PDK - PKK Gerginliği: Kongre ve akil insanlar heyeti toplanmalı

01 Haziran 2014 Pazar 02:38

Son zamanlarda Rojava ve Güney Kürdistan’da PYD / PKK ile PDK arasında gerilen ilişkiler Kürd kamuoyunda yeni bir “iç savaş” endişesine neden oluyor. Kürd liderlerin ve siyasi örgütlerin defalarca “brakujî bir daha asla” demelerine rağmen, Kürd güçleri arasında sorunların çözümü için diyalogun yerini, medya üzerinden yürütülen psikolojik savaşın alması Kürd kamuoyunda güvensizliğe de yol açıyor.

PDK - PKK Gerginliği: Kongre ve akil insanlar heyeti toplanmalı
PKK/PYD’nin Rojava’da PDK’ye yakın siyasi parti ve şahıslara yönelik uygulamalarına ve bir süredir yürttüğü PDK aleyhtarı anti progapanda kampanyasına, Erbil yönetimi Kürdistan Bölgesi’nde PKK’ye yakın kurumlara polis baskını ve aralarında gazetecilerin de olduğu 30 yakın kişiyi gözaltına almakla yanıt verdi.
 
PKK ve PDK’ye yakın medya kurumlarında yer alan haber ve yazılarda bir diğerini suçlayan ve diyalog yolunu tıkayan, savaş dilini ve “ihanet, ajanlık” gibi suçlamalar içeren sert yaklaşımlar Kürd kamuoyunun tepkisine neden oluyor. Rojava’daki iktidar mücadelesi üzerinden sertleşen ilişkilerin demokratik rekabet ve diyalog yolu ile çözülmesini isteyen Kürd kamuoyu, Kürd siyasetinin, halkın kazanımlarını tehlikeye düşürecek davranışlardan kaçınmasını istiyor.
 
Öte yandan Kürd güçleri arasında meydana gelen sertleşmenin özelikle İran ve Suriye tarafından el altından kışkırtıldığına dikkat çeken siyasi gözlemciler, Kürd siyasi partilerinin bu krizi bir an önce barışçıl yollar kullanarak aşmaları gerektiğine dikkat çekiyor.
 
Salih Müslüm ile Neçirvan Barzanî görüşmesi
 
Öte yandan özellikle PDK ile PKK / PYD arasında sorunun çözümü yolunda “gizli diplomasi” de yürütülüyor. Arabulucuların girişimlerinin yanısıra, tarafların sorunu çözmek için kapalı kapılar ardından görüşmeye başladıkları da haber veriliyor. Bu bağlamda, PYD Lideri Salih Müslüm’ün İngiltere’de bulunan Kürdistan Başbakanı Neçirvan Barzani ile görüşmek üzere geçtiğimiz 21 Mayıs Çarşamba günü Londra’ya gittiği öğrenildi.
 
Kürd kanaat liderleri ve aydınları ne diyor?

Partiya Demokratên Kurdistan (PDK) ile Partiya Karkerên Kurdistan / Partiya Yekitiya Demokratîk (PYD) arasında başlayan gerginlik karşılıklı yasaklamalar ve restleşmelerle Kürdler açısından kaygı verici bir boyuta ulaştı. İki taraf arasındaki gerginliğin ulusal birlik açısından tehlikeli olduğunu ve yeni bir ‘birakujî’nin ayak seslerini hatırlattığını belirten Kürd aydınlar, meselenin tüm Kürd ve Kürdistan’a zarar vereceği uyarısında bulundu.
Kürd partileri arasında gerilen ilişkiler konusunda konuşan farklı görüşlere yakın duran Kürd kanaat liderleri, aydın ve şahsiyetleri, sorunların demokrasi ve diyalog yöntemleri ile aşılabileceğini, acilen Kürd akil insanlar heyetinin kurulması ve Kürd Ulusal Kongresi’nin toplanması gerektiğini ifade eden Kürd Kürd şahsiyetleri, halkın büyük kazanımlar elde ettiği günümüzde yeni bir birakujî tehlikesinin gündeme gelmesinden rahatsızlıklarını dile getiriyor.

