parti ile karşılanabilirdi. Ve bu amaçla 11 Şubat 2002 tarihinde HAK-PAR kuruldu.

HAK-PAR, Kürt halkının önündeki tarihi hedefin özgürlük olduğunu tespit etti. Özgürlük hedefi ise köklü bir demokrasi perspektifinden ayrı düşünülemezdi. Böyle bir hedef için mücadele eden bir parti ise çoğulcu değerleri içselleştirmek zorundaydı. O nedenle, geçmiş ideolojik modellerden farklı olarak, HAK-PAR'ı özgürlükçü, demokrat ve çoğulcu bir parti olarak tanımladık.

Kürt toplumu canlı, dinamik, farlılıklardan oluşmuş bir toplumdur. Böyle bir toplumda siyaseti tek bir parti, lider ya da ideoloji kontrolünde sürdürmek mümkün değildir. Bu açıdan Kürt hareketi çoğulcu olmak zorundadır. Çoğulculuk, bir toplumun sağlık göstergesidir. Doğruyu yanlıştan ayırmanın, hareketin kendi içinde dönüşüp yenilenmesinin güvencesi çoğulcu kültürdür. Aksi halde bir hareketin katılaşarak, donuklaşması ve değişim ve yenilenme dinamizmini kaybetmesi kaçınılmazdır.

HAK-PAR, aynı zamanda Kürt halkının özgürlük perspektifini karartma girişimlerine karşı yapılmış bir müdahaledir. Ortadoğu'da statükonun çatladığı, Kürt sorununun çözümünün her zamankinden daha çok güncelleştiği bir dönemde, Kürt halkının ulusal taleplerinin net, özgürlük perspektifinin berrak tutulması hayati bir önem kazanmaktadır. Bu bakımdan, HAK-PAR'ın tarihi bir rol oynadığına kuşku yoktur. Büyük bir dezenformasyon bombardımanı altında kafaların karıştığı ve pusulanın şaştığı bir dönemde net bir tavır koyduk. Kürt sorunu ulusal bir sorundur ve çözümü federalizmden geçer, şiarının altını kalın harflerle çizdik. Son on yılda Kürt sorunuyla ilgili çözüm tartışmalarında partimizin ortaya koyduğu bu çıtanın tayin edici bir rol oynadığına kuşku yoktur. Federal çözüm önerisi, Kürt hareketinin talep çıtasının daha aşağı çekilmesine karşı bir bariyer işlevi gördü.

Partimiz, Kürt halkı için federal çözüm talebinin, barışçıl demokratik yöntemlerde elde edilebileceğine inan bir partidir. Federalizm gibi Türkiye koşullarında radikal gibi görünen bir hedef için, barışçıl, başka bir deyişle pasifist yöntemlerle mücadele etmek bir çelişki gibi görünse de, bu esasen HAK-PAR'ın ezber bozucu özgünlüğünü gösterir.

Partimiz, Kürt sorununda eşitlikçi radikal çözümü savunurken maksimalist davranmadı. Türkiye'nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun çözümü için harcanan hiçbir çabayı, atılan hiçbir adımı küçümsemedi, aksine önemseyip destek verdi. Maksimum hedeflerle minimum talepler arasında denge kurmayı ustalıkla başardı.

HAK-PAR, Kürt halkının özgürleşmesi ile Türkiye'nin demokratikleşme süreçleri arasında bir paralellik, yakın bir ilişkinin olduğunun farkındadır. Bunun içindir ki yeni anayasa tartışmalarına katılarak önemsiyor, Ergenekon davalarına destek veriyor, darbe odaklarının tavsiyesi için harcanan çabalara değer biçiyoruz. Türkiye'de evrensel standartlara uygun bir demokrasinin inşasını yaşamsal önemde buluyoruz. 

Değerli arkadaşlar,

Halkımızın içinde geçtiği bu süreçte Kürtler arası ilişkilerde her zamankinden daha çok barışçıl bir iklim ve diyalog kültürüne ihtiyaç var. Karşılıklı saygı ve güven ortamı, medeni ve seviyeli bir diyalog olmadan ulusal birlikten ya da daha başka birlikteliklerden söz edilemez. Bu olmadan, yani Kürt halkı farklı siyasi görüş ve örgütleriyle ortak ulusal bir duruş oluşturmadan, kimsenin Kürtlere bir zırnık koklatmayacağını bilmemiz gerekir.

