Kürtler Size Ne Yaptı!!!

17 Ağustos 2015 Pazartesi 13:34

" Kürtler size ne yaptı? " sorusunu kendinize sorduktan sonra vereceğiniz her cevabın makul bir tarafı olsun.

Kürtler Size Ne Yaptı!!!
  Genel seçimlerle başlayan ve sonrasındaki eylemlerle açıkça 90'ları bizlere tekrar yaşatan bir süreç ile karşı karşıyayız. İlk bakışta 90'lı yıllarda ki gibi bir tavır olsa da, o yıllardan farklı olarak devlet yetkililerinin tarzları ve kullandıkları dil bir birinden çok farklı. Katliamların  mimarlarından Çiller - Ağar ikilisi;Kürtlere düşman olduklarını ve her fırsatta net bir şekilde " Evet, biz Kürtleri yok edeceğiz, katledip, inkar edeceğiz. "mesajlarıyla eylem ve tavırları gizlemeden siyaset yürüttüler. Günümüzde ise bir taraftan " Benim Kürt kardeşlerim , benim hemşerilerim, yurttaşlarım " söylemleri, diğer taraftan Çiller-Ağar dönemini aratmayan eylemler ve vahşet politikasıyla katliamlar yapan bir siyasi aktör ile sözde çözüm uğraşında olan devlet yetkilileri. 


Hem severim, hem döverim mantığında sahiplik rolü ile üstün ırk olma algısı veren, " ya sev, ya terk et " söylemini geliştirip " ya sev, ya öl "  mantalitesine bürünmüş bir devlet üst aklı. Bu sahiplik tavrına tav olan kültürel Kürtler ise hasbelkader aldıkları ikinci sınıf memuriyetlerine kademe atlatmak veya çokça peşinden koşup, iyice yaranarak vekil , başkan, zart zurt olurum sevdasıyla çevresindekileri aptal veya cahil yerine koyup, " AKP size yol,su yaptı, AKP aslında Kürt kardeşlerini çok sever, AKP çözüm sürecini destekledi ama biz Kürtler istemedik, oy vermedik " diyerek modern Diyap ağalık rolünü kapma uğraşındadır. Kültürel Kürt diyorum çünkü bunlar sadece düğünlerde, cenazelerde veya varsa köylerinde Kürt olmayı akıllarına getiren, bu zamanların dışında efendilerine itaat aşkıyla tutuşan yarı Türkleştirilmiş insancıklar topluluğudur. Aslında içlerinde zerre Kürtlük yok, maksadı eşe, dosta göstermelik olsun, kültürel aktivite olsun.

 Neyse ki 90'lardan bugüne değişen sadece siyasi aktörler olmadı. İlgisi olan veya olmayan her Kürdün, Kürdistan ve Kürt milleti hakkında bir fikri oluştu. Bilinçlendi ve sosyal alanlara dahil oldu. Gelişen teknoloji ile fikirlerini ve düşüncelerini söyledi. Kendini daha iyi tanımak için farklı kaynaklara ulaştı ve 90'lardan farklı olarak konuşabileceği ve paylaşımlarda bulunabileceği bir çok araç edindi. Kendi medya organlarını çoğalttı ve haber kaynakları oluşturdu. Tabi haliyle AKP bu yaşanan gelişmeleri kendi lütfu olarak göstermek istesede, Örnek: " Bak siz eskiden Kürtçe bile konuşamıyordunuz, biz size trt 6'i açtık ", bu söylemlere ancak kendi Kürtlerini inandırırdı. Ulusal ve karasal yayın yapan en az 10 Kürt kanalı varken sizin açtığınız trt kurdi sadece reklam amaçlı olur. "Paralelci" dediğiniz adamlar bile sizden daha duyarlı yayın anlayışına sahip bir yayın yapıyor ( Dünya TV ). İran gibi teknoloji bakımından az geliş ülkelerde bile sosyal etkileşimler bir hayli fazla ve güçlüyken, söz konusu engellemeler ve baskılar Kürtler için hiç bir sorun olmayacağını hepimiz biliyoruz, kandırmaya çalışmayın bu milleti. Hak verilemez, Hak alınır lafını biz çok iyi biliyoruz.

 Türk medyası şuanda halkını manipüle etmekle uğraştığı için, koalisyon ve milli birlik kaygılı haberlere yoğunlaşmış durumda. Kürdistan bölgesinde yaşanan özel durumlara hiç bir şekilde değinmiyor. Sosyal medya aracılığı ile gündeme düşen bir kaç görüntü millet olarak bizi hem çok üzdü, hemde şimdiden hafızalarımızda derin bir yer edindi. Hakkari'de yaşanan olayın görüntülerini ilk gördüğümde DAİŞ'in yaptığı eylemlerden biri sandım ve sonunda yaşanacaklardan dolayı izlemek bile istemedim, daha sonra fark ettim ki aslında çokta yanılmamışım, bu görüntülerin sahibi DAİŞ'in müttefikleri olan Özel TİM'lerdi. Elleri ters kelepçelenmiş ve yüzüstü yere yatırılmış 52 inşaat işçisi sadece Kürt oldukları için Postallı bir memur tarafından alıkonulmuştu. Yerde göz ucuyla ona bakanlara " bakma lan bana " diyerek aslında ne kadar korktuğunuda belli ediyordu. Ardından başlıyor devletin bölünmez bütünlüğü konulu nutkuna ve milli duygular ile böğürerek “Ne yaptı lan size bu devlet? Hepinizi tanıyorum ben. Kim ki hainlik yapıyor karşılığını görecek! Türk’ün gücünü göreceksiniz!”, diyerek konuşmasını bitiriyordu. Orada yatanların, bu yapılanları hak edecek ne yaptığı konusu çok tartışıldı, yazıldı, çizildi. Henüz bu olayın tartışmaları bitmemişken, bir kaç gün önce Muş Varto ilçesinde çatışmada yitirilen YJA star gerillasının cansız bedeni çırılçıplak bir şekilde teşhir edilmişti. TSK bu görüntülerin yayınlanmasına tepkisini, içeriğine değilde, gizliliğinin açığa çıkmasına vermişti. Y
aptığı açıklama askerine veya memuruna " Madem işkence ediyorsunuz, bari gizleyin, yaymayın sağa sola artık " demenin resmi bir dille yazılmış olanıydı. 