Konuya dair görüşlerini sorduğumuz Kürd  yazar, aydın ve şahsiyetlerin tepkileri şöyle: 
 
 

Mehdi Zana (Amed Eski Belediye Başkanı): 

Kürdler artık çatışmamalı

Kürd partilerinin kendi aralarındaki çelişki ve rekabetlerinde çatışma dışındaki yöntemleri kullanmasını öneren Adem eski belediye başkanı Mehdi Zana, “Kürdler ne yaparlarsa yapsınlar ama birbirleriyle çatışmasınlar” dedi. Kürd partilerinin yaklaşımlarını değerlendirdiğinde ideolojilerine bakmadığını söyleyen Zana, günümüz dünyasında Kürdlerin iç ilişkilerinde şiddet kullanmasının kabul edilemeyeceğini, her türlü sorunun diyalog yolu ile çözüleceğine inandığını söyledi.  


Ümit Fırat(Yazar):

KDP ile PKK Mutlaka bir uzlaşma noktasına varmalı

Geçmişte yaşanmış hadiseler var. Olumsuz gelişmelerden sonra ateşkese girdiler ama birçok insanın hayatına mal oldu. Kürdler arasında böyle bir iç çatışmanın olması bu noktada normal değildir. Mantık olarak düşündüğümde olmaması gerekiyor. Henüz bir iktidar kavgası verecek bir gelişmişlik, bir zenginlik, bir kazanım sahibi değiller. Henüz dayanışma noktasındalar. Henüz anlaşarak kendi sorunlarını çözmeleri gerekirken böyle bir hadiseyle karşı karşıya geliyorlar. Yani burada galiba bir takım dış faktörlerin de rolü var. Yani kürdlerin PKK ile KDP olarak bir itilafa düşüp,  gelmelerinden avantajlı çıkacak bir takım dış odaklar da olabilir. Burada Bass rejiminin de İran’ın da Bağdat hükümetinin de çıkarları olduğunu düşünüyorum. Bunu iyi görmek iyi okumak lazım. Mutlaka bir uzlaşma noktasını bulmak lazım.  Burada esas olarak tarafların Rojavaya, bütün kürdlere, bütün siyasi yapılara özgürlük ve işbirliği ortamını sağlaması lazım. Oradan kaynaklandı bu mesele. Size mesut Barzani’nin çok yakınında bir kürd arkadaşımın anısını da anlatayım. 1995 savaşında sonra, Mesut Barzani ile Öcalan Şam’da karşılaştığında, Mesut Barzani: “ne istiyordunuz niye bu savaşı çıkardınız” sorusuna Abdullah Öcalan: “vallahi ben de bilmiyorum” demişti. Şimdi yarın öbür gün sorarsanız “vallahi oldu da bitti, biz de bilmiyoruz” diyen insanlar çıkar. Ama bu olmamalı. Yani siz eğer Kürdistan’ın sadece bir kısmını kendi egemenlik alnınız olarak kullanıyorsanız,  diğer tarafta da sizin bazı yaptırımlara maruz kalacağınız yerler olacaktır. Dünyanın her tarafında PKK’ye yakın olan insanlar, aylardır mesut barzaniyi ve KDP yönetimini despotizmle, faizimle, katilikle, cinayetle suçlamaktaydılar. Bunun nihayete ermesi lazım. Bu dili kullanmamak lazım, bu dilden vazgeçmek lazım. 


İrfan Burulday (Yazar)
 