Partimizin bu konudaki tavrı nettir. Kürtler arası yakınlaşma, diyalog ve işbirlikleri için sergilediğimiz pratik ortadadır. Biz birlik ve yakınlaşma sorununa hep ilkesel baktık. Bu konuyu küçük hesaplara feda etmedik.

Kürt halkının birliğine bu denli önem verirken, Türkiye'yi yöneten parti ya da partilerle diyalog ve etkileşim içinde olmak gibi çok yönlü bir politik tutum izledik. Bunun ezber bozan bir yaklaşım olduğunu biliyoruz. Eğer Kürt sorunu gibi dev ve karmaşık bir sorunu çözeceksek, bunun ancak ezber bozan, yaratıcı, çok yönlü ve cesaretli bir yaklaşımla olacağını bilmemiz gerekiyor. HAK-PAR'ın kompleksten uzak ve özgüven duygusu ile yürüttüğü bu siyaset tarzı, sorunun söz konusu karmaşıklığından kaynaklanan bir ihtiyaçtır.

Bu gün Kürdistan'ın dört bir yanındaki belli başlı bütün Kürt çevreleriyle çok yakın bir diyalog ve etkileşim içinde olduğumuzu memnuniyetle belirtmek isterim. Ortadoğu'da Kürt halkının bir bütün olarak özgürlüğüne kavuşması için sorumluluklarımızın olduğunun farkındayız.

Parti olarak, diğer ülkedeki Kürtlerle geçmişten gelen iyi dostluk ve kardeşlik bağlarımızı bir önümüzdeki süreçte Kürdistan Ulusal Konferansı ile taçlandırmak için çabalarımızı sürdüreceğiz.

Değerli arkadaşlar,

Sizlere HA-PAR'ın şu on yılda neler yaptığını uzun boylu anlatmak niyetinde değilim. Türkiye gibi mayınlı bir arazide bir Kürt partisi olarak yürümenin ne anlama geldiğini biliyorsunuz. Yine de şunu belirtmek isterim, HAK-PAR büyük fedakârlık ve zorluklarla, insanüstü diyebileceğim bir irade ve çaba ile bugünlere ulaştı. Eğer bu gün HAK-PAR hala yoluna devam edebiliyorsa, bu büyük ölçüde sizin gibi yurtsever güçlerin destek ve dayanışması sayesindedir.

Şu son 10 yıllık süreçte de Kürt halkı bir bütün olarak hedefine ulaşamasa bile gidilen yol az değildir. Ortadoğu'da Kürt halkına kölelik zincirleri vuran statüko dört bir yandan çatırdıyor. Güney Kürdistan geçen 10 yıllık süreçte özgürleşerek federal bir statüye kavuştu. Kurumlaşma yönünde hızla ilerleyen Kürdistan  Federe Bölgesi, dünyadaki bütün Kürtler ve özgürlükten yana güçler için büyük bir umut vaat ediyor. Suriye ise düştü, düşmek üzeredir. Oradaki halkımız da yakında aydınlığa kavuşacak.

Türkiye'ye gelince; şu on yılda özgürlük eşiği aşılmasa bile özgürlük ve demokrasi yolunda çok emek harcandı, önemli bir yol alındı. Geçen dönem içinde birçok taş yerinden oynadı, birçok tabu kırıldı, nice ezber bozuldu. Öyle ki, Kürt halkına dönük inkar politikaları sürdürülemez hale geldi, başka bir ifade ile devletin geleneksel politikası iflas etti. Bu gün Kürt halkının haklı talepleri güçlü bir kabul görüyor. Kürt sorunu geçmişte hiç olmadığı kadar Türkiye'nin gündemine girmiş bulunuyor.

Önümüzde daha aşılacak nice zorluk, gidilecek uzun bir yol olduğunu biliyoruz. Güçlükler ve fırsatlarla dolu bir süreç var karşımızda. Böyle bir süreci aşmak için her zamankinden daha çok ortak akla, ustalığa ve ulusal bir ruha ihtiyaç var.

Zülüm çemberi her geçen gün daralıyor. Kürt halkının kendi ülkesinde özgür, onurlu ve güvenlik içinde yaşaması onun hem insani hem de meşru hakkıdır. Kürt halkı bunu başaracak. Mutlaka başaracak. Bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın. (Haberdiyarbakır)

Yorum Gönder