Konferansta bağımsızlık dahil her seçenek konuşulur

07 Ekim 2013 Pazartesi 14:12

Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin Hükümet Sözcüsü Safin Dizayi, Türkiye’yi çok yakından tanıyan bir isim.

Konferansta bağımsızlık dahil her seçenek konuşulur
Yıllarca KDP’nin Türkiye temsilciliğini yapan Dizayi, Türkçeye hâkimiyeti ve kurduğu ilişkilerle bugün Erbil’de Türkiye siyasetini en iyi okuyan kişiler arasında. Geçen hafta İstanbul Forumu’na katılmak için buradaydı. Suriye’deki gelişmelerin ışığında Kürt meselesinin masaya yatırıldığı oturumun ardından bir tur da biz yaptık. 

SURİYE’DE MUHALİFLERİN KONTROLÜ RADİKALLERDE

- Suriye’deki gelişmeler Irak’ta zaten hassas olan dengeleri ne yönde etkiler? 
Suriye’deki gelişmelerin elbette bütün bölge üzerinde önemli yansımaları var ve olmaya devam edecek. Irak Kürdistanı da pek çok sebepten dolayı etkilenecek. Her şeyden önce bölgemize gelen çeyrek milyon Suriyeli var. Bunların önemli bir bölümü Kürt. Yardım eden bir takım uluslararası kuruluşlar var ama sorumluluğun büyük bölümü bizim üzerimizde. Suriye’de yaşananların siyasi sonuçları da olacak mutlaka. 40 yıldır topluma nüfuz etmiş bir rejimden bahsediyoruz. Bu rejimin birden ortadan kaybolması sorunları beraberinde getirecektir. Rejimin gitmesine dair kaygılar değil bunlar, onun yerine geçeceklere dair kaygılar. Muhalefetin içinde elbette istikrar ve güvenlikten yana olan demokrasiye inanan kişi ve gruplar var. Ancak baskın olan ve kontrolü elinde tutanlar radikal gruplar. Eğer bu durum rejim değişikliği sırasında Suriye’de bir bölünmeye neden olursa, doğal olarak Irak da etkilenir. Bu oyun Suriye’nin sınırlarının ötesinde. Sorun artık uluslararası, çünkü büyük güçlerin çıkarları ve kaygıları işin içine girdi. 
İranRusya, ABD, Avrupa, Araplar, İsrail, Türkiye... Suriye’deki mesele Tunus’takine hiç benzemiyor, hatta Mısır’a bile benzemiyor. Bu kadar yabancı aktörün aktif olduğu bir ortamda tamamen farklı bir boyutta ilerliyor.

- Ve Kürtler de başaktörler arasında.
Biz mutlaka kilit roldeyiz ama başaktörler büyük güçler. 
- Mesud Barzani hâlâ Suriyeli Kürtler üzerindeki hâkim rolünü koruyor mu? 
Mesele hâkim rolü koruyup korumamakta değil. Ancak 1961’den beri önderlik ettiğimiz Kürt hareketi ve 21 senelik kendini yönetme deneyimimiz bizi bütün Kürtler arasında etkili bir konuma getirdi. Beyaz Saray’a, Elize’ye, Downing Sokağı’na, Çankaya’ya erişimi olan Irak Kürtleri. Bütün bu bağlantılar ve deneyim Irak Kürtlerini Suriyeli Kürt gruplar için bir hakem konumuna getirdi. Ufak tefek şeyler yüzünden atışmak yerine ulusal çıkarlarını her şeyin üzerine koymaları yönünde telkinler yapıldı. Zaten bunun sonucunda da farklı gruplar bir araya gelip Suriye Kürt Ulusal Konseyi’ni oluşturdu. PYD ile de bir anlaşma yaptılar.

KANDİL SURİYE’DEKİ SAVAŞMAYI TEŞVİK ETMİŞTİR

- Fakat İstanbul Forumu’ndaki oturumda PYD’nin o anlaşmanın sorumluluklarını yerine getirmediğini hatırlattınız. 
PYD’nin bizimle temasları devam ediyor. Sürekli olarak onlara diğer Kürt gruplarla işbirliği içinde olmalarını ve kendilerini zorla empoze etmemelerini telkin ediyoruz. Ancak maalesef ele geçirdikleri bölgelerde diğer gruplara fazla yaşam alanı bırakmıyorlar, hatta çoğu kez baskı uyguluyorlar.