Kürdler kardeş kavgasına bir son vermeliler
 
Suriye’de yaşanan gelişmelerle birlikte Kürdler önemli bir fırsat yakalamış oldular. Bunun bir kazanıma dönüşmesi tüm Kürdler gibi Güney hükümeti için de önemliydi. Güney hükümeti bu konuda önemli bir deneyime ve tecrübeye sahipti ve bu sorunun aşılabilmesi için tüm tarafları bir araya getirerek bir anlaşma yapılmasını sağladı. KDP’nin amacı bu birliği sağlamak ve Kürdlerin kendi topraklarında özgürce yaşamalarına bir kapı aralamaktı. 
Ancak istenilen olmadı ve PYD, KDP’yi kazanımları baltalamak ve bölge üzerinde bir denetim mekanizması oluşturmakla suçladı. KDP-S ‘ye yapılan haksızlıklar, adam kaçırmalar ve öldürmelerin başlaması, sorunu farklı boyutlara taşıdı. Bugün de içinden çıkılmaz bir hâl almış görünüyor. Tarihe dönüp bakılırsa, bu tip gerginliklerden en çok istifade eden ve Kürdistan’ı denetimine alan bölge devletleridir.
PKK’nin özellikle de bölge devletleriyle kuracağı ilişkiler konusunda KDP’ye hatta Güney hükümetine güven duyması gerekiyor. Bölge devletleri Kürdleri derin bir oyunun içine çekmekte ve Güney hükümetinin kazanımlarını da bertaraf etmek istemektedir. PKK bu oyuna gelmemelidir. Güney hükümeti de bazı konularda PKK’ye güven vermek zorundadır. Ortak bir algı üzerinden sorunların çözülebileceğine inanıyorum. Bunun da yolu karşılıklı iletişim, müzakeredir. 
Sayın Mesud Barzan’in deyimiyle “Kürdler kardeş kavgasına bir son vermeliler” Yaşanılan bunca acıdan dersler çıkarmalıyız. 
 

Ayhan Bilgen (Aktivis):

Kürdistan ulusal konferans acilen gündeme alınmalıdır 

Çözüm surecinin tıkandığı bir dönemde KDP ile PKK arasında yaşanacak her gerilim çatışmaya dönüşme potansiyeli taşımaktadır. Kürtler arasında diyalogu kurumsallaştıracak bir girişim olarak ulusal konferans acilen gündeme alınmalıdır. Kürtlerin bölgesel gerilimlerde tehdit aracına dönüştürülmesine kimse fırsat vermemelidir. Kürtlerin kazanımları bütün Ortadoğu’nun kazanımı olarak görülmelidir.


Gülten Kaya (Aktivist):
 
Bu gerginlik sadece biz Kürtlerin işine yaramaz 
 
Bizler KDP ile PKK arasındaki gerginliği uzaktan izleyenleriz. Bununla ilgili yapılabilecek her “taraf” yorumun taraflar arası mesafeyi açacağını düşünüyorum. Ve/fakat söylemek zorundayım ki buradan önce elli yıl öncesine, sonra da tam elli yıl sonrasına (Rojava taptaze bir sürecin başında iken) bakmalıyız. O zaman sebebi değil ‘ne yapılması gerektiğini’ düşünürüz. Bu gerginlik sadece biz Kürtlerin işine yaramaz! Dışımızdaki herkesin hedeflediğinin ise bir şekilde kolaylaştırıcısı olur. Kardeşlik hukukunu çiğnememeye azami özen göstererek, yaralarımızı aile içinde sarıp, ortak geçmişimizin bize yaşattıklarını unutmadan ortak geleceğimizi sağduyu ile planlayarak aşmalıyız. Bütün parçalarda tarih boyunca yaşatılan ağır trajedileri bir an olsun hatırlayalım. Birbirimize karşı güç gösterisi yapmak yerine, zamanın burasında bir yeniden varoluş süreci yaşadığımızı düşünüp bunun değerini bilelim ve  gereğini yapalım.
 

Mücahit Bilici (Akademisyen):
 
Bu gerginliğin Kürtlere bir faydası yoktur 
 
Kürtlerin, harice karşı kazanılmış bir ciddi basarîsi yokken, dâhilde bu partizan rekabet ve saldırganlığın Kürtlere bir faydası yoktur. Hegemonya kurma arayışından vazgeçip her parçadaki kazanımların kıymetinin bilincinde olmalı tüm Kurt siyaset odakları.
 

