Tüzel: Kürt ağırlığıyla hareket etmiyoruz

18 Kasım 2011 Cuma 11:14

130 bin Kürd'ün oyuyla seçilen(editör notu) İstanbul Bağımsız Milletvekili Levent Tüzel; 'Kamuoyuna gösterildiği gibi sosyalistler, Kürtlerin ağırlığı altında hareket etmiyor. Kürt hareketinde devrimci tutum sergilemek adına oradalar. Üstelik bu bir muhtaçlık ilişkisi de değil' diyor.

Tüzel: Kürt ağırlığıyla hareket etmiyoruz

12 Haziran seçimlerinde Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku'ndan TBMM'ye giren EMEP Genel Başkanı Levent Tüzel, Meclis'in bağımsız vekilleri arasında. Yıllarını insan hakları mücadelesine vakfeden Tüzel ile AKP iktidarını, Kürt sorununu, kendi deyimiyle 'Blok bileşenlerinden sadece biri olan BDP' ile ayrıştığı noktaları ve sosyalist milletvekillerine yönelik eleştirileri konuştuk. 

- Bölgedeki olaylar nasıl görüyorsunuz?
Libya ve Suriye'de, kendi geleceklerine dönük halk kalkışmalarını denetimlerine almak isteyen emperyalist müdahale söz konusu. Bunu söyleyenlere BAAS'çı demek çirkindir. Suriye'ye dönük bir ABD planı var. Buna elçi olan Türkiye, bir taşla iki kuş vurmak hesabıyla PKK'yla yürüttüğü mücadelede bunu kullanıyor. Hükümet İsrail'le de gerçek anlamda kavgalı değil. ABD'nin stratejik ortaklığından vazgeçmeyen bir siyaset, İsrail'den vazgeçmez.

- Başbakan için söylenen 'muhafazakar devrimci' tanımına ne diyorsunuz?
Muhafazakarlıkla devrimcilik yan yana kullanılmaz. Erdoğan, Zapatero'yla Medeniyetler İttifakı yaptı. İttifak, Ortadoğu'da işgal politikalarının yürütücüsü oldu. BDP kitlesini 'Zerdüşt' diye suçlayan biri, medeniyetler ittifakının savunucusu olabilir mi?

KADER BİRLİĞİ VAR

-  Sosyalistler BDP'de olmaktan rahatsız mı?
Kamuoyuna gösterildiği gibi sosyalistler, Kürtlerin ağırlığı altında hareket etmiyor. Kürt sorununda devrimci tutum sergilemek adına oradalar. 

-  Sosyalistler, Kürt siyasetçilere muhtaç mı?
Bu bir muhtaçlık ilişkisi değil. Seçimlerde varlık göstermekse konu; halkların, ezilenlerin, emekçilerin ittifakı, bir kader birliği olarak görmek gerekir.

AKP'NİN TUTUKLAMA LİSTESİ VAR

'TERÖRLE mücadele, siyasetle müzakere' söylemi, kendisini demokrasi yanlısı olarak göstermek için yapılmış göstermelik bir hamle. Müzakere etmesi gereken BDP'yi nasıl kuşattığı ortada. Tansu Çiller'in ölüm listesi vardı, Tayyip Erdoğan'ın tutuklama listesi var. Büşra Ersanlı ile Ragıp Zarakolu'nun terörist faaliyet içinde olduğunu kimseye anlatamazsınız. Asıl tehlike, toplumdaki ayrışmayı, Kürt cephesindeki duygusal, siyasi kopuşu körüklemektir. 'Bölünmeyelim' söyleminin sahte olduğu görülmüştür. Kürt halkı bölünmeye itiliyor.