- PKK güçlerinin PYD ile birlikte Suriye içinde savaştığını teyit edebilir misiniz? 
PKK, Türkiye içinde kurulmuş olabilir ama İran, Irak ve Suriye’den kadroları kendine çekebilmiş bir örgüttür. Savaşçılarının önemli bir bölümü de Suriye’dendir. Türkiye’den çekilme devam ederken Kandil, savaşçıların Suriye’ye yönelmesini teşvik etmiş olabilir evet.

ANKARA’NIN PYD İLE İLGİLİ KAYGILARI MEŞRU

- Ankara ile PYD arasındaki görüş ayrılıkları Türkiye içindeki barış sürecini nasıl etkiler? 
15 ay önce Sayın Davutoğlu Erbil’e geldiğinde PYD dışındaki bütün Suriye muhalefeti ile görüştü. Bizim kendisine önerimiz PYD’yi manipülasyona açık bırakmak yerine onlarla da görüşmeleriydi, ancak Ankara tereddütlü davrandı. Artık temasları var. Belki her konuda aynı çizgide değiller ama temas önemli. Orada bir PYD gerçeği var ve bu kabullenilmeli. Ancak öte yandan PYD de Türkiye’nin meşru kaygılarını dikkate almak durumunda. PYD bölgede tek başına bir otorite olmaya odaklanmak yerine diğer Kürt gruplarla birlikte çalışmaya başlamalı. Ancak Suriye’de PYD ile ne yaşanırsa yaşansın ne hükümet ne de PKK bunun Türkiye’nin kendi barış sürecine mani olmasına izin vermemeli.

- Suriye krizi nasıl biterse bitsin artık Suriyeli Kürtlerin özerkliği için geri dönülmez bir noktada olunduğu tezine katılıyor musunuz? 
Bizim Irak’ta yaşadığımız deneyimin koşulları farklıydı. 1991’den beri kendi bölgemizin yönetimi bizde. Suriye’de de Kürtler net bir şekilde Kürt bölgelerinin kontrolünü ele geçirirse, o zaman bu gidişatı geri döndürmek söz konusu olmayabilir. Şu anki rejimle ya da yeni ortaya çıkacak rejimle nasıl bir anlaşmaya varırlar, bu tamamen Suriye Kürtlerine kalmış. Bölgesel özerklik mi olur, başka şey mi olur onu bilemem. Ancak Suriye’de hızla değişen koşulların Kürtlerin demokratik haklarını yeni bir formülle elde edebilmeleri için iyi olanaklar ortaya koyduğu kesin.

SOKAKTAKİ KÜRT’ÜN HAYALİ AMA SİYASETİN GÜNDEMİ DEĞİL

- Cengiz Çandar’ın dediği gibi birleşik bir Kürdistan yerine artık 4 ülkede ayrı Kürdistanlar hedefi mi var? Ana akım Kürtler büyük Kürdistan hayalinden vazgeçti mi gerçekten de? 
Hayal hâlâ orada ama önemli olan hayallerin kâbuslara dönüşmemesi. İşte burada da Kürt liderlere önemli rol düşüyor. Irak Kürdistanı’ndaki bütün büyük siyasi partilerin programlarına bakın, hiçbirisinde bağımsız birleşik bir Kürdistan vurgusu bulamazsınız. 1980’lerde, 90’larda PKK birleşik ve sosyalist bir Kürdistan savunuyordu ama onlar bile bundan vazgeçeli epey zaman oldu. Bugün artık PKK, ademimerkeziyetçilikten, kültürel haklardan, anadilde eğitimden ve Öcalan’ın serbest bırakılmasından bahsediyor. Dolayısıyla siyasi platformda bağımsızlık fikrini savunan pek kimse kalmadı. Ama sokaktaki Kürt’e sorsanız, elbette bu hayali hep vardır. Oysa gerçekçi ve şartlara uygun davranmak gerek. Bağımsızlık 40 milyon Kürt’ün meşru hakkıdır, böyle bir hakka sahip olmadıklarını söylemiyorum. Ancak bence biz Irak Kürtleri olarak ‘reel politik’i iyi okuduk ve oyunu, kazanımlarımızı garanti altına alacak şekilde oynadık. Yarının ne getireceği ise Pandora’nın kutusunda.