Berivan Aymaz (Almanya Yeşiller Partisi Yöneticisi):

KDP ile PKK arasındaki gerginlik Kürdlerin dışında herkesin işine yarayacaktı

Partiler arasında görüş ayrılıklarının olması doğaldır. Bu aynı zamanda çoğulcu demokrasinin de bir gereğidir. Ancak bu farklılıkları diyalog halinde çağımıza uygun bir mecburiyet olarak görüyorum. Bu çağda sorunları şiddet yoluyla çözmeye kalkışmak kabul edilebilir bir durum değildir. O açıdan da bütün Kürd taraflarında sağduyulu olmaya sorunlarını diyalog yoluyla çözmeye çağırıyorum. KDP ile PKK arasında bu gerginlik böyle devam ederse, herkesin işine yarayacak ama sadece Kürdlerin işine yaramayacaktır.  Kürdlerin kendi aralarında aslında şiddet kültüründen tamamen arınmaları gerekiyor. Şiddet kültürünün kürd toplumunun üzerine yarattığı tahribatları biliyoruz. Bu tahribatlar yıllarca etkisini bırakıyor. 


Hasan Bildirici(Yazar) 

Bu çatışmalardan KDP’nin veya PKK’nin karlı çıkması mümkün değil

Kürd partileri arasındaki gerilimde takım taraftarı gibi davranmamak gerekiyor. Kürdlerin kendi aralarında ulusal demokratik hukuk anlayışı olmadığı için, Kürd partileri bölgesel ve alansal çıkarları için kapışabiliyorlar. Bunu gidermenin tek yolu genel bir ulusal kürd hukukunun yaratılmasından geçiyor. Kürdler bu konuda çok geç kalmış bir ulus. Bundan dolayı da devletleşemiyor. Dört parça da ortak hareket edemiyor. Gerilimin ortaya çıkmasında partilerin davranışlarını göz ardı etmemek gerekiyor. Bu konuda KDP’nin de hataları var, PKK’nin de hataları var. Herkes bu hatalarıyla yüzleşmeli, çatışmaya ve gerilime neden olan noktalar ortadan kaldırılmalı. Bu da ancak herkesin hukukuna saygılı olacak bir anlayışla olmalıdır. Bu gerginlik devam ederse Kürd halkının düşmanlarının işlerine yarayacaktır. Güney Kürdistanlı halk güney Kürdistanlıdır, KDP vardır var olacaktır. PKK vardır var olacaktır. Bu çatışmalardan KDP’nin veya PKK’nin karlı çıkması mümkün değil. İkisi de kaybeder. KDP, PKK’nin demokratik sisteme uyum sağlayan organlarına güney kürdistanda izin vermelidir.  Canı istediği zaman PKK’nin ilişki içerisinde olduğu kurumları dağıtamaz. Aynı şeklide rojavadaki PYD yönetimi de KDP’li oluşumlara saygı duymak zorundadır. Onların haklarını korumak zorundadır. Kürdistan bu anlamda kimsenin çiftliği değildir. Partiler geçici, Kürd ulusu her zaman kalıcı olacaktır. 


Orhan Miroğlu (Yazar):

Bir daha birakujîler olmasın

Kürdistan konferansı düzenlenecek diye çok seviniyordum. Bu konferans Kürdlerin kendi politikalarını belirleyecekleri bir döneme işaret ediyordu. Ama bir türlü konferans gerçekleşmedi. Tam tersine daha büyük bir ayrılma ile karşı karşıya kaldık. Zannediyorum gerginliğin birinci derecedeki sebep Rojava’daki gelişmelerdir. PKK-PYD, Güney Kürdistan gibi bir yönetim elde ettiğini düşünüyor. Bu yaklaşımda doğal olarak Erbil’i de etkiliyor. İki parti arasında bir gerginlik var, bu gerginliğin olmaması hepimizin en büyük arzusudur. 21 yüzyılda Güney Kürdistan’da bir federal yapı varken, Rojava’da kürdlerin yeni uyanışı söz konusuyken, Türkiye’de BDP’nin seçimle parlamentoya girmesi varken, bu kavganın sebebi nedir? İnsanın gönlünde şu geçiyor: 100 veya 150 tane kürd aydını, sivil toplum örgütleri bu partilere bir ontimanton vermeli bence.  Bunu söylerken PKK –KDP diye ayırmıyorum. Bu gerginlik kürd halkına zarar veriyor. Onun için bu gerginliği durdurmak için bir manifestoya bir ihtiyaç var diye düşünüyorum. Bir daha bira kuj3i olmasın. 


