Mevcut Anayasa Kürd varlığını inkar ediyor

23 Aralık 2013 Pazartesi 21:40

Yazar-Sosyolog İsmail Beşikçi, Türkiye Anayasasının Kürd varlığını inkar ettiğine dikkat çekerek "Devletin Kürdler üzerinde hak, hukuk, özgürlükler engellemesi hala sürüyor" dedi.

Mevcut Anayasa Kürd varlığını inkar ediyor
Geçen yıl çalışmalarına başlayan İnsan Hakları Akademisi Diyarbakır Birimi, başlattığı yeni eğitim dönemi programları ile çalışmalarına devam ediyor. 
Eğitim çalışmalarına, avukat, doktor, sosyolog gibi değişik meslek grubu üyeleri ile üniversite öğrencileri katılıyor. İnsan Hakları Akademisi Başkanı Hüsnü Öndül, yazar-sosyolog İsmail Beşikçi ile Avukat Selahattin Esmer tarafından gerçekleştirilen sunumlarda, anayasa, hukuk, insan hakları kavramlarıyla Türkiye'de ki mevcut duruma dikkat çekildi. 
 
'AZINLIKLAR YOK EDİLMEYE ÇALIŞILIYOR' 
 
Eğitim programında "Azınlık hakları ve çok kültürlülük anlayışına yaklaşımlar" başlığında ilk sunumu gerçekleştiren Av. Selahattin Esmer, azınlıkların imparatorlukların, devletlerin çözülmesi veya sınırlarının aşınması ile ortaya çıktığını belirtti. 
Ulus azınlıklar, kültür azınlıkları ve göçmen azınlıklar şeklinde kategorileştirilebileceğinden bahseden Esmer, ulus devletlerin azınlıkların tanımlanmasına şiddetle karşı çıktığını belirtti. Ulus devletlerin, tüm farklılıkları homojen hale getirme gibi ilkesel bir yaklaşıma sahip olmasından kaynaklı ulusal, dinsel, dilsel ve kültürel formlarla açığa çıktığına işaret eden Esmer, azınlıkların ulus devletler tarafından dilsel asimilasyon, mübadele, jenosid ve etnik milliyetçilik gibi yaklaşımlarla yok edilmeye çalışıldığına dikkat çekti. 
 
'ENGELLEMELER HALA SÜRÜYOR' 
 
Esmer'den sonra "Türkiye'de Anayasal mevzuat ve Kürtlerin Durumu" başlıklı bir sunum gerçekleştiren sosyolog-yazar İsmail Beşikçi ise, Dünya deneyimlerinden örneklemeler yaparak Türkiye'deki Anayasasının taşıdığı içerik ve mevzuata açıklık getirdi. Anayasal mevzuatın Kürt varlığını tanımadığını, hak ve taleplerini karşılayacak bir düzey taşımadığını, kimliksel, dilsel, kürtürel haklarının güvenceye almadığını söyledi. Beşikçi bu durumu, Kürtlerin hala dilini kullanamaması ile örnekleyerek, Türkiye'nin Almanya'da yaşayan bir milyon Türk için resmi dil talebinde bulunurken, kendi ülkesinde yaşayan 40 milyonluk nüfusun ise kullanmasına dahi izin vermediğini kaydetti. Beşikçi "Devletin Kürtler üzerinde hak, hukuk, özgürlükler engellemesi hala sürüyor. 40 milyon olacaksın ama senin adın olmayacak. Senin adın hak ve hukukla değil, terörle anılacak" dedi.
 
BÖLÜNME VE SUNİ SINIRLAR 
 
16. yüzyılın ilk çeyreğinde Şahismali ile Yavuz Sultan Selim arasındaki savaşla fiili bir bölenme, 19 yüzyılda Rus ve İran savaşları İran Kürdistan'ının bir kısmının Rus denetime girmesi ikinci bir bölünme olurken, 1920'li dönemlerinse Kürtlerin yaşadığı üçüncü bölenme olduğunu ifade eden Beşikçi, " Bir ulus sürekli parçalanıyor ve bölünüyorsa, o ulusta bir zaaflık var. Roboski'yi düşünelim. Aileler, aşiretler parçalanmış. Bi güneyde Roboski var, bi kuzeyde. Aynı aileler ama bölünmüş. Bu zaafın bilincine varmak gerekir. Ve bunu devlete atlatmak gerekir. Böyle bir zaaftan arınarak, sürekli böyle bir bilinç yaratmak gerekir" dedi. 
 
Bu gün Kürtleri baskı altında tutan, zulmü sürdüren devletlerin İslam devletleri olduğunu belirten Beşikçi, "Türkiye, İran, Irak, Suriye hepsi Müslüman devletlerdir. Kürtler hak ve hukuk istediğinde 'biz Müslümansız, biriz, kardeşiz. Senin bu talebin yanlış' deniyordu. Madem öyle Halepçe gerçekleştiğinde niye bir tepki gösterilmedi. Halepçe Katliamı 16 Mart'ta, İslam konferansı ise 18 Mart'ta gerçekleşmişti. Açıklanan sonuç bildirisinde Halepçe Katliamı ile ilgili en küçük bir şey yoktu. Ama Bulgaristan'daki Türklerin isimlerinin değiştirilmesini protesto ediyordu" dedi. 
 
Yeni Anayasa çalışmalarına da değinin Beşikçi, Türkiye'nin Kürt sorunun çözümü konusunda koşullu davrandığını belirterek, Kürtlerin hala bir hak kazanımı içerisinde olmadığını ve inkarın sürdürüldüğünü kaydetti. Beşikçi'nin konuşmasının ardından eğitim sona erdi. (DİHA)

Yorum Gönder