Devlet fikrini reddediyorlar
KÜRT hareketi, KCK, PKK, DTK, BDP... İster silahlı mücadeleyi, ister demokratik siyaset yolunu seçmiş olsun, hepsinde ortak nokta devlet fikrini reddetmeleridir. KCK bahanesiyle Meclis'teki yasal, meşru BDP'nin yöneticilerine, üyelerine dönük operasyon yapılıyor.
ORADA FARKLILAŞIYORUZ: PKK'nin bağımsız Kürdistan yaklaşımından demokratik özerkliğe geldiği noktadaki felsefi yaklaşımın dönüşümünü görmek lazım. Bir Marksist Sosyalist olarak ben devlet fikrine bu şekilde yaklaşılmasını doğru bulmuyorum. Orada farklılaşıyoruz. Biz bugün sorunun çözümünü istiyoruz ve Kürt halkı ne istiyorsa öyle olsun. 
DEMOKRATİK ÖZERKLİK: AKP'nin demokrasi çıtası bu kadar!.. 'Bu ülkede yaşamana ancak Türk milletinin boyunduruğu ve egemenliği altında, ona boyun eğdiğin sürece izin veririm' yaklaşımıdır bu. Bugün demokratik özerklik olarak ifade edilen siyasal tercih; bir ayrılma ya da üniter devleti ortadan kaldıracak bir yapı değil, tam tersi birlikte yaşamanın yoludur.
KILIK KIYAFET DEĞİL: BDP; halkçı, demokratik bir söyleme sahip, Altan Tan gibi isimlerin partiye davet edilmesi bundan. Başörtüsü sorununda da tabanının ihtiyaçlarını gözeten bir siyaseti var. Başörtüsünde BDP ile farklılaşıyoruz. Meclis'te türbanlı kadın olmamalıdır. Bir vekilin başörtüsü takması laik devlet anlayışıyla çelişir. Türban, kadının özgürlüğü önünde de engeldir.
DEVLET POLİTİKASI: Asıl olan toplumsal yaşamda ötekileştirici dilin ortadan kalkmasıdır. Eğitim kitaplarında hala Süryani halkı hain bir millet diye ifade ediliyor. Süryani arkadaşımız Erol Dora bununla ilgili önerge verdi. 'Atatürk milliyetçiliği' yazan bu anayasada; Türk milletini üstün ırk gibi gösteren yaklaşım var. Milliyetçilik kavramı, egemen devlet politikası konumunda...

Değiştirilemez madde diye bir şey olmaz
Değiştirilemez madde, darbecilerin, 12 Eylül anayasasını hazırlayanların yaklaşımıdır bu. AKP'nin ağırlıkta olduğu bir Meclis'in yapacak olması anayasanın ne içeriğini sivil yapar ne de ona demokratik muhteviyat kazandırır.

SOLA VURMA MANTIĞI: Liberallerin özgürlükçü cephede yer almadığını 'yetmez ama evet' kampanyasında gördük. AKP'nin demokrasi çıtasının sınırları kendine Müslümanlık. Kapitalizm ise tüm dünyada krizde. AKP'nin izlediği ekonomik ve dış politikaların iflas etmesi, liberalizmin piyasa siyasetinin yetersizliğini ortaya koymakta. Bu açığı sola vurarak kapatmanın peşindeler.

9 YILLIK PRATİK: Kendisini muhafazakar demokrat olarak tanıtan, aynı zamanda milliyetçi mukaddesatçı değerleri de taşıdığını söyleyen bu piyasacı siyaset tarzı, liberallerce her şeye çözümmüş gibi gösterildi ama 9 yıllık pratik onları yalanladı. Enerji Bakanı, enerji verimliliği diye emekçileri gün doğarken mesaiye başlatmak istiyor. Bir başka bakan, 'taşeron işçiler daha ucuza mal oluyor' itirafında bulunuyor. Maliye Bakanı zamlar için, 'güncelleme' diyor. AKP çok açık; sermaye sınıfının partisidir ve bütün bakanları, sözcüleri, sermayenin çıkarları için konuşmakta. Nalıncı keseri gibi hep sermaye sınıfından yana tırpanlıyorlar.

ULUSLARARASI PAZARLIKLAR
SİLAHLARIN yeniden devreye girmesi çözümsüzlüğü derinleştiriyor. Türk halkının Kürt özgürlük mücadelesinin haklılığını görmesini zedeleyen, faşist söylemleri güçlendiren propagandaya hizmet ediyor. Füze sistemi, rampalar, Heronlar, hükümetin bölge ülkelerinde elçi gibi dolaşması... Kürt sorunu, uluslararası pazarlıkların bir unsuru gibi. Türk halkının, özerklik benzeri statüleri emperyalist politikaları bozmanın bir yolu olarak görmesi gerekir.

Özlem AKARSU ÇELİK/Akşam


Yorum Gönder

Toplam Yorum Sayısı 1

Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

oldarê kurd 6 yıl önce yorumlandı

1-''Meclis'te türbanlı kadın olmamalıdır. Bir vekilin başörtüsü takması laik devlet anlayışıyla çelişir. Türban, kadının özgürlüğü önünde de engeldir.'' 2- Kürtlere Muhtaç değiliz' demeye getirdiği sözleri de apaçık gösteriyor ki BDP, böylesi gereksiz ittifaklarla her zaman kürt halkının emeğine saygısızlık etmiştir. Levent Tüzel ve Ertuğrul Kürkçü gibi insanlar, kürtlerin oyu olmadan çoban bile olamazlar. BDP'nin bu marjinal türkçü sosyalist aşkına anlam vermekte güçlük çekiyoruz. Gerçi BDP iradesi olan bir parti değil ya!... Ona akıl verenlerin aklı kürt aklı değil bir kere...

0 Kişi beğendi.