Tahir Elçi (Diyarbakır Barosu Başkanı): 

Kürd partileri birbirleriyle dayanışma içerisinde olmalı 

PKK ile KDP arasındaki gerginliğe hem üzüntü hem de kaygı ile izliyoruz. Kürd toplumu gibi mağdur demokratik hakları için mücadele eden ve bunun için bedeller ödemiş bir halkın kurumlarının bu şekilde karşı karşıya gelmesi bizi rahatsız ediyor. Bütün Kürd siyasal yapıları birbirinin varlığına, görüşlerine saygı duyması gerekiyor. Birbirlerine tahammül etmesi gerekiyor. Bu güney Kürdistan için geçerli olduğu gibi Rojava için de öyledir. Kürd partileri birbirleriyle dayanışma içerisinde olmaları gerekir. Ben burada bir yargılamada bulunacak değilim; ama her iki tarafa da sağduyu Kürd toplumunun menfaatlerini esas almaları gerekmektedir. Eğer bu anlayış hâkim olursa bu sorunun çok rahat aşılabileceğini düşünüyorum. Kırıcı ve rencide edici olmadan, bu sorunu biran önce çözmelerini bekliyoruz. 


Yavuz Delal (İlahiyatçı ve Yazar):
 
Gerilim neyin üzerine kurulmuşsa çözümü de orada aramak olacaktır

Eğer en temel kavga bir halkın hakkı adına veriliyorsa, o halk kendi arasındaki kavgaya hak kavgası diyemeyiz.  Öyleyse bu bir güç kavgasıdır. Güç kavgası yanlış değildir, fakat bir halkın geleneğinde güç kavgasının çatışmaya dönüşmesi en büyük ihtimal ise, o kavganın bütün tarafları çatışmacı yöntemleriyle halkın medeni siyaset üretmesine engel oluyor demektir. Yok, eğer henüz medeni siyaset üretilmesi, yani demokrasi bu halkın güç odaklarının yapısal anlamda kaldırabileceği bir şey değilse, o halde yapılması gereken çatışmayı salık verecek yapısal sorunları gidermeye yönelmektir.
Vaki çatışmaya dönük ileteceğim en makul mesaj, gerilim neyin üzerine kurulmuşsa çözümü de orada aramak olacaktır. Eğer kavganın temelinde idealler değil de reel politik gerçekliği yatıyorsa, mesajı idealler üzerinden vererek tarafların iknâ olmayacağı bilinmelidir. Öyleyse, 1- Reel politik çıkarlarımızla ideallerimiz arasında orantılı bir uyumluluğu sağlamamız lazım. 2- Reel politik çıkarlarımızı kendi halkımızı riske atacak atraksiyonların ötesine taşımamız lazım. 3- Dış güçlerin de topraklarımızda oynayacağı oyunların konusunu iç savaşın dışına çıkarmayı becerebilmemiz lazım.
 

Zana Ferqînî (Dil bilimcisi):

Yeni bir bira kujî istemiyoruz     

Şimdi son dönemlerde KDP ile PKK arasında yaşanan gerginlik ve daha önce de yaşanan durumlarda yola çıkarak şunu söyleyebiliriz: bu gerginliğin kürd halkına hiçbir faydası yoktur. biran önce sorunların diyalogla çözülmesine inanıyoruz. Daha önce bira kujîler yaşandı, bir daha yaşanmaması adına özellikle kürd akil adamları hatta kürdlerden yana, kürdler için çaba sarf eden diğer milletlerden de bu konu da çaba sarf etmeleri gerekir. Sorunları diyalogla çözülmesi en makul ve en mantıklı yoldur. Artık acıların yaşanmaması gerekiyor. Yaşanan gerginliğe hiç kimsenin körükle girmesini anlamlı bulmuyoruz. Mümkün olan yapılması gereken de akılla, sağduyu ile geçmişten dersler çıkararak, çözümün sadece diyalogla olduğunu bilmemiz gerekiyor. Neticede kürd halkı çok acı yaşadı bu partiler de halk gibi düşünüyorlarsa o zaman halkın isteklerini göz önüne bulundurmaları gerekiyor. Çünkü halk kürdlerin kendi aralarında barış istiyor. Yeni bir bira kujî kürd halkına yaşatmamaları gerekiyor.     