- Meselenin tamamen masadan kalktığını söyleyemeyiz o halde değil mi? 
Evet, Kürt halkı için söyleyemeyiz. Ancak siyasi partiler artık bunun savunuculuğunu yapmıyor. Bağımsızlık meselesinin bir de sosyal boyutu var. Mesela Türkiye’deki 20 milyon Kürt’ün belki de yarısı Orta ve Batı Anadolu’da yaşıyor. Dolayısıyla da Türkiye’deki Kürtlerin sosyal entegrasyonu Irak’tan epey farklı. Irak’taki Kürdistan bölgesi ağırlıklı olarak Kürtlerin toplandığı bir yer. İran’daki durum bambaşka. Demek istediğim, Kürt sorununun olduğu ülkelerde aynı çözümü fotokopi edemezsiniz.

- Irak Kürdistanı’ndaki modelin Türkiye için hiç de uygun olmadığını anlatmaya çalışıyorsunuz aslında. 
Siyasal bir kavram olarak belki modeldir. Irak’ta Kürtlerin kazandığı demokratik ve kültürel haklar Kürtlerin yaşadığı bütün ülkelerde verilmeli. Bu tür bir siyasi bağ mutlaka var. Eminim bütün Kürtler bizim Irak’taki kazanımlarımızla gurur duyuyor. Eğer onlar da kendi yaşadıkları ülkelerde kendilerine has bir yönetim modeli geliştirmek istiyorlarsa bu o ülkelerin içinde müzakere edilecek bir meseledir. Bu tür görüşlerin dışarıdan empoze edilmemesi gerekir. Biz belki ideal model değiliz ama pek çok konuda örnek teşkil edebiliriz.

ATEŞKES SÜRER YETER Kİ DİYALOG KOPMASIN

- Geçen hafta Türk hükümetinin açıkladığı demokratikleşme paketi Türkiye Kürtlerinin beklentilerinin çok altında kaldı. Siz ne düşünüyorsunuz? 
Türkiye Kürtleri arasındaki hayal kırıklığının farkındayız. Ama anladığımız kadarıyla bu paket Kürt sorununu çözmek için hazırlanmış bir paket değil. Demokratik standartların genel anlamda geliştirilmesini hedefliyor ki bu Türkiye’de yaşayan bütün bireyler için önemli. Bana kalırsa bu açıdan iyi bir adım ve memnuniyetle karşılanmalı. Daha ileri adımların ortaya konulacağı paketlerin devamının gelmesi için desteklenmeli.

- Bu paketten hoşnutsuzluk PKK’nın zaten çekilmeyi yavaşlatan tavrıyla birlikte okunduğunda, üzerine de Cemil Bayık’ın son açıklamaları eklendiğinde sürecin zor bir aşamaya girdiğini söylemek mümkün mü? 
Doğal olarak seçime doğru gitmekte olan bir hükümet risk almak istemeyecektir. Altı ay içinde seçime gidecek bir hükümetten somut adım beklemenin zor olduğunu düşünüyorum. Ama her şeye rağmen ateşkesin korunması önemli. Biz bunun için PKK’yı teşvik ederken Türk hükümetini de daha aktif olmaya çağırıyoruz. Çatışma ortamına sürüklenecek ciddi karşı karşıya gelmeler beklemiyoruz. Ancak bu süreçte somut adımlar gelmese bile diyalog sürmeli. İyi niyet göstergesi olabilecek bazı mesajlar önemli.

- Nedir mesela iyi niyet göstergesi? 
Bunu söylemek bana düşmez. Hükümet neyin olup olmayacağını bizden iyi bilir.

MESAJLARI BİZ TAŞIDIK

- PKK’nın ateşkesi koruması noktasında sizin hükümetinizin önemli bir fonksiyonu olduğunu biliyoruz. Nihayetinde PKK’nın merkez üssü Kandil sizin bölgenizde. PKK ile sürdürdüğünüz diyaloğun sonuçlarından memnun musunuz? 
Bize kimse böyle bir görev vermedi. Ama sonuçta 30 senedir süren savaşın faturası bizi de ilgilendiriyor. PKK 10 yıldır bizim bölgemizde düşük profilli bir tavır izledi ve içişlerimiz karışmadı. Biz de onları Türkiye’deki barış sürecini kabul etmeleri için cesaretlendirdik ve hep savaşçı imajlarından uzaklaşmaları telkininde bulunduk. Bu fikre yaklaştıkları için de bugün artık bir barış süreci var. Biz iki tarafı da bu yönde desteklemeye devam edeceğiz. Yolda mutlaka sıkıntılar yaşanacaktır ama önemli olan, ne olursa olsun diyalog kapısının kapanmaması.