TSK ve devletin unuttuğu ise; Onurlu bir kadının çıplaklığı sizin tüm üniformalarınızdan daha yücedir ve asildir. Kadına ve Kürt halklarına yaptığınızı düşündüğünüz hakaretler, aslında sizin ne kadar zavallı ve aciz olduğunuzun kanıtıdır. Alçakça teşhirleriniz ile ne kadar vahşi, barbar ve ahlaksız olduğunuzu bir kez daha gösterdiniz tüm dünyaya. Kürtler kendi topraklarının emekçileri ve alacaklısıdır. İnandıkları ve sahip oldukları için şahadete yürümeyi göze alıyorlar. Kimsenin hakkında, ırzına, namusuna, malına zarar vermedikleri gibi, Allah'ın ayetlerinde ki farklılıklarını yaşamak için, İnkar ve asimilasyona karşı durmak ve eşit hak sahibi olana kadar yok etmek isteyenlere, var olmanın mücadelesini vereceklerdir.

Bu ülke bu mücadeleyi avuçlarından kaçırdı, barış şansını çaldırdı zalimlere. Barış; eşitliklerle başlar ve hak, adalet ile devam edebilirdi. Türkiye'de yaşayan her birey bu barışa inanmak istemişti ve çok çaba gösterdi. Ne yazık ki
 demokrasi ve çözüm adı altında Kürtlere ve Türklere iyilik yapmak istediklerini söyleyenler bu coğrafyada kandan, ölümden, nefretten ve zulümden başka bir şey vermedi. Bu süreci kendi çıkarlarına kullanıp, dürüst bir proje gibi algılanmasını sağlayan ve destekçisi olanlar ; bu yaşanan katliamların ve suçların büyük bir bölümüne katkı sunarak, katil olduklarını tescil ettirdiler. Hangi milletten veya ırktan olursanız olun, eğer zalimlik ile yücelip ve zalimliğe karşı susuyorsanız, bu saltanatınızın sonu hüsrandır, yok olmadır.

Küfür üzerine, Küfür sistemi ile bir devlet, bir hükümet, bir imparatorluk kurabilirsiniz ve mahşere kadar devam edebilir, doğrudur, ancak zalim diktatör bir rejim ile zalimlik üzerine kurulmuş bir devlet eninde sonunda bu dünyada kaybedecektir ve ömrü her zaman kısa olacaktır.

Yaşasın Zalimler için Cehennem...

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------



Bir Türk olarak yaşananları yorumluyorsanız ve sadece Türk'ün vicdanına bırakıyorsanız hayatınızı; size Amin Maalouf'un şu tespitini paylaşıyorum;



"Ötekilere gelince, karşı kıyıdakilere gelince, kendimizi asla onların yerine koymaya çalışmayız, şu ya da bu sorunla ilgili olarak tamamen haksız olamayacaklarını kendimize sormaya hiç gelemeyiz, onların şikayetleri, çektikleri acılar, kurbanı oldukları haksızlıklar karşısında yumuşamaktan kaçınırız. Sadece, çoğu zaman topluluğun en militan en laf ebesi, en aşırı kesiminin bakış açısı olan 'bizimkiler'in bakış açısı önemlidir."

Amin Maalouf 

Bu bir haykırış değil, bu gerçeklerin sadece görmek istediklerinizden ibaret olmadığının çağrısıdır, bu dünyada yaşayan her bireyin " biz " dememesine bir örnektir. Sahip olduğumuz tüm kimlikleri bir kenara bırakıp insan olmanın " biz " demekten daha önemli olduğuna vurgusudur. İster empati yapın, ister yapmayın Kürtler bu topraklarda Hak sahibidir ve bu hakkı sabırlı bir şekilde talep ediyor. 


" Kürtler size ne yaptı? " sorusunu kendinize sorduktan sonra vereceğiniz her cevabın makul bir tarafı olsun. Savaşlar sadece kayıpları getirir, bu savaşı bir diktatör istiyor diye kabul etmeyin. Amin Maalouf'un dediği gibi; 
" Savaş oradan geçtiği zaman; hiçbir ev, hiçbir hatıra hasarsız kalamadı. Her şey çürüdü : Arkadaşlık, aşk, adanmışlık, akrabalık, inanç, sadakat. Hatta ölüm. "  Evet, bugün ölüm bile bize kirletilmiş gibi geliyor. Geriye sadece acılar ve pişmanlıklar kalır. Kürt halkı yüz yıldır savaş veriyor, bunu en iyi onlar bilir ve bir yüz yıl daha savaşmaktan çekinmeyecek sebepleri var ama Barış'ı en çok yine onlar talep eder...


Çünkü barışmak, cennetin diğer adıdır.


ALİRIZA FIRAT

arfirat@hotmail.com

Twitter : @arfirat

HINIS HABER


Anahtar Kelimeler

Yorum Gönder