Ahmet Güneştekin (Ressam sanatçısı):

Kürdler kendi ulusal çıkarları için birleşmeli 

Kürdler sorunlarını kendi aralarında çözmeleri gerekiyor. KDP ile PKK arasında yaşanan gerginliği bitirmek için Acilen Kürd akil adamları toplanmalı ve bu gerginliğin son bulması için anlaşmalar sağlanmalıdır. Bakın bölgede birçok devlet kürdlerin güçlenmesini engellemek için her türlü imkânını kullanıyor. Kürdlerin de bunun farkında olmaları ve bunlara alet olmamaları, bu oyuna gelmemeleri gerekiyor.  Öncelikle kürdler kendi ulusal çıkarları için birleşmeli. Bunun için de birlikte hareket etmeleri gerekiyor. Bu anlamda Kürdistan’daki bütün Kürdlerin fikirlerine başvurulmalı. Türkiye’nin bugün Öcalan’ı muhatap alması, Güneyde Barzani hükümetinin ciddi anlamda güçlenmesi, Rojava’da yeni gelişmelerin yaşanması Kürdlerin artık çok güçlendiğinin göstergesidir. Fakat bu gücü düşürmek için başta İran olmak üzere, birçok Ortadoğu ülkesi özellikle Barzani’nin bu gücünü kaybettirmek ve kürdlerin kendi aralarındaki bu gerginlikten faydalanarak Kürdleri itibarsızlaştırmak istiyorlar. Kürdler bunun farkında olmalı, Kürdleri istemeyen devletlere alet olunmamalı. 


Derwêş Ferho (Bruksel Kürt Enstitüsü başkanı) :

Bir daha birakujîler istemiyoruz

Şimdi hepimiz bir tehlikenin geldiğini görebiliyoruz. Bütün Kürdler, bu tehlikeyi durdurmak için elinden geleni yapmalı. Herkes kendi tarafından olumlu yaklaşmalı. Hem PKK’ye hem KDP’ye hem de diğer Kürd partilerine çağrıda bulunulmalı ve sorun çok şeffaf bir şekilde çözülmelidir.  Hiçbir bir kürd aydını kürdler arası herhangi bir silahlı çatışmaya göz yummamalı. Kürdler arasında artık gerginliğin ve silahlı çatışmanın vakti geçmiştir. Geçmişte yaşananlar yetmiyor mu? O kadar acı çektik bunlar artık olmasın istiyoruz. Bütün kürd aydınlarının buna karşı çıkması lazım.  Bir daha birakujîler istemiyoruz. Kürdler arasında Siyasi ve ideolojik bir tartışma olabilir ama kesinlikle silahlı bir gerginlik artık olmamalıdır. 


Cevat Korkmaz (İşadamı): 

Kürdler son gelişmelerle birlikte tarihi bir fırsat yakaladılar

Benzer sorunları geçtiğimiz yıllarda sıkça yaşayan Kürd gruplar, Orta doğu’dakı yeni dengeleri dikkatle gözetmek zorundalar. Kürdler, Türkiye ve Suriye’deki son gelişmelerle birlikte tarihi bir fırsat yakaladılar. Bu dönemi, emperyalist oyunlara kanarak heba edenler, Kürd halkı ve tarih nezdinde suçlu olarak anılacaklardır.