- Ankara bugüne kadar Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nden somut bir rol talep etmedi mi yani? 
Ankara bizimle görüşmelerde PKK konusundaki kaygılarını dile getirip çıkış yolu için fikirler ortaya koydu. Biz de Ankara’nın kafasındaki sorulara PKK cephesinden olumlu yanıtlar alınca kendilerine ilettik. Ankara bu cesur ve önemli adımları bu şekilde attı.

NİHAİ HEDEFİ ORTAYA KOYAN BİR YOL HARİTASI EKSİK 
 
- Kürt tarafı görüşmelerde Öcalan’ın serbest bırakılmasında, en azından ev hapsi formülünde ısrarlı. Görüşmelerin kaderi açısından ne kadar hayati bir talep bu sizce? 
Tüm tarafların görüşmelerde farklı talepleri olacaktır. Ama bu taleplerin ne kadarının nasıl bir vadede karşılanıp karşılanmayacağı net bir şekilde ortaya konmalı. Bu süreçte eksik olan görüşmelerin ne şekilde ve nasıl bir takvime göre ilerleyeceğini ve hedefini net bir şekilde ortaya koyacak bir yol haritası. Nihai hedef belirlenmeli ve buna uygun bir görüşme mekanizması kurulmalı. Her şeyin kamuoyuna açık tartışılması gerekmiyor. Çözüm sürecini hızlandırmak istiyorlarsa elbette Öcalan’ın koşullarını da dikkate almaları gerekecek.

KÜRT KONFERANSINDA BAĞIMSIZLIK KONUŞULUR AMA SONUÇ BİLDİRGESİNE GİRMEZ

- Eylül ayında Erbil’de yapılması öngörülen ancak kasıma ertelenen Kürt Konferansı bu sefer yapılabilecek mi? 
Bu tür konferansların hazırlıkları uzun sürüyor. Bizim seçimlere denk geldiği için de erteledik. Ama kasım için çalışmalar devam ediyor.

- Çekilme beklenen hızda devam etmediği için Ankara’dan, daha da uzak bir tarihe ertelenmesi yönünde bir talep geldi mi?
Birkaç sene önce Türkiye, PKK’nın diğer Kürt gruplarla ortak bir noktaya çekilmesi için konferansın yapılmasını kendi istiyordu. Sonra barış süreci geldi. Muhtemelen Ankara artık barış süreci devam ettiği için konferansın yapılmasına gerek olmadığını düşünüyor olabilir. Ama bize şu ana kadar erteleyin diye gelmiş bir talep yok. Ayrıca zaten bu konferans sadece PKK sorunu için düzenlenecek bir toplantı değil. Bütün Kürtlere barış ve istikrar çağrısı yapacak bir platform. 
- Bağımsızlık meselesi gündeme gelir mi? 
Omzunda sorumluluk taşımayan bazı küçük siyasi partiler bağımsızlık çağrısı yapabilir, bunu konferansta gündeme getirebilir. Ama büyük partilerin böyle bir gündemi yok. Açık tartışmalar olacaktır. Ama sonuç bildirgesinde böyle bir şey çıkmaz.

- Abdullah Öcalan ve Mesud Barzani rakip midir? 
Öcalan esasen ‘Türkiye Kürtleri’ni temsil eden bir partinin başındadır. PKK’nın Kürtlerin ne kadarını temsil ettiği başka bir tartışmadır ama Sayın Barzani Irak anayasası çerçevesinde Irak Kürdistanı’nda başkanlık koltuğuna seçilmiş meşru bir liderdir. Irak Kürdistanı’ndaki seçmenlerin yüzde 70’inin oyuyla 10 senedir yönetimdedir. Ailesinin Kürt mücadelesine yaptığı katkılar Barzani’yi Suriye’den İran’a, İsrail’den Orta Asya’ya Kürtlerin yaşadığı coğrafyalarda ulusal bir lider konumuna koyduğu da inkâr edilemez.

Cansu ÇAMLIBEL /Hürriyet

Yorum Gönder