Işık işcanlı (Psikiyarist-Yazar):
 
PKK’den de, KDP’den de hassasiyet bekliyorum 

Bizim tarihimiz çok yaralı, çok ezilmiş bir tarihten geliyoruz yeni yeni örgütlerimiz oldu, yeni özerk yönetimlerimiz oldu, bunların her birisi Kürdistan’daki her kazanım bizim geleceğimizdir. Hiç birinin diğerinden üstünlüğü yoktur, birinin diğerine zarar vermesini kabul edecek durumda değildir. Benim en büyük arzum Kürtler arası ulusal birlik ve dayanışmanın olmasıdır. Her şeyden önce tarihimizde ki birakuji bizi çok yaralamış zaten, bizi bugüne kadar idare edenler bütün küresel ve bölgesel güçler bizim bölünmüşlüğümüzü kullanarak bizi yönetiyorlar, buna son verecek tek güç Kürdistan’nın kendi dinamikleridir. Ben PKK’den de, KDP’den de  aynı hassasiyeti bekliyorum. İnsanların sokaklarda bir diğer örgütümüze negatif eleştirilerle yürümesi hoşuma gitmiyor, insan olarak beni yaralıyor evet kendi içimizde sorunlarımız var ama bu sorunları kendi içimizde çözmeliyiz. Benim için Hewler neyse Amed odur, Benim için Amed neyse Qamişli odur Qamişli neyse Mahabat odur. Ben şahsen hiç birinin diğerine üstün olduğunu düşünmüyorum. Her kazanım bizimdir ve her kazanımı gözümüz gibi korumak zorundayız.
 

Mehmet Tanrıverdi (Almanya BAGİF Başkanı)
 
90’lardaki kardeş kavgasını istemiyoruz
 
KDP ile PKK arasında ki sürtüşme tabi bizi üzüyor, özellikle bu diasporada yaşayan Kürdleri. Kürdistan’da ve Türkiye’de ki politik gelişmeleri yakından izliyoruz. Kürtler bir bütün olarak rahatsızlar gelen bilgilerden. Gerek mail, gerek facebook üzerinden bu iki parti arasında ki tartışma yani kuzey ve güneyle Rojava ile olan bu sürtüşmeler. Sorunların barışçıl yoldan çözülmesini talep ediyoruz, istiyoruz. Çünkü 90’lı yılarda kardeş kanı döküldü Kürd partileri arasında. PKK ile PDK arasında bu tür üzücü olaylar yaşandı yani kardeş kanına Kürd partilerin meydan vermemesi gerektiğini bu konuda gerek kürd aydınları, gerek yurtsever tüm çevrelerin elinden geleni yapmalarını özellikle kürd liderlerinin gereken sağ duyuyu göstermeleri gerekiyor yani bizim beklentimiz böyle.
 

Munzur Çem(Yazar):
 
Kürdlerin birlik olması gerekir 
 
Başlangıçta iki taraf stratejilerini belirlerken PYD tarafı daha çok muhalefetten uzak durarak, dışında kalarak hatta rejimle uzlaşarak önlenebilir bir çizgide kaldı. Bu başlarken Hewlêr’de bir takım toplantılar yapıldı. Mesut Barzani orada çok açık söyledi; Sizin birlik olmanız gerekir. Sorun şu; kürdlerin çoğulcu bir yapıyı benimsemeleri gerekir, kendi aralarındaki ilişkilerde eşitlikçi ve demokratik olmaları gerekir. Bu görüş ayrılıklarının şiddete dönüşmemesi ya da arzulanmayan derecede sertliklere dönüşmemesi için karşılıklı sorunları konuşma yoluyla, uzlaşma yoluyla çözümlenmesi gerekir. Bu bakımdan maalesef bu gerginlik bu çerçeveyi çoktan aşmış bulunuyor, temennimiz odur ki taraflar ulusal çıkarları, halkın çıkarlarını parti çıkarlarının önüne alsınlar ve bu yönde bir uzlaşma arayışı içerisine girsinler. Bütün parçalar gibi Suriye Kürdistanında da çoğulcu  bir yapı var, farklı örgütler var evvela oradan başlamak gerekir. Bu örgütlerin kendi aralarında bir araya gelip ulusal bir çerçevede uzlaşmaları gerekiyor ve başka parçaların da onlara bu yönde yardımcı olmaları gerekiyor. Onlara destek olmaları gibi bir çizgi esas alınmalıdır.

BasHaber Gazetesi

Yorum Gönder